birgün

22° AÇIK

SİYASET 02.07.2020 04:00

Tek kişi yönetimi: 16 kalemde 24 ay bilançosu

9 Temmuz 2018’de yürürlüğe giren, Cumhurbaşkanlığı ve Hükümeti tek kişide birleştiren anayasal düzenleme nasıl uygulandı?

1. Tarafsızlık: Cumhurbaşkanı (CB), göreve başlarken TBMM önünde andiçti: “üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma… namusum ve şerefim üzerine andiçerim”.

2. Parti başkanlığı: Anayasal dayanağı bulunmadığı halde parti başkanı oldu ve partizan sıfatla Anayasa andını açıkça ihlal etti ve etmekte.

3. Siyasal partiler: Devletin ve yürütmenin bütün unvanlarını şahsında toplayan kişinin parti başkanlığı, eşit yarışma koşullarından alıkoyduğu siyasal partileri, “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” şeklindeki anayasal tanım dışına çıkardı.

4. Cumhur ittifakı (Cİ): Hükümet bulunmadığı ve TBMM’nin Yürütme üzerinde denetim yetkisi olmadığı halde, Cumhur ittifakı (AKP-MHP) güçbirliği, müzakere işlevinden alıkoyduğu TBMM’ye vurulan ters kelepçe işlevine dönüştü.

5. Yasama: TBMM’nin “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” şeklindeki asli ve genel yetkisi, Cİ nedeniyle, vekillerin el kaldırma-indirme eylemine; demokratik muhalefet (CHP-HDP-İYİ Parti vd.) vekillerinin yapıcı eleştiri ve önerileri ise, “kayıtlara geçirilme”ye indirgendi.

6. Yasa önerisi: “Kanun teklif etmeye milletvekilleri yetkili” olmasına karşın, demokratik muhalefet önerileri işleme konmadı; AKP’li vekillerin imzasını taşıyan öneriler ise, bakanlık veya Saray bürokratlarınca hazırlandı.

7. Torba yasa: Yasa tasarısı kalktığı ve yasama girişim tekeli TBMM’de olduğu halde çoğu torba şeklinde hazırlanan metinler, yasal nitelikten yoksun ve Anayasa’ya aykırı olup AYM denetimini de zorlaştırdı.

8. Anayasa Mahkemesi (AYM): Anayasaya aykırı düzenlemelere karşı AYM işareti, Saray talimatı ve bakanlık beklentileri karşısında AKP’li vekiller için kimi zaman bir çıkış yolu oldu.

9. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK): Anayasal ve yasal çerçevelemeye karşın 24 ayda çıkarılan 64 CBK’nin 24’ü “torba” şeklinde, 2/3’ü ise AYM önünde.

10. Yargı: “Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm ver”mekle yükümlü hakimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı kağıt üstünde kaldı. CB yönlendirmesi, yargılama öncesi gözaltı ve tutuklamalara neden olduğu ve adil yargılama yapılamadığı gibi istisnai olarak yapılsa da, yargı kararlarına uyulmadı. Binlercesi arasında, Demirtaş/Kavala kararları tipik örnektir.

11. Erkler ayrılığı: Anayasada “Demokratik hukuk devleti” olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti’nin, bütün Devlet ve hükümet unvanlarını uhdesinde toplayan parti başkanının talimatları ile keyfi yönetim, erkler ayrılığını fiilen askıya aldı.

12. Demokratik toplum: Çoğu, tek kişi talimatlarından kaynaklanan yasalar, demokratik toplum öğelerini giderek kemirmekte, düşünce ve örgütlenme özgürlük alanları, hemen her yasal düzenleme ile daraltılmakta. Bekçi yasası ve güvenlik soruşturması-arşiv araştırması yasa önerisi, güncel örnekler.

13. Kamu yönetimi: AYM kararlarına ve geçmişte yaşanan acı deneyimlere karşın yasal düzenlemeler, kamu yönetiminde liyakat yerine partizan devşirme ve yapılanma iradesini teşhir etti.

14. Ülkesel yağma: Kişisel iktidar ereğinde merkezileşme yoluyla Anayasa ve AYM kararları ihlal edilerek doğal, tarihsel ve kültürel miras yağması hız kesmedi.

15. Tarihe yabancılaşma: Cumhuriyet’e dair ne kadar kazanım varsa hepsini küllendirme adına aslında Osmanlı tarihine de ihanette kişisel iktidar belirleyici oldu.

16. Devlet: TBMM’den barolara kadar demokratik devlet adına ne kadar düzenek varsa, kendisi dışında kalanları, ya vesayet altına aldı ya da bölüp parçalamaya ivme kazandırdı. Sonuç olarak; Anayasa’da “Türkiye Cumhuriyeti” yazsa da, “kişi+parti devleti” inşasında –akçal yetkileri de kişiselleştirme eşliğinde- vergi yükümlüsü yurttaşları daha çok fakirleştirilerek, ayrıştırılarak ve aşağılanarak toplumsal barış bozuldu.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız