Google Play Store
App Store

Aile Bakanlığı’nın “toplumsal cinsiyet ve bazı kavramların kullanımı” hakkındaki resmi yazısına bir tepki de CEİD’den geldi. Yapılan açıklamada “Toplumsal cinsiyet eşitliği; Bir dayatma değil, toplumsal mücadelelerin ve kadın hareketinin yarattığı, bilimsel ve hukuki bir kavramdır” denildi.

Kaynak: Haber Merkezi
Toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları, bilim ve demokrasi için gerekliliktir!
Fotoğraf: AA

HABER MERKEZİ

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 02 Mayıs tarihli “toplumsal cinsiyet ve bazı kavramların kullanımı” hakkındaki resmi yazısına ilişkin açıklama yayımladı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ulusal yasa ve uluslararası sözleşmeler bağlamında, ailede ve toplumda eşitliğin sağlanması yükümlülüğüne aykırı olduğu belirten yazının içeriğinin, uluslararası hukuk ve insan haklarına dayalı kazanımlardan ciddi bir geriye gidişi teşkil ettiği belirtildi.

Açıklamada toplumsal cinsiyetin, bireylerin kadın ya da erkek olarak doğmalarının ötesinde, toplumun onlara atfettiği roller, sorumluluklar ve beklentiler bütünü olduğu vurgulandı. Kavramın, sosyal bilimler başta olmak üzere hukuk, siyaset bilimi, psikoloji, eğitim, ekonomi gibi birçok alanda analitik bir araç olarak geliştirildiği ve yerleştiği ifade edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu kavramın:

•    Doğa değil, toplum ürünü olan normları sorgulama gücü vardır.
•    Toplumda görünmeyen eşitsizlikleri ve ayrımcılıkları ortaya çıkarma işlevi vardır.
•    Eşitliğe dayalı kamu politikalarının tasarlanmasında bilimsel bir referans noktasıdır.

Dolayısıyla toplumsal cinsiyet ne dışarıdan dayatılan bir ideoloji ne de sapkın bir yönelimin parçasıdır; eşitliği, toplumsal adaleti sağlamak üzere kullanılan bilimsel ve evrensel bir kavramdır.
Toplumsal cinsiyet eşitliği, bireylerin cinsiyetlerine bağlı olarak ayrımcılığa uğramadan yaşamaları ve tüm haklarından eşit bir şekilde faydalanmalarıdır. Eşitlik ve ayrımcılığa uğramama hakkı, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden itibaren tüm temel insan hakları belgelerinde yer almakta ve toplumsal cinsiyet de dâhil olmak üzere her türlü ayrımcılığı yasaklayacak biçimde yorumlanmaktadır. Türkiye’de eşitlik ilkesi, Anayasa’nın 10. maddesiyle güvence altına alınmıştır. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri gibi çok sayıda uluslararası sözleşme ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları başta olmak üzere uluslararası politika belgeleri toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı da kapsayan bir eşitlik anlayışı temelinde yapılandırılmıştır.”

“TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİ SAVUNUYORUZ!”

Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan resmi yazıların, yalnızca bir kavramı değil insan haklarını, bilimsel gelişimi ve demokratik toplum ilkelerini tehdit ettiğinin altı çizilen açıklamada “Bu kavramın itibarsızlaştırılmasına karşı çıkıyor; toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumsal düzeyde tanınmasını, eğitimle desteklenmesini ve uygulanmasını savunuyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği; Bir dayatma değil, toplumsal mücadelelerin ve kadın hareketinin yarattığı, bilimsel ve hukuki bir kavramdır, Bir sapkınlık değil, anayasal ve evrensel bir haktır, Bir dış müdahale değil, Türkiye’nin imzaladığı sözleşmelerin temel bir ilkesidir” denildi.