birgün

13° PARÇALI BULUTLU

ÇALIŞMA YAŞAMI 16.11.2020 08:41

Torba yasanın geri çekilmesinin ardındaki gerçekler: Ortak tutum ve mücadele sonuç getirdi

Müzakere ardında güç ve mücadele azmi varsa anlamlıdır. Yoksa hiçbir müzakerecinin elinde sihirli değnek yoktur. Teklif işçiler ve sendikalar itiraz ettiği, ısrar ettiği ve mücadele ettiği için geri çekildi. Müzakereler ancak bu büyük resim içinde anlamlıdır.

Torba yasanın geri çekilmesinin ardındaki gerçekler: Ortak tutum ve mücadele sonuç getirdi

Torba yasa teklifinin genç ve 55 yaş üstü işçilerinin kıdem tazminatı ile iş güvencelerini ortadan kaldıran ve emeklilik haklarına darbe indiren, dahası yaşa dayalı ayrımcılık yaratacak hükümleri geçen hafta Meclis Genel Kurulu aşamasında yasalaşmasına ramak kala geri çekildi. Hükümetin uzun süredir ısrar ettiği ve güvencesiz çalıştırmayı yaygınlaştıracak hükümler tasarıdan bizzat teklifi verenler tarafından çıkartıldı. İşçi haklarına dönük açık ve yakın bir tehlike bertaraf edilmiş oldu.

Türkiye’de işçiler ve sendikalar uzun bir aradan sonra açık ve somut bir tehlikeliyi önlemiş oldu. Kazanan genç işçiler oldu, 50 yaş üstü işçiler oldu. Aslında tüm işçiler oldu. Çünkü yasa teklifinden geri çekilen hükümler bütün işçileri etkileyecek nitelikteydi. İşçilerin çocuklarını, gelecek nesilleri, 25-50 yaş aralığındaki diğer işçileri adım adım etkileyecekti. Bu bir başarı!

Öte yandan başarıya sevinip teklifin kabul edilen vahim maddelerini unutmayalım. Yasa teklifinin işverenlere teşvik ve ödül çeşitli hükümleri kabul edildi. Özellikle kaçak işçi çalıştıran işvereni ödüllendiren ve kaçak çalıştırılan işçilerin bu dönemlerindeki sosyal güvenlik haklarını ortadan kaldıran hükümler kabul edildi. İşverenler istediklerinin bir bölümünü alırken, torba yasada işçi lehine hüküm olmadığını unutmayalım.

Torba yasa teklifinin kabul edilen maddeleri ile işverenler yasaya aykırı şekilde kaçak işçi çalıştırdığını kabul ederse idari para cezası uygulanmayacak, işsizlik sigortası primi de dahil olmak üzere sigorta primi tahakkuk ettirilmeyecek. Böylece işçilerin kaçak çalıştırıldıkları süreler emeklilikte dikkate alınmayacak. Üstelik bu işçilere kaçak çalıştırıp işe aldıkları işçiler için günlük 44,15 TL destek verilecek. Nereden verilecek? İşsizlik Sigortası Fonundan!
Sanal analizler!

Gelelim geri çekilen maddelerin neden ve nasıl çekildiğine. Teklifi hazırlayan ve Komisyon da hiçbir eleştiriyi dikkate almayan iktidar partisi teklifteki tartışmalı hükümleri son anda geri çekti. Bu konunun doğru değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Çünkü uzun süredir ilk kez sendikalar ve işçiler açık bir başarı elde ettiler.

Torba yasa teklifinin geri çekilmesi konusuna fantastik değerlendirmeler yapıldığı görülüyor. Gazetelerde “İşçi sanal eylemle köleliği kaldırttı” gibi teklifin geri çekilmesini tek başına sosyal medya kampanyalarına bağlayan haberler görülüyor. Bazı sendika başkanlarının kişisel girişim ve müzakereleri olmasa teklifin geri çekilmeyeceğini, dolayısıyla alınan sonucu tek bir kişinin müzakere becerisine indirgeyen ana muhalefet temsilcileri de oldu.

Oysa teklifin geri çekilmesi birden çok eylem biçimini içeren bir mücadele sürecinin sonucunda gerçekleşti. Teklifin geri çekilmesini sanal eyleme veya kişisel müzakere başarısına indirgemek sosyal olayların doğasını anlamamak, verilen mücadeleyi hafife almak ve mücadele edenlere haksızlık etmek demektir. Torba yasa teklifinin işçi haklarını budayan hükümleri toplumda, işçiler ve sendikalar arasında büyük infiale yol açtı. Yaklaşık 15 günlük boyunca bu hükümlere karşı yoğun bir mücadele yürütüldü.

Ortak tutum ve mücadele kritik rol oynadı

Teklif Meclise sunulduğunda üç işçi konfederasyonunun ortak bir tutum alması ve ortak açıklama yapması için girişimler yapıldı. Bu konuda hazırlık toplantıları da yapıldı ancak bir işçi konfederasyonu son dakikada “herkes ayrı açıklama yapsın” deyince bu girişim suya düştü. Oysa en başından komisyon aşamasında alınacak ortak tutum çok daha etkili olacaktı. Üç konfederasyon ayrı ama birbirine yakın içeriklerle teklife itiraz eden açıklamalar yaptı bunları meclise yolladı.

Ardından DİSK ve TÜRK-İŞ yasaya karşı eylem kararları aldı. Neredeyse Türkiye’nin tamamında basın açıklamaları yapıldı. TÜRK-İŞ ve DİSK üyeleri çeşitli eylemler yaptı. Sokağa çıkıldı, çeşitli işyerlerinde iş bırakma eylemleri oldu. DİSK Türkiye çapındaki eylemlere paralel olarak Meclis önünde basın açıklaması yapmak istedi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK yöneticileri hukuksuz yöntemlerle, mesafe ve maske kuralı hiçe sayılarak engellendi. Ancak DİSK’in bu eylemi büyük etki yarattı.

Yasanın Meclise gelmesi üzerine bu kez üç işçi konfederasyonu, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK genel başkanları ortak bir açıklamayla teklife karşı olduklarını ve geri çekilmesini istediler. Bu üçlü ortak tutum kritik bir rol oynadı. Ayrıca DİSK ve TÜRK-İŞ sosyal medyada yasanın geri çekilmesi için çeşitli kampanyalar düzenlediler. Yasa Genel Kurul gündemindeyken geniş katılımlı iş bırakma eylemi de tartışılmaya başlandı.

Kuşkusuz çeşitli kulvarlarda yürütülen mücadele ile paralele olarak yoğun müzakereler de yapıldı. Konfederasyonlar üzerinde etkili olabilecekleri siyasi partilerle görüşmeler yürüttü. Bu çerçevede Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da iktidar partileri müzakere yürüttü. Siyasi atmosfer de teklifin geri çekilmesini kolaylaştırdı. Torba yasa teklifinin geri çekilmesi işte bu çok bileşenli ve düzeyli ama esas olarak işçinin iradesine ve gücüne dayanan bir mücadele sürecinin sonucudur.

Müzakere ardında güç ve mücadele azmi varsa anlamlıdır. Yoksa hiçbir müzakerecinin elinde sihirli değnek yoktur. Teklif işçiler ve sendikalar itiraz ettiği, ısrar ettiği ve mücadele ettiği için geri çekildi. Müzakereler ancak bu büyük resim içinde anlamlıdır.

Hükümet, bakanlık, sendikalar ve akademi ders çıkarmalı

Gelelim bu süreçten çıkarılacak derslere! Teklifin geri çekilmesi sürecinden iktidar, bakanlık, sendikalar ve akademi dahil çıkarılacak önemli dersler var. İlk dersi hükümet çıkarmalı ve kıdem tazminatını, işçi haklarını budama ve esnekleştirme gibi girişimlerden vazgeçmelidir. Kıdem tazminatını 45 yıldır hiçbir hükümet ve hiçbir bakan yok edemedi. Kıdem tazminatına sefer olur zafer olmaz! Hükümet artık bu defteri kapatmalıdır.

Ders çıkarması gereken ikinci adres Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’dır. Çalışma Bakanlığının iğdiş edilerek adeta sadece aile bakanlığına dönüştürülmesi çalışma hayatının sorunlarını sahipsiz bırakıyor. Torba yasa teklifi sürecinde Aile ve Çalışma Bakanlığı konu mankeni bile olamadı.
Aile ve Çalışma Bakanı milyonlarca işçiyi ilgilendiren konuda âtıl kaldı. Görevini yapmadı, tarafları toplayıp konuyu görüşmeye gerek dahi duymadı. Oysa Üçlü Danışma Kurulu toplansaydı bu teklif taraflarla tartışılmış olsaydı sendikaların tutumu en başından görülür ve bu teklife teşebbüs edilmezdi. Aile ve Çalışma Bakanlığı’nın ikiye ayrılması ve Çalışma Bakanlığının ayrı bir bakanlık haline getirilmesi gereği bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı.

Diğer önemli bir dersi sendikaların çıkarması gerekiyor. Demek ki ortak hareket edince oluyormuş! Teklifin geri çekilmesi moral oldu ama bunun nasıl olduğu unutulmamalı. Sendikaların ortak tutumu ve işçilerin yükselen tepkisi ve mücadelesi olmasa bu teklif geri çekilmezdi. O nedenle uzun zamandır unutulan ortak hareket ve ortak mücadele yeniden gündeme gelmelidir. Üç işçi konfederasyonu işçi haklarını savunmak için daha yoğun biraraya gelmeli. Önümüzde asgari ücret süreci var. İşçi örgütleri asgari ücret konusunda da ortak hareket etmelidir.

Son ders ise üniversiteler için! Türkiye’de akademi uzun süredir toplumsal meseleler konusunda konuşmuyor. Uzun süredir akademinin ülkenin gündeminde bir etkisi yok. Bunun nedeni akademinin sosyal meseleler konusunda suskun kalmasıdır. Akademinin kendi uzmanlık alanında konuşmaması büyük zaaf! Örneğin torba yasa konusunda iş hukuku ve çalışma ekonomisi bölümlerinin konuşmaması anlaşılır değil. Bilim kendi alanında konuşmayacaksa ne işe yarayacak!

Konuşan sendika, konuşan işçi, konuşan akademi şart!

Görüldüğü gibi konuşunca, ısrar edince, itiraz edince ve asıl önemlisi mücadele edince oluyor!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız