Google Play Store
App Store

TMMOB, mühendis, mimar ve şehir plancılarının giderek ağırlaşan ekonomik ve mesleki koşulları karşısında ülke çapında başlattığı kurultay sürecini yarın tamamlayacak. TMMOB YK Başkanı Koramaz, kurultayın yalnızca sorunları tartışmak için değil, çözüm yollarını birlikte üretmek için düzenlendiğini vurguladı.

TMMOB emeği, bilimi, kamusal sorumluluğu savunuyor: Krizler çağında emeğin hakkı için ortak irade şart
Fotoğraf: TMMOB

Gökay BAŞCAN

Ülkede mühendis, mimar ve şehir plancıları; ekonomik kriz, düşük ücretler, güvencesizlik ve işsizlik tablosunun içinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. TMMOB, bu koşullara karşı meslektaşlarının sesini büyütmek, çözüm önerilerini birlikte üretmek amacıyla ülke genelinde başlattığı “Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri Kurultayı” sürecini tamamlamaya hazırlanıyor.

Yerel kurultaylarda binlerce meslektaşın katılımıyla yürütülen tartışmaların ardından 18 Ekim’de Ankara’da düzenlenecek merkezi kurultay öncesinde, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ile hem kurultayın çıkış noktasını hem de meslek örgütünün bu dönemde yürüttüğü mücadeleyi konuştuk.

Emin Koramaz

TMMOB ülkenin içinde bulunduğu bu derin kriz döneminde “Mühendis Mimar Ve Şehir Plancıları Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri Kurultayı” gerçekleştirecek. Bu kurultay fikri nasıl açığa çıktı?

Günlerimiz ne yazık ki ağır ekonomik koşulları altında yaşam mücadelesi vermekle geçiyor. Hayat pahalılığının, artan fiyatların, yaşanan zamların konuşulmadığı tek bir ortamımız kalmadı. Açlık ve yoksulluk her bir emekçi için neredeyse olağan hale geldi. Giderek zorlaşan yaşam koşulları altında işsizlik, hayat pahalılığı, düşük ücretler, güvencesizlik, özlük hakları ve örgütlenme sorunları ülkemizde çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının da öncelikli sorunları olmaya devam etmektedir. Meslektaşlarımızın işsiz kaldığı çalışanların iş güvencesinin olmadığı ve düşük ücretlerle geçim sıkıntısı yaşadığı bir dönemden geçmekteyiz. Tam da bu nedenle, ekonomik ve sosyal haklarımız için 48. Dönem Genel Kurulumuzda aldığımız bir kararla “Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri Kurultayı” fikri TMMOB’nin örgütlü yapısı içinde yaşamsal bir ihtiyaç olarak ortaya çıktı. Biz bu kurultayı, sadece sorunlarımızı tartışmak için değil, aynı zamanda çözüm yollarını birlikte üretmek, mesleğimizin ve ülkemizin geleceğine dair kamusal sorumluluğumuzu yeniden hatırlamak için düzenliyoruz.

Mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak, bizler, bilimi ve doğal kaynakları insanlığın hizmetine sunan bir mesleği uyguluyoruz. Tarımsal ve sanayi üretiminin itici gücüyüz. Ülke imarında, enerji üretim ve dağıtımının tüm aşamalarında, iletişim sektöründe, madenlerimizin bulunup işletilmesinde ciddi görevler üstleniyoruz. Ülke sanayisinin, tarımının, doğal çevrenin, ormanlarımızın, tarihi kültürel varlıklarımızın korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara taşınması asli sorumluluğumuz. Meslek itibarımıza, ülkemizin ve halkımızın geleceğine sahip çıkmak zorundayız.

TMMOB, Kurultay sürecini nasıl örgütledi?

TMMOB’nin gücü, ülkenin dört bir yanına yayılmış örgütlü yapısından geliyor. TMMOB bugün bağlı 24 Odası, 231 Şube, 673 İl Temsilciliği, 399 İlçe Temsilciliği, 48 İl Koordinasyon Kurulu ve 122 farklı disiplinden 705 bini aşkın üyesiyle yaşamın her alanında yer alan bir örgüttür.

Bu süreçte de öncelikle İl Koordinasyon Kurullarımız aracılığıyla bir çok ilde binlerce üyemizin katıldığı yerel kurultaylar düzenledik. Bu toplantılarda meslektaşlarımız meslek alanlarında yaşadıklarını sorunlarını, istihdam koşullarını, geçim dertlerini, kamu politikalarının yarattığı tahribatı doğrudan dile getirdiler.

Yerel kurultaylar, aslında her bir üyemizin, meslektaşlarımızın sesini duyurabildiği, sözümüzü büyütebildiği; birlikte üretme, birlikte yönetme temel ilkesini ve demokratik merkeziyetçi çalışma anlayışının da taşıyıcısı oldular.

Yerel Kurultaylardan delege olarak gelen meslektaşlarımızın katılımıyla da 18 Ekim’de Ankara’da Merkezi Kurultayımızı gerçekleştireceğiz.

Yerel kurultaylarda yürütülen tartışmalarda açığa çıkan en önemli sorunlar neler oldu?

Meslektaşlarımız birçok konuyu ele aldı. Bunların arasında ne yazık ki en öne çıkan mesleklerimizin ve meslek alanlarımızın özellikle 23 yıllık AKP iktidarıyla ivmelenen neoliberal politikalarla değersizleştirilmesi olmuştur.

Meslek uygulama alanlarımız gün geçtikçe daraltılıyor. Mesleğimizin kamusal içeriği boşaltılıyor. Ülkemizin mühendislik alt yapısı ve üretim yeteneği aşındırılıyor.

