Google Play Store
App Store

İzmir Yaşam Alanları, yarın Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi beklenen torba yasa teklifine karşı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, “Sermayenin tahakkümüne karşı sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Tarafız, muhatabız” dendi.

Torba yasa teklifine İzmir’den ses yükseldi: Sermayeye karşı mücadelemizi sürdüreceğiz

Maden ve enerji şirketlerine sınırsız yetki tanıyan ve yarın Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi beklenen torba yasa teklifine yönelik tepkiler sürüyor.

İzmir Yaşam Alanları, konuya ilişkin yazılı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Teklifin yasalaşması halinde; Maden Yasası, Zeytincilik Yasası, Mera Yasası, Orman ve Çevre Yasaları ile Elektrik ve Enerji Piyasası düzenlemelerini hükümsüz kılacağına dikkat çekilen açıklamada, “Planlama yetkilerini belediyelerden alıp ‘kamusal çıkarı’ değil ‘sermayenin çıkarlarını’ gözeterek merkezi otoriteye devretmeyi hedefleyen tasarınızı kabul etmiyoruz. Enerji ve maden projeleri ‘stratejik yatırım’ statüsüne taşıyacak, bu yatırımlara çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) muafiyeti sağlayarak, sermaye için kamulaştırmalar yaparak, idari yargı denetimi dışında bırakılarak koruma altına almanızı kabul etmiyoruz. Ormanları, tarım arazilerini, su havzaları ve meraları, ‘yatırım’ adı altında şirketlere peşkeş çekmek için hazırladığınız yasanızı kabul etmiyoruz. Halkın katılımının devre dışı bırakılacağı, yargı denetiminin kısıtlanacağı, yürütmeyi durdurma mekanizmasının devre dışı bırakılacağı, ormanları, su havzaları, tarım arazileri ve zeytinlikleri sermayeye feda edecek yasanızı kabul etmiyoruz” denildi.

YASALAŞIRSA NE OLACAK?

Tasarı ile ormanların sermayeye devrinin kolaylaşacağı, maden alanlarındaki ormanların, tarım arazilerinin, su havzalarının ve meraların ‘yatırım’ adı altında şirketlere peşkeş çekileceği belirtilen açıklamada, teklifin yasalaşması halinde olacaklar şöyle sıralandı:

“-Maden alanlarındaki ormanlar Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MAPEG) bedelsiz devredilebilecek.

-Milli parklar, tabiatı ve biyoçeşitliliği koruma alanları, sit alanları, sulak alanlar, yaban hayatı koruma alanları enerji ve maden sermayesinin kullanımına açılacak.

-Meralar enerji şirketlerine tahsis edilecek.

-Köylünün tapularına yasal olarak el konulacak. 

-Zeytinlikler kamulaştırılarak köylünün elinden alınacak. Birçok canlı türünün yaşam alanlarını barındıran zeytin ağaçları sökülürken bu türler yok edilecek ve ekosistem dengesi bozulacak.

-Erozyon artacak, tarımsal verimlilik düşecek. 

-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı imar planı yapacak, inşaat ruhsatı verecek. 

-Anayasa’nın 56. Maddesinde ifade edilen sağlıklı çevre hakkı ve 169. Maddesinde yer alan ormanların korunması maddeleri açıkça ihlal edilecek. 

-Yerel halk ve uzmanların görüşleri tamamen yok sayılacak. 

-Enerji ve maden projelerine karşı açılan davalarda idari yargının yetkisi kısıtlanacak, böylece yargı denetimi askıya alınmış olacak. 

-Sermayenin işlerini kolaylaştıracak şekilde, yürütmeyi durdurma kararları, yargı bağımsızlığı fiilen devre dışı bırakılacak. 

-Şirket çıkarları öncelenecek. 

-Sermayenin çıkarları, yaşam hakkının önüne geçilecek.”

TARAFIZ, MUHATABIZ

“Ekolojik dengeyi korumak, yaşanabilir bir gelecek için hepimizin sorumluluğudur” ifadeleriyle sürdürülen açıklama, şu sözlerle son buldu: “Tüm bu nedenlerle, bu yasaların hemen geri çekilmesini istiyoruz. Tarım alanları yerine maden açılmasına karşı durarak, geleceğimizi korumalıyız. Bilinmeli ki, ne pahasına olursa, olsun bizler doğa talanına, hukuksuzluğa ve sermayenin tahakkümüne karşı sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Tarafız, muhatabız.”