birgün

8° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN KİTAP 17.01.2020 06:00

Terrell Carver’in Engels’i

Terrell Carver, Friedrich Engels’in hayatını, mücadelesini, düşüncesini ve eserlerini titiz bir biçimde gözler önüne seriyor. Hiçbir şeyi atlamamaya ve Engels’e haksızlık etmemeye çalışıyor

Terrell Carver’in Engels’i

CEM EROĞUL

Engels’in 200. doğum yılı vesilesiyle yayınlanan kitaplar arasında, biri özellikle dikkat çekiyor: Yordam Kitap’ta Ümit Şenesen’in çevirisiyle çıkan, Terrell Carver’in Friedrich Engels - Yaşamı ve Düşüncesi. Marx’la Engels’in adları birbiriyle öylesine kaynaşmış ki, biri anılınca ötekinin akla gelmemesi olanaksız. Ama bu eşit bir birliktelik değil. Engels’in de oluşmasına kesin katkıda bulunduğu genel algıya göre, bu ikilide Marx öndedir.

Nitekim Engels, birlikte geliştirdikleri dünya görüşünün Marksizm diye anılmasında ısrarcı olmuştur. Ancak bundan, Marx’ın 'usta', Engels’in de 'çırak' olduğu sonucu çıkarılırsa, bu çok yanlış olur. İşte Terrell Carver’in kitabının en büyük erdemlerinden biri, bu gerçeği büyük bir açıklıkla gözler önüne sermesi. Engels’in ilk yirmi dört yılını didik didik araştıran ve irdeleyen Carver, adını koymasa da, gerçekte Engels’in Marx’tan önce Marksist olduğunu, tartışılmaz biçimde kanıtlıyor.

İŞÇİ SINIFI DEVRİMCİSİ

Engels’in işçi sınıfını 'dert edinmesi' daha on sekiz yaşında baba memleketinde (ve babasına karşı) başlıyor. Kasım 1842’de babasının fabrikasında çalışmak üzere İngiltere’ye gittiğinde, neye bakacağını biliyor. İlk fırsatta Manchester’in proleter mahallelerine dalıyor. Zaten hayatının aşkı olacak Mary Burns’le de orada tanışıyor. Mary, çifte devrimci. Hem proleter, hem de koyu bir İrlanda bağımsızlıkçısı. (Mary 1863’te, kırk bir yaşındayken kalpten ölüyor.)

Özelikle 1843 yılı (Marx’ın 1844 Elyazmaları’ndan bir yıl önce), Engels’in Marksist dönüşümü için son derece verimli. O yıl işçi sınıfı üzerinde düzenli araştırmasına başlıyor. Tuttuğu notlar, Almanya’ya döndükten sonra Haziran 1845’te yayınlanacak olan ve türünün ilk işçi sınıfı kitabı olan İngiltere’de Emekçi Sınıfının Durumu’na malzeme oluyor. Aynı yıl, tarihin ilk ulusal işçi hareketi olan İngiliz Çartist hareketin önderleriyle tanışıyor. Yine o yıl, daha sonra Komünist Manifesto’nun 'siparişini' verecek olan Adiller Birliği’yle ilişkiye giriyor.

Yine 1843 yılının eylül-aralık aylarında çok sıkı bir iktisat çalışmasına başlıyor. Bunun ürünü, Şubat 1845’te, Marx’ın Ruge ile birlikte çıkardığı Alman Fransız Yıllığı’nda yayınlanıyor. Marx, 'Politik İktisat Eleştirisinin Ana Hatları' başlığını taşıyan bu makalenin çok değerli olduğunu ve kendisinin de gözünü açtığını hep içtenlikle belirtmiştir. Kısacası, Marx’la Engels 1844 Ağustos’unda Paris’te buluşup düşünsel yaşamlarını birleştirmeye karar verdiklerinde (bilindiği gibi bu karar ikisinin ölümüne dek hiç duraksamadan sürmüştür), Engels hem işçi sınıfı mücadeleciliği, hem komünist siyasetçiliği, hem de ekonomi politik çalışmalarıyla 'Marksist' olmuştu bile.

BENZERSİZ DOSTLUK ÖRNEĞİterrell-carver-in-engels-i-680776-1.

