Torba yasada yağma var!
Amerika’yla Türkiye’nin enerji ve maden alanındaki potansiyel iş birliği, Amerika-Çin rekabetinin kızışmasıyla topraklarımızın altın tepside sunulması sonucunu doğuruyor.

Av. Mert Yedek
1985 yılında yürürlüğe giren Maden Kanunu günümüze kadar defalarca değişikliğe uğramış olsa da yeni torba yasayla doğal ve kültürel varlıklar ilk defa bu kadar bütüncül bir saldırı tehlikesiyle karşı karşıya. Teklifle birlikte doğayı korumanın madencilik ve enerji şirketlerine artık adeta bir külfet olduğunun ve kamu yararının sadece şirketlerin menfaatleriyle uyuşabileceğinin en açık göstergesi. Konu özellikle zeytinlik sahalarının enerji üretimi için madenciliğe açılması üzerinden yoğunlukla tartışılıyor. Kanun teklifi ekinde yer alan krokilerle ve özel adres bildirimiyle Yatağan ile Yeniköy-Kemerköy Termik Santralleri ve Kömür Madenleri için zeytinliklerimiz kömür olacak. Zeytinlikler özel olarak hedefte olsa da bu meselenin sadece görünür kısmı. Mevcut teklifle bütün bir madencilik mevzuatımız topyekûn değişikliğe uğruyor.
Teklifin bütünü, her projenin çevresel etkilerinin belirlenmesinin tek aracı olan çevresel etki değerlendirmesini (ÇED) askıya alma amacı taşıyor. Halihazırda prosedür olarak görülen, usuli işlemler yerine gelsin mantığıyla yürütülen ÇED süreci zımni olarak ortadan kaldırılıyor. ÇED gerekli değildir kararları yasa metninden çıkartılarak, ÇED olumlu kararı izinler, teşvikler ve onay süreçleriyle hukuki denetimden kaçırılarak hızlandırılıyor. Ruhsatlandırma işlemleri kolaylaştırılarak bedelinde indirim sağlanıyor. Özel kanunlarla belirlenen doğa ve tarihi koruma alanlarının madencilik faaliyetine açılmasının önündeki engeller kaldırılıyor.
***
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) adeta şirket vekili kılınarak izin süreçlerinde alınması gereken kurum görüşleri ile ÇED izin belgelerini şirketler adına kamu kurumu olarak alacak. Kamu kurumlarından projeye dair görüşleri alınırken süre kısıtı ve cevap verilmemesi durumunda olumlu görüş varsayılacağı da düzenleme içerisinde. Sermayenin takvimsel sürecinin hiçbir noktada aksamaması için bütün ayrıntılar düşünülerek olası bir aksamada süper yetkiyle donatılmış bir kurul projeye dair nihai kararı verecek. “Stratejik ve kritik” maden tanımıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bakanların yer aldığı kurul üstün kamu yararı ve milli menfaat kılıfı altında yatırımlar için sermayeye verilmiş en büyük güvence olacak. Kurul kapsamında Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma yetkisi genişletilerek toplumsal rızaya bakılmaksızın mülkiyet hakkı şirket yararına adeta ortadan kaldırılıyor.
***
Bütün detaylarıyla kanun tasarısı tek adam rejimini günümüzde en iyi anlatan örneklerden bir tanesi. Bütün yetkinin sarayda toplandığı, milli çıkar ve devletin bağımsızlığı gibi hamasi söylemlerle emperyalist tekellere verilmiş sözlerin en iyi uygulayıcısı olma arzusunu içerisinde barındırıyor. Rejim mevcut krizini aşabilmenin reçetesini doğanın metalaştırılmasıyla beraber sermayenin dizginsiz kâr hırsına dönük ihtiyaçlarını karşılamak için yaşam alanlarımızı yok etmekte görüyor. Sermaye birikiminin önündeki tüm engelleri kaldırarak yurdumuzu adeta işgalcilere teslim etme anlaşmasını alelacele meclisten geçirmek için olağanüstü gayretleriyle takdir toplama niyetinde.
Çok kez gündeme gelen Amerika’yla Türkiye’nin enerji ve maden alanındaki potansiyel iş birliği, Amerika-Çin rekabetinin iyice kızışmasıyla topraklarımızın altın tepside sunulması sonucunu doğuruyor. Bir örneği Eti Maden’in Eskişehir/Beylikova’da açtığı demo bir tesis olarak nitelendirebileceğimiz, geleceğin enerji alanında ham maddesi olarak topluma sunulan nadir toprak elementlerinin çıkartılarak işlenmesi planlanan projesi. Kısa bir zaman önce açılışı yapılarak dünya üzerindeki ikinci rezerv alanı olarak duyurulan tesis için 2021 yılında ÇED Olumlu Kararı, 2023 yılında çalışma izni alınmıştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 694 milyon ton rezerv bulunduğu söylenen tesiste, ağır metallerin ve radyoaktif elementlerin devasa patlatmalarla kazılarak gün yüzüne çıkarılmasıyla havaya karışması, işlenme aşamasında kullanılacak suyla su kaynaklarının kuruması riskiyle karşı karşıyayız.
Eskişehir’de bu hazırlıkla beraber son 1 yılda onlarca RES ve GES projesinin ÇED süreci başlatıldı. Projelerin çalışması ve enerji depolaması için de gerekli olan mineral madenciliği önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla önümüzdeki torba yasa kanun tasarısı belirli bir çalışmanın parçası olduğu açık.
Bütün bu büyük talan hazırlığını ülkenin stratejik kalkınma hamleleri olarak gösteren AKP’nin yeni torba yasayla emperyalistlerin gözlerini ülkemiz topraklarına çekmeye çalıştığı açık. Konuyu enerji ve teknolojik kalkınmayla açıklayanlar sömürge madenciliğiyle ülke egemenliğinin tehdit altında olmasını açıklayamazlar. Bu topyekûn saldırı karşısında ekoloji hareketi içerisinde de anti-emperyalist ve rejim karşıtı çizginin güçlenmesi de önemli bir dönüm noktası. Ormanlarımız, tarım alanlarımız, su kaynaklarımız geri dönüşü mümkün olmayacak bir tahribatla yüz yüzeyken saldırıya karşı kümülatif bir değerlendirme şart.
Topraklarımız işgale açılıyorken kurtuluş halkın birleşik ve fiili mücadelesiyle tek adam rejimine son vermekten geçiyor. Bu işgal yasasına karşı direnmek, rejime hayır diyen tüm kesimlerin ortak mücadelede buluşmasını hepimize ödev biçiyor.


