Google Play Store
App Store

Real Madrid’de büyük umutlarla başlayan Xabi Alonso dönemi, sistem arayışı, kadro istikrarsızlığı ve yıldızlara dayalı hücum dengesizliği nedeniyle kısa sürdü. The Athletic’e göre istatistikler doğru yönde ilerlemeyi gösterse de Bernabeu’da sonuç baskısı, sabırdan bir kez daha ağır bastı.

Kaynak: Spor Servisi
The Athletic mercek altına aldı: Xabi Alonso Real Madrid’de neden tutmadı?
AA

Real Madrid, istikrarsız sonuçların ardından teknik direktör Xabi Alonso ile yollarını ayırdı. İspanyol devi, Alonso’nun ardından teknik direktörlük görevine Real Madrid Castilla’yı çalıştıran Alvaro Arbeloa’yı geçici olarak getirdi.

Alonso’nun vedası, geçen pazar günü Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde oynanan İspanya Süper Kupası finalinde Barcelona’ya 3-2 kaybedilen maçın hemen ardından geldi.

Her ne kadar Real Madrid, La Liga’da lider Barcelona’nın yalnızca dört puan gerisinde yer alsa ve Şampiyonlar Ligi’nde yoluna güçlü bir konumda devam etse de, kulüp içinde bir süredir devam eden memnuniyetsizlik bu ayrılığın önünü açtı.

ABD spor sitesi The Athletic, “Xabi Alonso’nun taktikleri neden Real Madrid’de işe yaramadı?” başlığıyla yayımladığı analizde, bu süreci tüm yönleriyle ele aldı.

HIZLI BAŞLANGIÇ, KISA SABIR

Xabi Alonso’nun Santiago Bernabeu’ya dönüşü büyük bir iyimserlikle karşılandı. Geçen yaz Kulüpler Dünya Kupası öncesinde görevi devralan 44 yaşındaki teknik adam, tüm kulvarlarda oynadığı ilk 20 maçın 17’sini kazanarak dikkat çekici bir başlangıç yaptı. Kasım ayına gelindiğinde Real Madrid, La Liga’da beş puan farkla liderdi.

Ancak Real Madrid’de teknik direktörlerin kaderi çoğu zaman uzun vadeli projelerden çok, kısa vadeli sonuçlara bağlı oluyor. Bayer Leverkusen ile Bundesliga şampiyonluğu yaşayan Alonso’nun detaycı, sistem odaklı ve sabır gerektiren oyun anlayışı, Madrid’in “hemen kazan” refleksiyle çelişti.

The Athletic’e göre Alonso, Madrid’de daha çok bir “proje yöneticisi” gibi konumlandı. Ancak fikirlerini tam anlamıyla hayata geçirebilmesi için ne yeterli zaman ne de kadro istikrarı vardı. Yönetim ve oyuncular nezdinde artan huzursuzluk, bu sürecin erken bitmesine yol açtı.

SÜREKLİ DEĞİŞEN KADRO, OTURMAYAN YAPI

Alonso’nun görev süresi boyunca Real Madrid, özellikle kadro istikrarı konusunda sorun yaşadı. İspanyol teknik adam, La Liga’da hiçbir maçta aynı ilk 11’i sahaya sürmedi ve maç başına ortalama 3,1 değişiklik yaptı. Bu istatistik, Madrid’i ligin en istikrarsız takımlarından biri haline getirdi.

Sezonun ilk yarısında savunmada yaşanan ciddi sakatlıklar da işleri zorlaştırdı. Antonio Rüdiger, Eder Militao, Dani Carvajal, David Alaba, Ferland Mendy ve Trent Alexander-Arnold gibi isimlerin uzun süreli eksiklikleri, Alonso’nun planlarını sık sık revize etmesine neden oldu.

Topla oyunda Alonso’nun tercihi, Leverkusen dönemini hatırlatan üçlü savunma temelli geçişken bir yapıydı. Tchouameni’nin savunma hattına inmesiyle 3-2-5 veya 3-4-3 benzeri dizilişler oluşturuluyor, oyun kurulumunda farklı varyasyonlar deneniyordu. Ancak bu yapı, süreklilik kazanamadı.

ARDA'NIN ROLÜ VE HÜCUMDAKİ DENGESİZLİK

Sezonun dikkat çeken başlıklarından biri, Arda Güler’in sağ kanatta oyun kurucu rolüne kaydırılması oldu. 20 yaşındaki milli oyuncu, teknik kapasitesiyle presi kırabilen bir profil çizse de, pozisyon bilgisi ve savunma katkısı zaman zaman risk yarattı.

The Athletic, Alonso’nun Arda Güler’den faydalandığını ancak Jude Bellingham, Vinicius Jr ve Federico Valverde gibi yıldızlardan maksimum verimi alamadığını vurguluyor. Hücum hattında Mbappe ve Vinicius Jr arasındaki uyum artmış olsa da, oyunun büyük ölçüde sol kanada yığılması Madrid’i tahmin edilebilir hale getirdi.

Sağ kanatta Rodrygo, Brahim Diaz, Valverde ve Mastantuono’nun dönüşümlü kullanılması beklenen etkiyi yaratmadı. Bu durum, Real Madrid’in son yıllarda yaşadığı hücum dengesizliğini ortadan kaldırmaya yetmedi.

MBAPPE’YE AŞIRI BAĞIMLILIK

Kylian Mbappe’nin ligde 18 maçta attığı 18 gol, bireysel olarak etkileyici bir performans ortaya koydu. Ancak bu durum, Madrid’in hücum yükünün büyük ölçüde tek bir oyuncunun omuzlarına binmesine neden oldu.

The Athletic’e göre Mbappe’nin golcülüğü bir sorun değil; ancak bu goller, takım oyununun dengesi pahasına geliyorsa, Real Madrid’in hücum gücü daha kolay durdurulabilir hale geliyor.

Alonso’nun gelişiyle birlikte Real Madrid’in önde baskı yapma isteği arttı. Madrid, bu sezon La Liga’da rakip yarı sahada kazandığı toplarla şut üreten takımlar arasında zirvede yer aldı.

Ancak sezon ilerledikçe bu pres yoğunluğu düştü. Mbappe ve Vinicius Jr’ın savunma katkısı azaldı, orta saha ile hücum hattı arasındaki mesafeler açıldı. Bu durum, Madrid’i özellikle geçiş savunmasında kırılgan hale getirdi.

RAKAMLAR UMUT VERİCİYDİ, SABIR YOKTU

İstatistiksel olarak bakıldığında Alonso’nun süreci tamamen başarısız değildi. Real Madrid, beklenen gol farkı (xG difference) açısından La Liga’nın en iyi takımıydı ve maç başına rakiplerine ortalama bir gol üstünlük sağlıyordu.

Bu performansın bir sezon boyunca sürmesi halinde kupa ihtimali yüksekti. Ancak Real Madrid’de süreçlerin değil, sonuçların konuşulduğu bir ortamda, Alonso’ya bu zamanı tanıyacak sabır gösterilmedi.

Sonuç olarak, Xabi Alonso’nun Bernabeu macerası, doğru fikirlerin yanlış zaman ve yanlış koşullarla buluştuğu bir örnek olarak kısa sürede sona erdi.