Engels’in çok dikkat çekici bir başka yönü, verdiği dostluk örneği. Düşünce tarihinde böylesine verimli bir dostluk ilişkisinin bir eşi var mı bilmiyorum. Bir kere 1845’ten başlayarak ölümüne kadar Marx’ın bilimsel çalışmalarına hem manevi destek, hem de elinden geldiğince düşünsel malzeme sağlıyor. Hiç sekmeyen maddi desteğini, 1850’den 1870’e dek nefret ettiği patron konumunda çalışmayı sırf bunun için göze aldığını, 1870’te bu esaretten kurtulur kurtulmaz Londra’ya taşınıp varını yoğunu Marx ailesine hasrettiğini herkes biliyor.

Ancak Marx’ı esas ayakta tutan, Engels’in bir an için bile gevşemeyen dayanışması. Marx’ı araştırmalarında sürekli destekleyen, ürün vermesi için deliler gibi sıkıştıran, gazete yazılarını hiç hayıflanmadan onun yerine yazan, iş yaşamının ayrıntıları konusunda onu sürekli aydınlatan, bütün davalarında onun yanında omuz omuza dövüşen, hastalandığında üzerine titreyen, karısı öldüğünde evinden çıkamayacak durumda olan Marx’ın yerine cenaze törenini yürüten, o öldükten sonra da, geriye kalan iki kızına baba gibi davranan, mirasını Marx’ın çocukları ve torunları arasında bölüştüren de hep o.

MARX'IN YAPITLARININ TAMAMLAYICISI

Eserine yaptığı katkı ise, asla abartılamaz. Marx öldüğünde, yayınlanmış çok az şeyi vardı. Kapital’in birinci cildi çıkmıştı ama, başyapıtının gerisi önemli ölçüde ham malzeme durumundaydı. Marx yaptığı çalışmadan asla tam tatmin olamayan, durmadan yeni veriler peşinde koşan, ileri yaşında Rusça öğrenme dahil, bilgi için tırmanmayacağı dağ bırakmayan olağanüstü bir düşünürdü. Dolayısıyla, yayınlanmış az sayda eser dışında, inanılmaz miktarda yarı işlenmiş malzeme bıraktı. Üstelik de yazısı neredeyse okunmayacak derecede kötüydü.

Marx 1883’te ölünce, Engels geriye kalan on iki yılında, bu malzemenin olabildiğince değerlendirilmesi için inanılması güç bir çaba harcadı. 1885’te Kapital’in ikinci cildini çıkardı. 1894’te ise, ölümüne bir yıl kala üçüncü cildi yetiştirdi. Dördüncüsüne ömrü yetmedi, ama elyazmalarını kendisi okuyup yazdırarak, bunun daha sonra Kautsky tarafından yayımını mümkün kıldı. Bu arada birinci cildin yeni basımlarını hazırladı. Bunun dışında, Marx’ın yeniden basımı yapılan eserlerine önsözler, girişler yazdı. Nihayet dünya işçi hareketinin Marksist bir çizgide gelişmesi için son nefesine dek uğraştı.

ENGELS'İN HAKKINI VEREN BİR BİYOGRAFİ

Engels’in Marksizme katkıları arasında, hem Alman İdeolojisi ve Komünist Manifesto gibi Marx’la birlikte kaleme aldıkları, hem de yalnız başına yazıp Marksizmin dünya çapında tanınmasında olağanüstü etkili olan Anti-Dühring ve (aslında bunun üç bölümü olan) Ütopyadan Bilime Sosyalizmin Gelişimi (1880) kitapçığı kesinlikle anılmalı. Onun dışında, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni ve Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu gibi çalışmaları da çok etkili olmuştur.

Terrell Carver, bütün bunları titiz bir biçimde gözler önüne seriyor. Hiçbir şeyi atlamamaya ve Engels’e haksızlık etmemeye çalışıyor. Ama Engels’in bilime felsefi yaklaşımını tam kavrayamamış gibi görünüyor. Özellikle Engels öldükten sonra elyazmaları arasında bulunan Doğanın Diyalektiği’ni epey yadırgadığı belli. Ama yine de yansızlığını korumaya çalışarak, esas olarak başkalarının eleştirilerini aktarmakla yetiniyor. Çalışması bence çok değerli. Çok kolaylık sağlayan zengin bir dizinden başka 'ileri okumalar kılavuzu', haritaları ve resimleriyle okura gerçek bir düşünsel şölen sunuyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız