Topbaş’a ilaç gibi reçete
Taksim salt bir kentin meydanı olduğu için değil neoliberal kamusallığın karşısına dikilen yeni kamusallığa yataklık etiği, Taksim Gezi’sinde fışkıran isyanın da mekânı olduğu için önemlidir. Emeği ile geçinen yurttaşlar, başka hiçbir doğal varlığı ve kentsel alanı da ne sizin ne de kendisini Türkiye belediye başkanı sanan Cumhurbaşkanınızın iki dudağı arasına, insafına terk etmeyecektir

CAN ATALAY *
Gezi’ye “Topçu Kışlası” adını verdikleri bir AVM yapılmasına ilişkin kaynak ayrılması memleket gündemine ilk sıradan girdi. Doğrudur, belki de her şeyi bir kenara bırakıp maddende öldürülen oğlunu ayağında yırtık kara lastikle uğurlayan yurttaşın televizyonlarda görünmesi üzerine başka hiç bir şey yapmayan ancak gıcır gıcır bir çift yeni kara lastik gönderen AKP devletini konuşmak gerekir.
Öte yandan, AKP’nin yeni Türkiye’sini, neoliberal otoriter devletimizi konuşmak için toplumun dikkatini en fazla yönelttiği yeri Taksim Gezi’sini bir kürsü olarak kullanmayı sürdürmek ve orada zuhur eden direniş kültürüne sahip çıkmak dışında bir olanağımız var mı?
Neoliberal devlet emeği ile geçinen yurttaşların ensesinde boza pişirmek için “hukuka” uyar, sermaye devletinin ya da milletin şefi ve ümmetin lideri olma iddiasındaki bir diktatörün işine gelmediği zaman ise hukuku bir konserve açacağı kadar basit bir alet haline getiriverir.
Şaşırmayı hiç elden bırakmamak devrimcilikte ısrar edebilmenin ön koşuludur, bu nedenle en baştan ve yeniden Kadir Topbaş’a bıkmadan usanmadan sormalıyız:
Taksim Meydanı’nı parçası olduğu Beyoğlu Kentsel SİT alanından kopartarak hazırladığınız 1 Mayıs Alanı’nı emekçilere kapatmak, Tarlabaşı tehciri sonucunda eşsiz karlar kazandırdığınız sermayedarlarınızın karına kar katmak ve Taksim Gezi’sini AVM’leştirmek için hazırladığınız imar planının iptal edildiğini size hâlâ haber vermediler mi?
İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 06.06.2013 gün, 2012/778 E ve 2013/1084 K sayılı kararının salt aşağıda alıntıladığımız bölümünden dahi haberdar olmamanız mümkün mü?
“…Ayrıca Tadilat planlarına bakıldığında Taksim gibi önemli Kentsel Sit Alanı içerisinde bulunan bu mekânın çok yakınında tünel ağızların yer alması ve bu bölgelerde yaya ve taşıt trafiğinin ne olacağının çözümlenmemiş olması ve İstanbul Metropoliten kent bütünlüğü içerisinde önemli trafik akslarının yer aldığı ve bu bölgede bu mevzi planlama yaklaşımları ile çözümlenmesinin mümkün olmadığı ve makro ölçekte ‘ulaşım Mastır Planı’ kapsamında ele alınması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğinin saptandığı.
Sonuç olarak; dava konusu Koruma amaçlı imar planı değişiklerinin çevre, kültürel ve doğal miras, sosyal kültürel ve ekonomik yapı, teknik altyapı, sosyal donatı, yapı ve sokak dokusu, mülkiyet yapısı, ulaşım, dolaşım sistemi, örgütlenme biçiminin şehircilik ilkeleri planlama ve koruma ilkelerine uygun olmadığı, dava konusu Koruma amaçlı imar planı değişikleri, plan notlarında Taksim Gezi Parkı ile ilgili plan notları ve önceki kurul kararlarına atıflar bulunması nedeniyle bu kapsamda konuya bakıldığında, planlama alanındaki yeşil alanların ne şekilde etkileneceği plan notları ile planlama alanı açısından planlarda belirsizlik içerdiği,
Dava konusu Koruma Amaçlı İmar plan değişikliklerinin bölgedeki Trafik düzeni ve güvenliği açısından Taksim gibi önemli kavşak ve kesişme ve odak noktalarının bulunduğu bu bölgede bu mevzi plan tadilatları yerine makro düzeyde ‘Ulaşım Mastır Planı’ kapsamında ele alınması gerektiği, plan onama sınırı içerisinde bir alanın planlanmasının sonradan düzenlenmek üzere ayrılmasının, plan bütünlüğünü plan kapsamında önemli bir odak noktası olması nedeniyle önemli etkisinin olacağı, bu yöntemin şehircilik ilkelerine ve planlama esasları çerçevesinde yer almadığından dava konusu, Koruma Amaçlı Tadilat İmar Planlarında şehircilik ilkeleri planlama ve koruma ilkelerine uygun olmadığı…
