Google Play Store
App Store

Ülkede topraklarını savunarak barajlara karşı mücadele eden köylüler, davalar ve cezalarla karşı karşıya kaldı. Onlardan birisi de Dersim’de yaşayan Özkan Arslan. 6 farklı cezaevine giren Arslan, ‘‘Bu nehirler ömrümü yedi ama bir kez bile pişmanlık duymadım’’ diyor.

Toprağımızı da hayatımızı da çaldılar
Pembelik Barajı’na karşı bölgede eylemler düzenlenmişti. (Fotoğraf: BirGün)
Kayhan Ayhan
Kayhan Ayhan
kayhanayhan@birgun.net

Ülkenin dört bir yanında köylüler, madenlere, barajlara karşı ses yükseltiyor. Birkaç haberle duyulan bu direnişlerde insanların yaşadıkları sonrasında unutuluyor. Geriye ise yurttaşların mahkeme koridorlarındaki mücadelesi ve yaşadıkları kalıyor. Çoğu kez ise seslerini duyuramayan bu yurttaşlar tek başlarına adalet arayışını sürdürüyor.

Bu köylülere bir örnek de Özkan Arslan. Arslan, Dersim'in Nazimiye ilçesinde Limak tarafından yapılan Pembelik Barajı'na karşı mücadelesiyle ön plana çıkıyor. Dersim'deki Peri Suyu üzerine yapılan ve 2015 yılında açılışı yapılan Pembelik Barajı bölgede birçok köyü, köprüyü ve mezarlığı sular altında bıraktı. Köylülerin topraklarını korumak için mücadelesi ise hiç bitmedi.

Baraj projesinin ilk başladığı günden beri alanda olan Arslan, yaşananları şöyle anlatıyor:

"Bir şirket düşünün devletle birlikte geliyor topraklarınıza el koyup, silahlı adamlarıyla işgal edip zorla baraj inşa ediyor. Evleriniz, mezarlarınız bilmem kaçıncı sürgünü görüyor. Mahkemeler açıyorsunuz, durdurma ve yıkım kararları aldırtıyorsunuz. Ancak uygulayacak kurum bulamıyorsunuz. Sonra silahlı onca asker, korucu ve özel paramiliter güvenlikle karşı karşıya geliyorsunuz."

Savcılar, mahkemeler, gardiyanlar...

Arslan bu sürecin sonunda ise karşında savcıları, mahkemeleri, gardiyanları ve mahpusları bulduğunu anlatıyor:

"Hakkınızda 4 ayrı yerde aynı suçtan farklı onlarca davalar açılıyor. Köye girişiniz yasaklanıyor, sabah akşam imza atıyorsunuz, nice hapishaneler geziyorsunuz. Denetimli serbestlik büroları, emniyet ve jandarma nezaretlerinde sayısız geceler..."

Özkan Arslan

ŞEHRİMİZİ TERK ETMEDİK

Yapılan barajla birlikte köprülerin su altında kaldığını, köy yollarının kapandığını ve arazilerinin hazineye geçtiğini anlatan Arslan, "Tam 15 yıldır hapishanelere gir çık, haftanın 4 günü imza at. Tek iyi yanı bizi kıstırdılar, seyahat hakkımız engellendiği için şehrimizi terk etmemiş olduk. Eğitim ve iş hayatımız etkilendi. Sabıkalı olduğumuz için yurtdışı ve siyaset yasağı da üzerine aldık. Bu hafta yine Elazığ Açık Cezaevi'ne gir çık yaptık. Zaten aylık ve haftalık emniyete imza atıyordum. Şimdi haftanın 4 günü daha eklenecek. Bir yaşlımız bana 'ömrünü yedi bu nehirler' demişti. Keşke yalnızca nehirler olsa..." diye ekliyor.

6 CEZAEVİ GEZDİM

Yaşananlardan hiç pişmanlık duymadığını anlatan Arslan sözlerini şöyle noktalıyor:

"15 yıldır bir nehir üzerinde yapılan kaçak baraja karşı mücadele ediyoruz. Ama bunca mağduriyeti kimsenin görmemesi çok garip. Limak Holding hem bu barajı tamamladı. Hem de bizleri cezalandırmaya devam ediyor. Mevcut hukuka zaten inancı olan biri değilim ancak kamuoyunun bilmesini istiyorum. Bize nice hapishaneler gezdireceksiniz bunu biliyoruz. Parası olan bu çağda kazanır bunu da biliyoruz. Ancak bura için direnmek nasıl güzeldi anlatamam. Tüm bu olumsuzluklara rağmen çok güzeldi. Bir af falan çıkmazsa ömür boyu gir çık yapıp imza atacağız. Sırf bu baraj için 15 yıl içinde girdiğim cezaevleri şunlar; Karakoçan hapishanesi, Elazığ E tipi, Elazığ T tipi, Elazığ açık cezaevi, Erzincan açık cezaevi, Metris cezaevi. Limak Holding hem toprağımızı hem de hayatımızı çaldı."