Tekin yayınevi sahibi Elif Akkaya, yayıncılığın sonunu anlattı: Bu dava bağı koparır
Birgün Birgün Birgün Birgün
Bir kitap nasıl okunur? Hangi koşullarla raflarımıza konur? Yazar kaleme alır, yayınevine teslim eder, düzeltmeni, editörü üzerine çalışır. Kitap matbaaya gider. Baskısı olur. Dağıtıcı firma kitapevlerine dağıtır ve bizler de ya kitapevlerinden ya da internet satışlarından satın alırız kitabı. Bu, her zamanın en bilinen ticari zincirlerinden birisidir. Yayınevleri de, dağıtıcı firmalar da, kitapevleri de paralarını […]

Bir kitap nasıl okunur? Hangi koşullarla raflarımıza konur? Yazar kaleme alır, yayınevine teslim eder, düzeltmeni, editörü üzerine çalışır. Kitap matbaaya gider. Baskısı olur. Dağıtıcı firma kitapevlerine dağıtır ve bizler de ya kitapevlerinden ya da internet satışlarından satın alırız kitabı. Bu, her zamanın en bilinen ticari zincirlerinden birisidir. Yayınevleri de, dağıtıcı firmalar da, kitapevleri de paralarını böyle kazanır, yazarlarına, editörlerine de paralarını bu koşullarla verir. Ama Türkiye’de geldiğimiz noktada hala çok sayıda yayınevi, yazar, editör ve düzeltmen varken, bir dağıtıcı firma ve de neredeyse bütün ülkeyi çevrelemiş bir zincir market ağı var. O da D&R. D&R 1997 yılında açılmış, geçtiğimiz yıl sahibi olduğu Doğan Holding bünyesinden de AKP iktidarına yakınlığı ile bilinen Turkuvaz Müzik Kitap Mağ. Paz. AŞ.’ye satıldı. Bununla beraber de olanlar oldu. Çok sayıda kitabın eskisi gibi raflara girememesi, muhafazakar yazarların öne çıkarılması gibi birçok şeyle karşı karşıya kalındı.

30 Mayıs 2018’de Tekin Yayınevi, Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’ün bir paylaşımına cevaben, “Sayın Kenan Kocatürk; Bugün sosyal medyada paylaştığınız mesaj üzerine ekleme yapmak istedik İbrahim Kaboğlu, Zeynep Altıok ve Orhan Gökdemir’in Nisan ayında raflarda yer alan bu kitapları hala -ısrarla yürüttüğümüz görüşmelere rağmen- @DRdunyasi mağazalarına alınmadı. Duyurulur” paylaşımını yaptı. D&R ise bu paylaşımı şirket itibarını düşürdüğü gerekçesiyle Tekin Yayınevi’ne 50 bin TL’lik bir dava ile cevap verdi. Dava hakkında ilk duruşmasında görevsizlik kararı verildi ve Ticaret Mahkemesi’ne gönderildi. Şimdi yeni davanın duruşması için tarih bekleniyor.

57 YILLIK BİR MAZİ

1962 yılında kitap dağıtım şirketi olarak kuruluyor Tekin Yayınevi. Kısa bir süre sonra kitaplarını yayımlayamayan yazarların adresi oluyor. Kemal Karatekin tarafından kuruluyor. Yugoslav göçmeni ve Tito hayranı, cesur bir adam Karatekin. Sol Yayınları’nın kitaplarını üniversitelerde satarak başlıyor yayıncılık hikâyesi. Rıfat Ilgaz, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Kemal Tahir ve Orhan Kemal’ler geliyor yayınevine. Sonrasında yayıncı olarak birtakım ilkelerle hareket ediyor. Yayımladıklarıyla birlikte hızla büyüyor yayınevi. Uğur Mumcu, Doğan Avcıoğlu, Yalçın Küçük, Emin Çölaşan gibi yazarlar giriyor kataloğa. Böyle bir yayınevi kültürü yaratılıyor. 1960’dan itibaren yayımladıkları kitaplara baktığımızda böyle bir misyonla hareket ediyorlar. Laiklik ve Cumhuriyet değerlerine sahip aydınlanmayı savunan bir yapı bu.