Kamuda çalışan meslektaşlarımız düşük ve eşitsiz ücret, sözleşmeli istihdam, özlük hakkı kayıpları ve teknik personel istihdamı yapılmaması gibi sorunlarla yüz yüze.

Özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın tamamına yakını yatırımların durması, projelerin iptal edilmesi, reel sektörün tıkanması gibi sorunlardan etkilendiler. Güvencesizlik ve mobbing altında çalışıyorlar. Serbest çalışan, küçük büro ve atölye sahibi meslektaşlarımızın pek çoğu artan maliyetler, iş hacminin azalması, artan borç yükü nedeniyle iş yerlerini kapatmak zorunda kalıyor. İşsizlik, esnek çalışma, güvencesizlik, sağlıksız çalışma koşulları ve reel ücret kaybı gibi sorunlar tüm meslektaşlarımızı tehdit ediyor. Birliğimiz ile SGK arasında yapılan asgari ücret protokolünün SGK tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi, meslektaşlarımızın düşük ücretlerle sınırsız biçimde sömürülmesine zemin hazırladı. Yeni mezun meslektaşlarımızın yüzde 40’ı işsiz. Birçok genç meslektaşımız, mesleki, maddi ve sosyal tatminsizlik nedeniyle geleceğini yurt dışında arıyor. Gelecekte meslektaşımız olacak öğrenci arkadaşlarımızsa yoğun bir gelecek kaygısı yaşıyor. Bununla birlikte niteliksiz ve eşitsiz koşullarda teknik eğitim almaya çalışıyor.

İstihdam boyutu düşünülmeden plansız bir şekilde yeterli alt yapı ve öğretim kadrosu oluşturulmadan seçim yatırımı olarak neredeyse Türkiye’nin her iline açılan mühendislik mimarlık fakülte ve bölümleriyle ihtiyacın çok üzerinde mühendis ve mimar mezun edilerek mevcut işsizler ordusuna yaklaşık 80 bin mimar mühendis ve şehir plancısı ilave ediliyor. Gelinen aşmada bu durum kontrol edilemez düzeye erişmiştir.

Hal böyleyken ticarileştirme uygulamalarıyla bilirkişilik, iş güvenliği, yapı denetim gibi bir çok kamusal mesleki hizmetimiz piyasalaştırılmakta ,çalışma alanlarımız daraltmaya devam etmekte kamu adına, denetim yapan şirketlerimiz her türlü şiddet ve baskıya karşı korumasız bırakılmaktadır.

Emekli meslektaşlarımız açısından da tablo iç açıcı değil. Yıllarca kamusal hizmet üretmiş olan meslektaşlarımız, emekli olduklarında insan onuruna yakışmayan maaşlarla yaşam mücadelesi veriyor. Emeklilerimizin deneyimlerinden yararlanmak yerine, onları sistem dışına iten bir anlayış hâkim durumda.

İşsizlik, esnek çalışma, güvencesizlik, sağlıksız çalışma koşulları ve reel ücret kaybı gibi sorunlar ise tüm meslektaşlarımızı tehdit ediyor.

Tüm bu tablo, bize şunu gösteriyor: Bilimi, planlamayı ve kamusal üretimi dışlayan, emeği değersizleştiren politikalar sürdükçe mesleki sorunlarımız daha da büyüyecektir.

Gerçekleştirmeyi planladığınız Merkezi Kurultayın ardından TMMOB önüne nasıl bir hedef koyacak?

Merkezi Kurultay, yalnızca sorunları sıralamakla yetinmeyeceğimiz; çözüm önerilerini ortak akılla somutlaştıracağımız bir dönemeç olacak.

Kurultaydan çıkan sonuçlar kamuoyu ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla paylaşılırken, TMMOB'nin gelecek dönemlerdeki çalışmalarına da ışık tutacaktır. TMMOB, bu taleplerin hayata geçmesi için hem kendi örgütlü gücünü hem de toplumsal mücadeleyi büyütecektir.

İktidar baskısına rağmen mesleki mücadelenin öneminden bahseder misiniz?

Bugün Türkiye’de yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik bir kriz yaşanıyor. 23 yıldır adım adım inşa edilen tek adam rejimi, kamusal alanı daraltarak demokratik haklarımızı gasp ederek, meslek örgütlerini etkisizleştirmeye, bilimin ve planlamanın sesini kısmaya çalışıyor.

TMMOB, bu saldırıların uzun bir süredir hedefinde; mesleki yetkilerimiz kısıtlanmakta, yasa ve mevzuatlardaki haklarımız törpülenmektedir.

Ancak 70 yıldır olduğu gibi, bu süreçte de toplumun çıkarlarını savunmaktan bir an bile geri durmayacağız. Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sorunları halkın sorunlarından bağımsız olmadığının bilinciyle mücadele ediyoruz. Verdiğimiz mücadele yalnızca meslektaşlarımız için değil, aynı zamanda ülkemizin eşit, özgür ve demokratik bir geleceği içindir.

Bizim mücadelemiz, ülkenin kaynaklarının halk yararına kullanıldığı, bilimin ışığında üreten, kalkınan, hakça bölüşen bir ülke mücadelesidir. Unutmayalım, mühendislik, mimarlık ve plancılık birikimini gözden çıkaran bir ülke geleceğini de gözden çıkartmış demektir. Mesleğimizin kamusal sorumluluğunu, yurtsever çizgisini var olduğumuz her alanda korumaya devam edeceğiz.