Torba yasa Meclis’te, halk sokakta: "Toprağımızı vermeyeceğiz!"
Halkın olan zeytinliklerin, meraların, ormanların, tarım alanlarının 5’li çete ve türevlerine hibe edecek torba yasa ülkenin dört bir tarafında protesto edildi: “Toprağımızı vermeyeceğiz! İşgal, talan ve sömürü kanun teklifini geri çektireceğiz."

GÖKAY BAŞCAN
Ülke topraklarının parsel parsel sermayenin kullanımına açan torba yasa ülkenin dört bir tarafında protesto edildi. “Ülkemizin topraklarına, zeytinliklerine, meralarına, ormanlarına, korunan alanlarına ve su varlıklarına göz diken sermayenin işgal yasasına geçit vermiyoruz” diyen yaşam savunucuları yarın Meclis’e gelmesi beklenen torba yasanın geri çekilmesi için çağrı yaptı.
Saray rejimin, yine bir talan düzenlemesi olan torba kanun teklifini geçen gün Meclis’e sundu. Avukatların ve ülkenin dört bir tarafından gelen yaşam savunucularının darp edildiği bir komisyondan geçti. Bugün de genel kurula gelmesi beklenen ve Meclis’e çağrı yapan yaşam savunuları bugün de bulundukları yerellerde bir dizi eylem yaptı.
İstanbul, İzmir, Balıkesir, Muğla, Van ve Diyarbakır’da yapılan ortak açıklamalarda, torba yasanın kendi yerellerinde yaratacağı tahribata da dikkat çekildi. Orta açıklamada komisyon toplantısına köylülerin, ekoloji örgütlerinin ve baro temsilcilerinin alınmadığı hatırlatıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “İktidar bu kanun teklifi ile yurttaşa, en temel insan haklarına ve doğaya adeta savaş ilan etmiştir. Kanun teklifinin tek bir maddesi bile kabul edilemez. Kesinlikle geçit vermeyeceğiz! Biz, yurttaşlar olarak bu kanun teklifinin Meclis’ten geçmemesi için tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Toprağımızı vermeyeceğiz! İşgal, talan ve sömürü kanun teklifini geri çektireceğiz!
SERMAYE NE İSTERSE OLUYOR
Açılamada kanun teklifi ile yapılmak istenenler şöyle sıralandı:
- ÇED mevzuatı etkisiz hale getiriliyor. Şirketlere kolaylık olsun diye ÇED süreçleri kısaltılıyor. ÇED süreçleri şirketler yerine MAPEG tarafından yürütülüyor. ÇED kararı olmadan diğer izin ve ruhsatlar için başvuru yapılabiliyor.
-Ormanların şirketlere devri daha da kolaylaşıyor. Maden alanlarındaki ormanlar MAPEGʼe ücretsiz olarak devrediliyor.
-Milli Parklar, korunan alanlar, sit alanları, sulak alanlar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları enerji ve madencilik yatırımlarına açılıyor.
-Zeytinlikler maden ve enerji şirketleri için kamulaştırılarak köylünün elinden alınıyor. Koordinatları belirtilmek suretiyle Yatağan ve Milas bölgesindeki zeytinlikler yok edilerek, saha linyit madenciliğine açılıyor.
-Meralar enerji şirketlerine tahsis ediliyor.
-Acele kamulaştırma kararları ile özel mülkiyet hakkı ihlal ediliyor, köylünün tapusu gasp ediliyor.
-Kaçak enerji yatırımlarına imar affı getiriliyor.
-Şirketlere indirim kıyağına süre uzatımı getiriliyor.
-Kritik ve stratejik madenler için Cumhurbaşkanlığına ve özel bir kurula yetki veriliyor.
-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na imar planı yapma ve inşaat ruhsatı verme yetkisi veriliyor.
-Ormancılık ve çevre korumadan sorumlu kurumlar yetkisiz kılınıyor, koruma sağlayan kanunlar etkisiz hale getiriliyor.
-Yurttaşların tapularına rahatça el konulabilecek bir kara neoliberal düzenleme yapılıyor. Yerle bir edilen mülkiyet hakkıyla yasalar önündeki eşit yurttaşlık, tebalık seviyesine indiriliyor. Bu açıkça bir işgal yasasıdır.