…Taksim Meydanı ve Çevresine ilişkin Yayalaştırma Projesine ilişkin yoğun taşıt kullanımından arındırılarak meydan vasfının özellikle yaya kullanımının güçlendirilmesinde ve araç yollarının yer altına alınmasında kamu yararı bulunduğunun kurul kararında açıkça belirtildiği ancak koruma amaçlı plan yapımında ve değişikliğinde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun ve 648 sayılı Kanunu Hükmünde Kararname hükümlerine göre sit alanlarında Koruma Amaçlı İmar planı yapmak yaptırmak onaylamak, değiştirmek konusunda asli görevler Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ile Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na verilmesine karşın Gezi Parkı’nda yapıldığı dönemde dikilen ağaçlar ve diğer peyzaj özellikleri itibari ile Tabiat Varlıkları Koruma Komisyonu’na herhangi bir başvuru yapılıp görüş ve/veya onay alınmadığı, 21.12.2010 onaylı 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit alanı Koruma Amaçlı Planın Beyoğlu Belediye Başkanlığınca hazırlanmasına karşın plan değişikliği sırasında Beyoğlu Belediye Başkanlığı’ndan görüş ve onay alınmadığı, bu bölgedeki yaya ve taşıt trafiğinin İstanbul Metropoliten Kent Bütünlüğü içerisinde önemli trafik akslarının bilirkişi raporunda özellikle kurul kararlarında belirtildiği gibi, mevzi planlama yaklaşımlarla değil, makro ölçekte ‘Ulaşım Master Planı’ ile çözümlenmesinin gerektiği, yukarıda sözü geçen yasa ve yönetmelik hükümleri gereği, plan hazırlama süresi içerisinde plan yapılacak alanla ilgili meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ile bu alanda faaliyet gösteren işyeri sahipleri ile etkilenen hemşerilerin katılımı ile görüşlerinin alındıktan sonra vizyon, hedef ve stratejilerinin oluşturulması üzerine taslak planın koruma kuruluna sunulması gerektiği, ayrıca uzun yıllardır park kullanımına ayrılmış ve 21.05.2009 onanlı 1/5000 ve 21.12.2010 onanlı 1/1000 ölçekli Beyoğlu Sit alanı Koruma Amaçlı Planlarında ‘Gezi Parkı” olarak ayrı kullanıma bırakılmış olan alanın kısa bir süre sonra bu fonksiyonunun değiştirilmesine ancak zorunlu hallerde ve yakın bölgede eşdeğer bir alan ayrılması suretiyle ve yapılabileceği yasal mevzuat gereği olduğu halde bu değişikliğin zorunluluk sebeplerinin hukuken ortaya konulmadığı gibi çevrede eşdeğer bir alanında ayrılmadığının anlaşılmadığı, yine plan onama sınırı içinde bir alanın ‘planlanmasının’ sonradan düzenlenmek üzere ayrılmasının plan kapsamında önemli bir eksiklik olması nedeniyle plan bütünlüğüne olumsuz etkilerinin olabileceği ayrıca plan notlarında ‘Taksim Kışlası’ ile ilgili hüküm olduğu halde dava konusu planlarda bununla ilgili bir belirlemenin yapılmadığından dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ile planlama tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, dava konusu Koruma Amaçlı imar Planı tadilatlarına karşı dava açıldıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesince hazırlanan 31.07.2012 tarihli Taksim Meydanı Düzenleme İnşaat Uygulama Projesi’nin kurula iletilmesi üzerine 2 Numaralı KVKB Kurulunun 10.10.2012 gün ve 758 sayılı kararı ile, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi ile ulaşım akışını düzenlemeyi hedefleyen İsmet İnönü (Gümüşsuyu) Caddesi, Sıraselviler Caddesi-Mete Caddesi’ndeki dalış tünellerinin iptal edilerek trafik akışının zemin düzleminde sağlayan öneri doğrultusunda dava konusu planların revize edilmesine, aynı projede önerilen Tarlabaşı ile Cumhuriyet Caddesi’ndeki yoğun trafik akışını zemin altına alan ulaşım projesinin bu kısmının 2863 sayılı Yasa açısından sakıncasının olmadığının belirtilmesi karşısında dava konusu planların İsmet İnönü Caddesi-Mete Caddesi-Sıraselviler Caddesindeki dalış tünellerine ilişkin kısmının bu yönüyle de koruma ilke ve kararlarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır…”
İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin anılan kararının ek gerekçeler ilave edilerek onanması niteliğindeki Danıştay 6. Dairesi’nin, 29.04.2014 gün, 2013/7566 Esas ve 2014/3408 Karar sayılı kararının salt şu bölümünü dahi okusanız bükmeye çalıştığınız hukukun kırılarak elinizde kalmasının an meselesi olduğunu görmez miydiniz?
