The King: Monarşi meşru değildir
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Netflix filmlerinden The King’deki 20’li yaşlardaki Henry V’in yaptığı konuşmadaki puslu da olsa kendini hissettiren savaş karşıtı dil ve savaşın ahmaklığını vurgulayan üstü kapalı tonlama ayarı dikkatimi çekti

Hakkında en çok konuşulan yeni Netflix filmlerinden The King, daha doğrusu Timothée Chalamet ve Robert Pattinson’lı The King yükselişte. Avon’un Ozanı’nın Henriad’ındaki dört oyundan birkaçına dayanan bu tarihi drama, tarihsel birebir gerçekliklerden ziyade Shakespeare metnine daha yakın duruyor. Derinlikli bir yapılanma gerektiren sinema dramaturjisi de, Mozart’ın kendi müziği için söylediği gibidir “...senfoniden bir nota düşmeye görün, geriye bir şey kalmaz.” Kralı oynayan Timothée Chalamet’nin yabansı, klasik ama zamansız ve bazı anlarda antik bir ruh taşıyan ağır rolüyle izleyicinin hoşuna gidecek bir çelişki ortaya çıkmış, bu çelişki genel kasvetli depresif ve ağır atmosferi körüklemiş, bu atmosferde söylenen sözler çok daha anlamlı ve doyurucu bir hale bürünmüş.

Henry V karakteri sinemada, tiyatroda işlenmesi sevilen bir karakter. 1944’te Laurence Olivier tarafından yönetilip oynanan, gösterime girdiğinde olumlu eleştiriler alan ilk Shakespeare filmlerinden olan Henry V, en iyi film ve en iyi aktör dallarında Oscar’a aday olmuş ancak film bu dallardan ödül almak yerine o sene Olivier’e onur ödülü verilmişti. Tartışmalar yaratan bu ödül, anglofon dünyadan bir filme Akademi sadece bu ödülü layık gördü gibi yorumlanmıştı. Bir diğer yapım 1989 tarihli Kenneth Branagh tarafından yönetilip oynanmış ve Oscar adaylıkları kazanmıştı. Hatta Orson Welles Henry V hikâyesindeki Falstaff karakterine odaklanan filmini de bunlara ekleyebiliriz. Bu son filmde Falstaff karakterini ise Joel Edgerton canlandırıyor ve kesinlikle açık ara karakteri şu ana kadar en iyi yorumlayan kişi olmuş. Bugün ise tüm bu klasik tarzdaki yapımlardan farklı bir filmle karşı karşıyayız. The Rover ve Animal Kingdom filmlerinden bildiğimiz David Michôd tarafından yönetilen The King için Oscar adaylığı çıkmayacaktır ama son derece başarılı bir yorumlama diyebileceğimiz film, izlemesi akıcı ve de Netflix’in yüz akı işlerinden biri olarak yerini alacaktır.

KOYU GRİ CEHENNEM

Pek çok kitapta ‘savaşçı kral’ olarak anılan Henry V (Teresa Cole kitabında örneğin) denilince akıllara ilk gelen şey Agincourt Savaşı’dır. Zaten 2019’da Netflix’te Henry V filmi izleyecek olan birisinin iki şeye dikkat önceliği vermesinde fayda var. Bunlardan biri İngilizlerin Fransızlarla giriştiği Agincourt Savaş sahnesidir. Bu sahnede başrolü çamur oynuyor. Dramatik açıdan da anlamlı olan çamur aslında tarihi bir gerçek ve çeşitli kaynakların verdikleri rakamlara göre, 8.500 kişilik üstelik uzun yol yürümüş yorgun, hasta İngiliz ordusunun, 20.000 kişilik dinç Fransız ordusunu yenmesinde en büyük rol çamurdur. Osmanlı savaş taktiğini esas alarak ön cepheye uzun kazıklar döşemesiyle Fransız atlıların yıkılması ve İngiliz Falstaff öngörüsüyle ağır zırhlılarla önden gelen Fransız şövalyelerinin çamura saplanıp kalması stratejisiyle sağlanan üstünlük Henry V’e savaşı kazandırmış, işgal gerçekleşmiş ve Yüzyıl Savaşları’nın bir ayağı olarak Normandiya alınmıştır. İşte bu savaş sahnesi filmde çok iyi çekilmiş. Çetin ve klostrofobik geçen bu sahnede kılıçlardan ziyade ezilerek ve çamurda boğularak ölen askerler ile adeta bir koyu gri cehennem yaratılmış.

SAVAŞ KARŞITI DİL

Ve dikkat önceliği verilmesi gerekir dediğim diğer şey ise, büyük savaş öncesi yapılan lider konuşmasının içeriğinin nasıl olduğu. Çünkü ‘savaş öncesi hitap sahneleri’ filmin renginin, bazen mesajının en belirginleştiği alandır. Bu filmde 20’li yaşlardaki Henry V’in yaptığı konuşmadaki puslu da olsa kendini hissettiren savaş karşıtı dil ve savaşın ahmaklığını vurgulayan üstü kapalı tonlama ayarı dikkatimi çekti. Filmin diyalogları çok iyi yazılmış, sorgulatan gizemli cümleler ve renk vermeden iletilen düşündürücü soruların cevapları ise karakterlerin dilsiz performanslarıyla cevaplanmış. Filmin en can alıcı soru cümleleri bana kalırsa ‘Barışa nasıl ulaşılır?’ ‘Savaş sonrası bir zaferle mi?’ Filmde gerçekleri dürüstçe dile getiren kişi ayrıca filmin tek diyaloglu kadın karakteri olan genç bir kadın. Henry V ile aralarında geçen diyalogda, Henry’nin Fransız kralının meşruiyetini sorgulaması üzerine söylenebilecek en doğru cümleyi söylemiştir ‘Hiçbir monarşi meşru değildir.’