Tekin Yayınevi Genel Yayın Koordinatörü Elif Akkaya ile bir araya geldik. O anlattı, yayınevinin geçmişteki ve bugünkü misyonunu. Elbette ki D&R tarafından açılan davayı ve süreci de anlattı.

Önce bugün yürüttükleri yayıncılık politikasından bahsetti: “Biz bu misyondan uzaklaşmadık. Bugüne izdüşümünü yaparak devam ediyoruz. Risk alan yazarların gerçeği aramak üzere yaptığı araştırmaları hala yayımlıyoruz. Biz de onlarla beraber aynı riski alıyoruz. Kurucu misyondan uzaklaşmak değil, bugünün ekonomik, politik ve teknolojik gelişmelerini de reddetmeden yayıncılığa devam ediyoruz. Bugün de gerçeği arama, aktarma ve yayma fikri çok önemli.”

Ancak yayıncılığın dengelerinin bugün çokça değiştiğini vurguladı Akkaya ve ekledi: “Yayıncılık bugün eski saiklerle yapılmıyor. Artık çok büyük bir ekonomik sektör ve çeşitliliği her geçen artarak devam ediyor. Yazarı, çevirmeni, editörü, yayıncısı ve diğer yandan da dağıtımcısı, zincir mağazası, kitapçısı ve okuru ile içiçe büyüyen önemli bir sektör. Bu ilişki önemli. Ve bu ilişkide tüm tarafların eşit, adil ve emeğinin karşılığını alacak şekilde konumlanması gerekir. Dağıtımda ve zincir mağazalarda yaşanan büyük sıkıntılar var elbette. Yeni çıkan kitaplarımızı okura ulaştırmakta güçlük çekiyoruz. Bu sorunu aşmak için yazar ve okur buluşmasını amaçlayan etkinlikleri çoğalttık. Birçok şehirde demokratik kitle örgütleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla etkinlikler yaptık. Kitap çıktıktan sonra yazarı okura götürmek için çabalıyoruz. Örneğin geçen yıl Anadolu’nun 20’ye yakın şehrinde fuarlara gitmişiz ve gittiğimiz şehirlerde fuarın dışında da yazarlarımızı okurla buluşturan etkinlikler yapmışsız. Yalnızca Türkiye’deki yazarlar için değil yurt dışındaki yazarları da bunun içine kattık. Uruguay eski devlet başkanı Jose Mujica’yı ‘Saraysız Başkanı’ Türkiye’ye getirdik.”

Dağıtım ağlarının tekelleşmesi, zincir mağazaların sektörü elinde tutmak isteyişini sordum. En büyük problem olarak işaretledi bu durumu. Elbette ki ekonomik zorluklar ve politik baskılar. Üstüne de sansür. Yaşanan zorlukları şöyle anlatıyor Akkaya:

“Bazı zorluklar var, evet. Çıkardığımız kitaplar teşhir alanlarında yeterince yer almıyor. Hatta çoğu zaman rafa dahi konmuyor. Dağıtım ağları son ekonomik krizle büyük darbe aldı. Üç büyük dağıtımcı konkordato ilan etti. Yayıncının binbir güçlükle elde ettiği ve biriktirdiği ekonomik değerleri buharlaşıp, yok olma tehlikesi içinde.  Yaşanan kriz ve ekonomik zorluklar üstüne politik baskı ve sansür de cabası… Yayınladığımız kitaplardan dolayı yüksek mevkideki dokunulmazlığı olan ve iktidara yakınlığı bilinen şahısların açtığı davalar ve soruşturmalarla uğraşırken, bir bakıyorsun benzeri bir davayı, yayıncılık zincirinin içinde yer alan bir firma da aynı yöntemlerle size açabiliyor. Bir yandan yazarlarımız, kitaplarımız ve yayın ilkelerinden ötürü politik baskıya uğrarken bir yandan da ekonomik baskı ve zor süreçlerde ayakta kalıp bunu bertaraf etmeye çalışıyoruz. Düşüncenin ifade edilmesi ve bunun yayılması önünde o kadar büyük politik baskılar var ki… Bu o kadar çok yayılmış durumda ki… Dağıtım işinin tek bir firmanın tekelinde toplanması mesela. Bütün gazetelerin tek bir dağıtım şirketi tarafından dağıtılmasından bahsediyorum. Bu şirketin CEO’sunun da iktidara yakın bir aileden geliyor olması. Bunların hepsi birbirine bağlı. Yayınladığın kitaplardan dolayı yayınevi ‘mimlenmişse’, bir şekilde hep zorluklarla karşılaşıyorsunuz. Doğru mu, değil. Sözleşmelerimizin olduğu ticari bir alan bu. Sözleşmelere riayet etmemiz gerekiyor. Ama bu bazen böyle gerçekleşmiyor.”