“…Öte yandan, Taksim Meydanı’nın yayalaştırılması amacı doğrultusunda bu bölgedeki araç trafiğinin trafik kesişmesiz olarak akması için buradaki yolların yer altına alınması bir çözüm olarak düşünülebilecek ise de, bunun için öncelikle bahsi geçen Kurul kararlarındaki ilkeler gözetilerek yapılacak çalışmaların bölgenin özgün yapısına zarar verip vermeyeceği, yer altına alınan yolların bu bölgeye bağlanan ulaşım ağıyla nasıl entegre olacağı, yolların yer altına alınmasından sonra bu bölgeye yönelecek araç trafiği ile birlikte araç yoğunluğunun ne kadar olacağı, bu yolu kullanan araçların birikime yol açmadan diğer ana arterlere nasıl aktarılacağı gibi hususlarda ayrıntılı teknik ve bilimsel araştırmalar ile çevre düzeni ölçeğinde plan çalışmaları yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda ise bu yönde yeterli inceleme ve araştırma ile ulaşım ana plan çalışmasının yapılmadığı anlaşılmaktadır…”
Daha da ötesi, 2009 onanlı Beyoğlu Koruma amaçlı nazım imar planının iptal edildiğini de mi duymadınız? Uzun lafın kısası duyurduğunuz projeyi hangi yasal dayanakla gerçekleştireceksiniz? Hangi koşullarla ihaleye çıkacaksınız? Hâlâ koşulları belirsiz ihalelere bu ülkenin yurttaşlarının sessiz kalacağını mı sanıyorsunuz?
Üstelik Asker Ocağı Caddesi tarafında Taksim Gezi’sine gerçekleştirdiğiniz bin metrekare civarındaki tecavüzün Kurul üyelerinin “uygun bulundu” dahi diyemedikleri bir projeye dayanarak kalıcılaştırabileceğini mi sanıyorsunuz?
Arazi kullanım kararlarının ancak ve ancak imar planları ile gerçekleştirilebileceğini bilmenize ragmen “Topçu Kışlası” isimli kârhaneye bütçe ayırmanızın (normal burjuva demokrasisi koşullarında) İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinin iptali sonucu doğurabileceğini bilmez misiniz?
Sonucunu “beklemeniz” gereken değil bir buçuk yıldır “uygulamadığınız” bir mahkeme kararı bulunduğunu el çabukluğu marifet gizleyebileceğinizi mi umuyorsunuz?
“Olağanüstü kanun yolu” olarak nitelenen, yalnızca ve yalnızca olağanüstü istisnalar bulunması durumunda (örneğin karara esas belgelerden birisinin sahte olduğunun ortaya çıkması gibi) hükmedilebilen “karar düzeltme” aşamasını özellikle ve önemle vurgulamanızın Danıştay’a baskı yaptığınızın ikrarı olduğunu söylemeye cesaret edilemeyeceğini mi düşünmüştünüz?
Yok artık daha neler…
Bu ülkenin yurttaşları artık hukuku salt adliye koridorlarında değil sokaklarda da arıyor, hakkını talep etmekle yetinmiyor, rica etmiyor hakkını almak için ileri atılıyor, yeni bir yurttaşlık bilincini adım adım örgütlüyor.
Bu yeni yurttaşlık bilinci AKP’nin inşa ettiği, bu dini sermayenin ermine amade kılan neoliberal kamusallığın karşısına “yeni bir kamusal tahayyül” koyduğu için tarihsel önemdedir.
Taksim salt bir kentin meydanı olduğu için değil neoliberal kamusallığın karşısına dikilen yeni kamusallığa yataklık etiği, Taksim Gezi’sinde fışkıran isyanın da mekânı olduğu için önemlidir. Emeği ile geçinen yurttaşlar, başka hiçbir doğal varlığı ve kentsel alanı da ne sizin ne de kendisini Türkiye belediye başkanı sanan Cumhurbaşkanınızın iki dudağı arasına, insafına terk etmeyecektir.
Bugün, Taksim Gezi’sini ve onun ayrılmaz bir parçası olduğu müşterek bir kamusal alan olarak Taksim Meydanı’nı savunmak geleceğimize sahip çıkmak anlamına gelir.
Yeni bir yurttaşlık bilincini adım adım örgütleyen yurttaşlar siz ve bizin gibiler için de reçete hazırlamak görevini de üstlenmişlerdir.
Haklarına dört elle sarılan yurttaşlar size de ilaç gibi gelecektir
* Avukat


