Google Play Store
App Store

Senaryosunu Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük’ün yazdığı, yönetmenliğini Ülkü Sönmez’in üstlendiği ‘HisTroy’ bugün Troya Müzesi’nde izleyicilerle buluşacak. İtalya’dan absürt film ödülü alan yapım, Troya’ya özgü bir tarih anlatısıyla dikkat çekiyor.

Troya’nın antik sakinleri günümüze taşındı
50 dakikalık ‘HisTroy’ Homeros’un İlyada Destanı’nı günümüzde yazma macerasını beyaz perdeye taşıyor. (Fotoğraf: BirGün)

Tuğçe ÇELİK

Homeros’un 2025 senesinde yaşamaya ve İlyada’yı yazmaya devam ettiğini düşünün. Ya birazdan önünüzden koşup geçen Aeneas ise! ‘HisTroy’ bir tarih filmi değil, Troya’ya özgü bir tarih anlatısının filmi. Bu nedenle de adı History değil ‘HisTroy’.

Çanakkale’deki Troya Müzesi’nin Müdürü Rıdvan Gölcük’ün senaryosunu kaleme aldığı, Ülkü Sönmez’in yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği ‘HisTroy’ bugün Troya Müzesi’nde izleyicilerle buluşacak. İtalya’nın Milano kentinde düzenlenen Absurt Film Festivali’nde ödüle layık görülen ‘HisTroy’u Gölcük ve Sönmez ile konuştuk. Gölcük, senaryoyu oluşturma sürecini, “Homeros’u kazı evinde not defteriyle, Aeneas’ı ise Roma’ya giden bir minibüste hayal ettim. Çünkü Troya’nın hikâyesi, insanlığın kolektif hafızasında, onu anlatmanın yolu da kuralları esnetmekten geçiyor. HisTroy, izleyenlere ‘tarih’ denen labirentte kaybolmanın ne kadar keyifli olabileceğini gösterecek” diye özetlerken, Sönmez bağımsız film yapmanın zorluklarına dikkat çekti.

Absürt bir film yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

Ülkü Sönmez: Rıdvan Gölcük ile konuşmalarımızda Troya için yeni bir şey yapmayı düşünüyorduk. O, arkeolojik, mitolojik ve popüler Troya kavramlarından bahsetti. Sonrasında bu üç katman tek bir katman olarak, tek bir gerçeklikte geçse nasıl olur fikrine yoğunlaştık. Rıdvan, skeç tadında sahneler yazmaya başladı. Hepsi de hem komik hem de absürt sahnelerdi. Yönetmen olarak korktuğum olay ise bunların ekranda nasıl duracağıydı. Sete çıktığımızda senaryoya bağlı kaldık ancak o an çok doğaçlama sahneler de çektik; çoğu da filmin içerisinde şu an.

Yönetmen Ülkü Sönmez

Bağımsız film yapmanın zorlukları nedir? Bu süreçte neler yaşadınız? 

Ü.S: ‘HisTroy’ filmi, uzun metraj belgesel olarak ikinci projem; kısa metrajları da sayarsak altıncı projem. Hiçbir projede yapımcı ile çalışmadım, öz kaynaklarımla çözmeye çalıştım. Bu, bana yapım öncesinden yapım sonrası süreçlere kadar pek çok sıkıntı yaşattı; ancak beraberinde de müthiş bir özgür alan yarattı. ‘HisTroy’ filminin ekibi çok küçüktü, sette aktif olarak çalışan iki üç kişi vardı. Çekimler toplamda beş gün sürdü. Maddi destek almasak da herkes gönüllü çalıştı; farklı kurum ve kuruluşlardan pek çok insan da yardım etti. Troya coğrafyasında çektiğim üçüncü film oldu ve her defasında bölgenin insanları, kazı ekibi ve müze çalışanları işlerin içerisinde yer aldı. Troya filmlerimde hep günümüz Troyalıları oldu diyebilirim. Bu durum, filmlerin kendiliğinden gerçek olmasına neden oldu. ‘HisTroy’a baktığımızda; biraz belgesel, biraz kurmaca, biraz animasyon teknik anlamda. Ama yönetmen gözüyle bakarsam, tamamen belgesel çünkü her ögesi gerçek.

Filmde yapay zekâyı kullanmak nasıl avantajlar yarattı?

Ü.S: Hayatımıza girmeye başladığı ilk anlardan beri akademik çalışmalarını da yapay zekâya odaklamış biri olarak, ‘HisTroy’un her yerinde yapay zekâyı kullanmaya çalıştım. Yapay zekânın faydası, zararı tartışılır belki ama ben işlerimi kolaylaştırdığını düşünüyorum. Yapay zekâ, ‘HisTroy’da animasyon ve görsel efekt anlamında çok fayda sağladı. Tabii yapay zekâ kullanmanın da zorlukları var. Çok fazla uygulama mevcut ve hepsi birbirinden farklı sonuçlar ortaya çıkarıyor. Filmde Heinrich Schliemann ve Manfred Osman Korfmann canlandırmalarını üretmek çok zordu. Günümüz Troya Antik Kenti’ni alevler içinde göstermek, teknik anlamda çok zorlayıcı bir iştir. Yapay zekâ ile bu süreci hem teknik hem de maddi anlamda kolaylaştırdık. Düşük bütçeli bağımsız bir proje yapıyorsanız, yapay zekâyı kullanmamak mümkün değil.

Senaryoyu oluştururken izleyiciye ne düşündürmek ya da ne hissettirmek istediniz?

Rıdvan Gölcük: Altı yıl önce ‘Kimin Troyası?’ isimli bir sunum yapmıştım. Evet, Troya Çanakkale’de. Ama yetmez! Entelektüel anlamda, kimlik anlamında Troya bizim neyimiz olur? Troya ile kurduğumuz ilişki nedir? Bu sorulara verilebilecek yanıtları geliştirmek için üretmemiz lazım. Troya’nın şiirlerini, romanlarını yazmalı, filmlerini çekmeliyiz. Yorumlamalıyız, cesaret etmeliyiz. Bu ilişki ancak böyle derinleşir. Turizmin ötesine taşıyabildiğimiz bir ilişkiden bahsediyorum. Bugün Troya Müzesi bunu başarıyor ama yetmez. İşte ‘HisTroy’ bu sebeple var. Troya ile hemhal olabilmek için bir çaba. İzleyicilerin ne düşüneceğini kestiremiyorum ama ‘bu olmamış, ben olsam daha iyisini yaparım’ demelerini isterim. Umut ediyorum daha iyisini yapan çıkacaktır da. Ne demişler; Acta non verba! Yani, ‘Hareket, söz değil’.

Senarist Rıdvan Gölcük

Hem müze müdürü hem de filmin senaristisiniz. Filmin oluşum sürecinde bu özelliklerinizi harmanlamış gibisiniz. Siz nasıl yorumlarsınız?

R.G: Yaratıcı bir bakış açısına sahip olduğumu söyleyebilirim. Öğrencisi olduğum bölümü, sanat tarihini, çok seviyordum. Hem bu alanda hem insanlık tarihi konusunda çokça okuma yapıyordum. O günden bugüne mesleki yayınlar dışında okuma yapmayı hiç terk etmedim. Edebiyat, doğa bilimleri, seyahat, sanat, diplomasi, bilim… Bu olaylara geniş bir perspektifle bakmanızı sağlıyor ve kavrayışınız güçleniyor. Zihninizde yer alan ve birbirleriyle hiç alakalı gözükmeyen iki veri sizin için bir gün harika bir fikre dönüşebiliyor. Bu sebeple farklı alanlardan beslenmek önemli.