D&R’ın devriyle beraber ise kitaplarının mağazalar için satın alımının ve teşhirinin durma noktasına geldiğini aktaran Akkaya, “D&R, yayıncılıkta en büyük zincirdir. El değiştirmesiyle beraber büyük bir sıkıntı yaşandı. Kitaplar alınmadı, mağazalarda teşhir edilmedi uzun bir süre. Kitap çıkar, tanıtımı gider, tanıtıma bakılır, kaç mağazaya kaç kitap alınacağı belirlenir, sipariş oluşur ve sipariş aktarılır. Hemen hemen her yeni kitap bu zincir mağazaları içinde yer alırdı. Ama şirketin satılmasıyla beraber bir sıkıntı oluştu. ‘Yeni bir devir yapılıyor, ondan işlemlerde sıkıntı var’ deniliyordu. Yeni bir devir var ve o yüzden olabilir dedik. Çıkardığımız aylık ortalama 7-8 kitabın mağazalara ulaşmaması anlamına geldi bu” diyor.

HAKARET YOK, ELEŞTİRİ BİLE DEĞİL

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun “Çocuklar ve Anayasa”, Zeynep Altıok’un “İçi Boşaltılan Cumhuriyet ve Laiklik” ve Orhan Gökdemir’in “AKP’li Yıllarda Türkiye’nin Düzeni” kitabına ilişkin Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’e verdikleri cevap üzerine dava açıldığını söylüyor Akkaya ve dava sürecine ilişkin şöyle devam ediyor:

“Geçen sene mayıs ayında henüz resmi bir devir olmamıştı. Herkesin haberi vardı ama konuşuluyordu. 31 Mayıs tarihiydi. Ramazan’dı. Ramazan nedeniyle Turan Dursun’un kitaplarının raftan indirildiğiyle ilgili bir haber çıktı. Onun üzerine de Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk bir tweet attı. “Kültürel çeşitliliği koruyacaklarına söz vermişlerdi” diye bir paylaşımdı. Bizim de aylarca uğraştığımız ve raflara sokamadığımız İbrahim Kaboğlu’nun önemli bir çalışması “Çocuklar ve Anayasa” ve Zeynep Altıok’un “İçi Boşaltılan Cumhuriyet ve Laiklik” ve Orhan Gökdemir’in “AKP’li Yıllarda Türkiye’nin Düzeni” kitapları uzun zaman geçmesine rağmen mağazalara alınmamıştı. Okur da yazar da sonuçta takip ediyor. Okur bulamıyor, yazara, yayınevine soruyor. Biz de Tekin’in sosyal medya hesabından Kenan Bey’e cevaben, “Başkan, bu kitaplar da aylardır alınmadı. Uğraşıyoruz.” şeklinde bir serzenişte bulunduk. Turan Dursun’un kitapları, bu kitaplar derken olay biraz büyüdü. Ertesi gün D&R’ın yetkilileri dağıtım firmasını arayarak, ‘Ne gerek vardı buna? Biz zaten alacaktık bunları’ demiş. Dağıtım firması da “Yayınevinin derdi sizi teşhir etmek ya da suçlamak değil. Doğal bir serzeniş bu” cevabını vermiş. Bir hakaret yok. Eleştiri bile yok. Yalan değil hem. Gerçek. Almadılar yani. Ertesi gün de alması gereken kitaplardan iyi bir alım gerçekleştirdiler. Bu da elimizde kanıt olarak duruyor. Süreç rutininde devam etti. 2018 Eylül’ünde ise bir dilekçe geldi mahkemeden. Şirketin ticari olarak itibarını sarstığına dair suçlayıcı ifadelerle yazılmış bir dilekçeye şahit olduk mahkeme kanalıyla. Bir tazminat davasıydı. Normalde hukuki süreç bir kere işliyor. Bir dilekçe geliyor ve sen de ona cevap veriyorsun. Bir dava tarihi belirleniyor. Bizde tam tersi oldu. Şirket mahkeme kanalıyla 3 ayrı dilekçe gönderdi. İlk duruşması yakın zamanda yapıldı. İlk duruşmada mahkeme görevsizlik verdi. Ticaret Mahkemesi’ne gidecek şimdi dosya.”

