Google Play Store
App Store

Antalya’da Çandır Çayı yatağında planlanan TOKİ projesi için süreç hızlandı. ŞPO Yönetim Kurulu Üyesi Yörük, projenin yaratabileceği kamu zararını aktardı.

Tercihleri kamu yararından değil ranttan yana: Dere yatağında TOKİ projesi

İlayda SORKU

TOKİ, Antalya Konyaaltı’na bağlı Çakırlar mevkiinde 6 etaptan oluşan toplu konut projesi için zemin etütlerinin tamamlayarak inşaat çalışmalarını hızlandırdı. Toplam 4 bin 574 konut, 70 dükkan, 2 ilkokul ve 1 camiden oluşan projenin sahası, Boğaçayı’nın bir kolu olan ve ocaklarla tahrip edilen Çandır Çayı’nın yatağında yer aldı.

Projenin 1. etap konut ve okul inşaat sahasının bir kısmının, Çandır Çayı Taşkın Riski Etki Alanı içinde kaldığı tespit edildi. Ayrıca proje alanının ikinci derece içme suyu koruma havzasında yer aldığı belirtildi. Dere yatağı ve dağ eteğindeki topoğrafya, hızlı gelişen seller açısından riskli kabul edildi. Buna karşın TOKİ’nin ÇED dosyasında, “Proje sahasında proje kriterlerini etkileyecek seller söz konusu değildir” ifadeleri yer aldı.

KENT BÜTÜNLÜĞÜNE TEHDİT

Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Funda Yörük, projeye üç temel nedenle karşı çıktıklarını söyledi. Öncelikle alanda herhangi bir imar planı bulunmadığını vurgulayan Yörük, “Süreç işletilirken 20-25 tane kurum görüşü alıp üst ölçek planlarla uyumlarını kontrol ederiz ve bölgenin fiziksel bütün planlama kriterleriyle değerlendirmesini yaparız. Oysa burada neredeyse hiçbir şeye bakılmamış durumda. Projeyle birlikte bölgeye gelecek binlerce kişinin hangi ulaşım aksıyla kentin diğer noktalarına taşınacağı gibi kurgusal planlamalar yok” dedi.

“İkincisi Antalya’da bir sürü planlı alan var” diyen Yörük, “Bu kent daha fazla göçü ya da daha fazla insan kaynağını kaldırabilecek durumda değil. Biz bunu ifade ederken ve imarlı alanlarımız dolmamışken yeni bir alan imara açılmaya çalışılıyor. İmar planı yapılmadan, kurum görüşleri alınmadan konut inşaatı için ihale yapılması; kamu yararını, doğal çevreyi ve kent bütünlüğünü doğrudan tehdit eden bir uygulamadır” şeklinde konuştu.

MALİYETİ KATLANACAK

Üçüncü gerekçe olarak çevresel risklere dikkat çeken Yörük, şöyle konuştu: “Burası Boğaçayı’nın bir kolu Çandır Çayı Havzası kapsamında kalıyor. Çayın toprak biriktirdiği bir saha. Buranın yapılaşması demek Sarısu, Gürsu ve Liman bölgelerinin su basmasına sebep olunması demek. Çay yatağının bulunduğu havza kapsamında kalıyor olması sıkıntılı bir süreç olacağına işaret ediyor. Sağlam bir zemin için inşaat maliyeti katlanacak. Sosyal konut üretimi kamusal ihtiyaçtır. Ancak bilime ve tekniğe uygun planlama yapılmıyorsa kamu yararı önceliğinden bahsedilemez. Sosyal konut yapılmalı ancak yeri burası olmamalı. Ayrıca burası denize yakın bir bölge. Dolayısıyla arazinin değeri de fazla. İçme suyu koruma havzası ikinci bölgesinde. İçme sularımızın bu kadar sıkıntılı olduğu bir süreçte o alanı da korumak gerekiyor. Ancak ısrarla oraya yapılmak isteniyor. Maliyeti yüksek olan bir yere neden sosyal konut yapıp insanlara daha pahalı bina satılmak istenir? Bunun yerine devlet keşke konut kredilerine destek olsa. Proje için zemin etüt çalışmaları bitmiş deniyor. Ancak en kötü zemine de inşaat yapılabilir, denizin içine de yapı yapılabilir. Önemli olan yapılabiliyor olmasının doğru olduğu anlamına gelmemesi.”