SEKTÖRDE İLK KEZ YAŞANIYOR

Politik kimliği olan ve iktidara yakınlığıyla bilinen kişilerin kitaplara yönelik ‘itibar’ davaları açtığını aktaran Akkaya, benzer bir davanın bir dağıtımcı şirket tarafından yayınevine açılmış olmasını bir ilk olarak değerlendiriyor.

“Bu çok acı bir şey. 25 yıllık bir firma D&R. Birçok sorun var. Bütün sektörlerde sorunlar olur ve bunlar bir şekilde çözülür. Doğan Medya’nın elindeyken şirket, birçok protestolar yapıldı. Düşünce ve özgürlük sınırları kapsamında değerlendirilebilirdi bunlar. Hamide Yiğit’in kitabında da böyle davalar oldu. İHH, Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak müdahil oldu. Armatör şirketlerinin itibarını zedelediği gerekçesiyle davalar açıldı. O davanın benzerini şimdi dağıtımcı firmamızla yaşıyoruz. Kaybedilmesi halinde 50 bin TL tazminat, en çok satan gazetelere ilan verilmesi, avukat masrafları vs. ile karşı karşıyayız. Herhalde bir 100 bin TL’yi bulacak” diyen Akkaya şunları da ekliyor: “Asıl önemli olan, biz ticaret yapıyoruz ve yıllardır büyük emeklerle kurulmuş yayıncı-dağıtımcı-kitapçı şeklinde oluşmuş bir sektörün parçasıyız. Biz üretmezsek o olmaz. O olmazsa biz okura ulaştıramayız. Yayıncı bu kadar riski alıp kitabı üretip, zincir mağazaya çok büyük indirimlerle verdiği ve onu da ayakta tutmaya çalıştığı halde böyle bir şeyle karşı karşıya kalabiliyor. 25 yıldır hiçbir problem yaşamamışız biz. Bu tweet de bir bilgilendirmeydi. Elimizde 50 tane yazışma var. Bu, kitap tedarik eden büyük bir ağa sahip bir dağıtımcının açtığı ilk dava. Bir bağ var aramızda. Bu bağın kopmaması gerekiyor. Bugün yürüttükleri davayla şunu anlıyoruz ki bu bağı umursamıyorlar. Bir kitapçı olsa bunu dert edinirdi. Eski D&R olsa kitabımı vermesem bunu dert edinirdi. Kısacası bu bir dava konusu değil, haklı ve doğru bir eleştiri olarak algılanmalı.”

***

Düzeltme ve Cevap
T.C. İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/3564 D.İş sayılı kararı nedeniyle yayınladığımız düzeltme ve cevap metnidir.

Düzeltme ve Cevap

Birgün Gazetesi’nin 18.05.2019 tarihli nüshasının 15. sayfasında “Bu Dava Bağı Koparır” başlığı ile yayınlanan haber, kasıtlı olarak müvekkili karalama ve kötüleme amacıyla kurgulanarak hazırlanmış, gerçeklerle bağdaşmayan bir haberdir.

Bütün Türkiye kamuoyu tarafından bilindiği üzere, D&R mağazalannın sahipliğindeki değişiklik 01 Haziran 2018 tarihi itibariyle başlamıştır. Bu tarihten önce D&R mağazalarında müvekkil şirket tarafından herhangi bir tasarrufta bulunulması mümkün değildir. Keza el değiştirme tarihinden sonra da D&R yayın politikasında ve işleyişinde herhangi bir değişik söz konusu olmamıştır. Hal böyle iken, müvekkilin henüz devir dahi almadığı, Doğan Grubu tarafından yönetilmeye devam edildiği bir dönemde, Kenan Kocatürk tarafından sosyal medya üzerinden tamamıyla yalan bir tweet paylaşılarak D&R mağazalarında kimi yazarlara ilişkin kitapların Turkuvaz tarafından kaldırıldığı iftirasında bulunulmuştur.
Tekin Yayınevi ise Kenan Kocatürk’ün Turkuvaz’ı direk hedef alan tweetine, yayınevine ait twitter hesabından cevap vererek, Kenan Kocatürk’ün tweetinde belirttiklerine ek olarak başka bir takım yazarlara ait ktaplann da mağazalara alınmadığı iftirasında bulunmuştur. Yani, Turkuvaz’ın direkt suçlandığı bir tweete cevapla yeniden Turkuvaz hedeftenerek Tekin Yayınevi tarafından ayrı bir suçlamada bulunulmuştur.

Tekin Yayınevi’ne bu iftirasından dolayı açtığımız davada, ne gariptir ki, Tekin Yayınevi attığı tweeti Turkuvaz’ı kastederek atmadığı savunmasında bulunmuştur!

Tweetlerin atıldığı tarihte ve ithamlara ilişkin dönemde D&R’la Turkuvaz’ın bir ilişkisi bulunmadığı yöneticiler tarafindan Tekin Yayınevi’ne bildirilerek hiç değilse nezaketen özür dilenmesi ricasında bulunulmuş, Tekin Yayınevi tarafindan önce bu rica kabul edilmiş ve fakat daha sonra ne olduysa Tekin Yayınevi özür dileme fikrinden vazgeçmiştir. Bütün bu gelişmeler neticesinde, iftira içerikli tweetlerle hiçbir ilgisi olmayan müvekkil şirketin dava yoluyla üzerine atılan iftiralar karşısında ticari itibarını korumaktan başka bir çaresi kalmamıştır.
18 Mayıs 2019 tarihli tekzibe konu Birgün Gazetesi’ndeki röportajda ise, Tekin Yayınevi yayın koordinatörü Elif Akkaya ilgili tweetindeki ithamlarında müvekkili hedef aldığını yeniden ifade etmiştir!

Yukanda ifade ettiğimiz üzere, tweet tarihinde ve öncesinde D&R mağazaları müvekkil şirket uhdesinde değildir. İlaveten tweette belirtilen şekilde bir farklılık da hiçbir zaman uygulanmış değildir.
Paylaştığı tweet ile müvekkili suçlayan ve iftira atan, mahkeme boyutunda müvekkili kastetmediği savunmasında bulunan, daha sonra Birgün Gazetesi’ne verdiği röportajda tekrar müvekkili suçlayan bu yayınevi ve sahibini/yayın koordinatörünü kendi okuyucusunun vicdanına havale ediyoruz.
Kitap ve yazın alanında faaliyet gösteren bir işletmeyi iftira atarak zarar uğratmak kastıyla ticari anlamda itibarsızlaştırmaya çalışmak, yazın alanındaki bir yayınevine ve sahibine/yayın koordinatörüne yakışmamaktadır.
Birgün Gazetesi’nin de küçük bir araştırmayla D&R’ın sahipliği ile ilgili gerçek bilgiye kolaylıkla ulaşarak röportajdaki ifadelerin iftira niteliğinde olduğunu anlaması mümkünken, bunu yapmayarak gazeteciliğin en temel kuralını çiğnemesi, tek taraflı haber yapmasını kendi okuyucusunun takdirine bırakıyoruz.

Haberde röportajına yer verilen Tekin Yayınevi, her söyleminde (tweet-mahkeme-röportaj) farklı beyanlar ile tutarsız bir şekilde müvekkil şirketi zan altında bırakmaya devam etmektedir. Birgün Gazetesi de alenen ortada olan gerçekleri görmezden gelerek, Tekin Yayınevi’nin gerçek dışı açıklamalarına gazetesinde yer vermiş ve okuyucuyu yanıltarak, kamuoyunda yanlış algı yaratmaya ve böylelikle müvekkilin ticari itibarının kasıtlı olarak zedelenmesine sebebiyet vermiştir.

D&R mağazaları devir öncesindeki anlayış ve uygulamalarına aynen devam etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur
Turkuvaz Müzik Kitap Mağazacılık Pazarlama A,Ş. (D&R) Vekili Av. Fatih SAVAŞ

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız