Google Play Store
App Store

Dünyayı yeni belirsizliklere sürükleyeceğinden kesin gözüyle bakılan Trump, Avrupa Birliği (AB) mallarına ek gümrük vergileri getirebilir. AB bunun karşılıksız kalmayacağı mesajını vermeye başladı.

Trump 2.0: Avrupa çıkış yolu arıyor

BirGün ALMANYA

Washington'da  koltuğun yeni sahibinin  AB ekonomisini derinden sarsacağa benziyor. Avrupa, yeni ABD Başkanı Trump ile başa çıkabilecek mi?

Trump'ın öngörülemezliği AB içinde gözle görülür bir tedirginliğe neden oluyor. Ne de olsa ABD başkanının önümüzdeki dört yıl içinde ya da önümüzdeki birkaç hafta içinde ne yapacağını tahmin etmek mümkün değil. ABD seçimlerinden önce bile AB Komisyonu, Başkan Trump döneminde olası senaryoları, özellikle de olası cezalandırıcı gümrük vergilerini incelemek üzere bir tür görev gücü oluşturmuştu.

Ne AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ne Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ne de Almanya Şansölyesi Olaf Scholz Pazartesi günü Trump'ın Kongre Binası'ndaki yemin törenine davet edilmişti. Bunun yerine davetli listesinde Macaristan'ın Avrupa karşıtı Başbakanı Viktor Orbán ve İtalya'nın post-faşist hükümet başkanı Giorgia Meloni vardı. Orbán Meloni'nin aksine törene gitmedi.

Trump, pek çok hususun  yanısıra, iç ekonomiyi güçlendirmek için ithalat tarifeleri planladığını vurguladı.  Trump ayrıca Paris İklim Koruma Anlaşmasını ve Dünya Sağlık Örgütü üyeliğini de iptal etti.

Seçim kampanyası sırasında defalarca yabancı mallara en az %10 gümrük vergisi uygulayacağını ve hatta AB ürünlerine %20'ye varan gümrük vergileri getireceğini söylemişti. Göreve başlama konuşmasında bunu bir kez daha açıkça vurguladı: “Tüm gümrük vergilerini, harçları ve gelirleri toplamak için yabancı bir vergi dairesi kuracağız. Kasamıza yurtdışından büyük miktarlarda para akacak“

HALKIN OMUZUNA YENİ YÜK

Amacı ekonomisine yeni kaynak sağlamak olsa da Trump'a göre gümrük vergileri adaleti sağlamanın tek yolu. Trump, daha göreve başlarken federal yetkililere Çin, Kanada ve Meksika ile ticari ilişkileri değerlendirme talimatı verdi. Salı günü düzenlediği basın toplantısında da ilk kez AB'yi gümrük vergileriyle tehdit etti: “Bize çok ama çok kötü davranıyorlar. Dolayısıyla tarifeleri beklemek zorunda kalacaklar.”

Küresel ekonomide hep karşılıklı etkileşim olur. Bu Trump'ın en sevdiği konu olan gümrük vergileri için de geçerli. AB bu konuda beklenenden daha hazırlıklı. Trump ciddileşirse, ABD'nin önemli tarım ürünlerine özellikle de Cumhuriyetçilerin seçim bölgelerindeki şirketlerin ürünlerine karşı yeni tarifeler uygulayabilir. Ayrıca gündemlerine ABD patentlerinin askıya alınması, ABD şirketlerinin AB kamu sözleşmelerinden dışlanması, özellikle Google, Facebook ve benzerlerini vuracak dijital vergiler alabilecekler. DekaBank'ın Baş Ekonomisti Ulrich Kater'e göre Karşı tarifeler de ABD ekonomisinde aynı acıya neden oluyor. Bu tarz karşılıklı  ek vergiler de, sonunda halkın omuzlarına binecek.

AVRUPA NASIL BAŞA ÇIKACAK?

ABD'nin yeni başkanının yemin etmesinin hemen akabinde Avrupa'da büyük bir belirsizlik var. Donald Trump'ın ABD politikasındaki rota değişikliği ile nasıl başa çıkılacak?

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (CDU) Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada ABD ile ticaret hacminin 1.5 trilyon Avroya ulaştığını bunun da küresel ticaretin yüzde 30'una tekabül ettiğine dikkat çekti. Gümrük vergilerinin her iki taraf için de yüksek risk oldğunu kaydeden Ursula von der Leyen, „ABD'nin de kaybedecek bir şeyleri olduğunu vurguladı. Von der Leyen'e göre Avrupalı şirketler ABD'de 3.5 milyon Amerikalıya istihdam sağlıyor. Buna ek olarak, milyonlarca Amerikan işi doğrudan Avrupa ile ticarete bağlıdır. Ayrıca çok sayıda işbirliği ve tedarik zinciri bulunuyor.

Elysee Anlaşması'nın 62. yıldönümü nedeniyle Paris'te biraraya gelen Almanya Başbakanı Olaf Scholz (SPD) ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da  özgüvenli ve birleşik bir Avrupa mesajı verdiler. Başbakan Scholz “Biz güçlüyüz, birlikte duruyoruz. Avrupa eğilip saklanmayacak, yapıcı ve kendine güvenen bir ortak olacaktır. Trump ile birlikte çalışmak istediğimiz temel budur“ derken Macron “Avrupa -en hafif tabirle- hareket halinde olan bir dünyada güçlü ve dirençli olmalıdır. Başkan Trump, transatlantik ortaklığın sağlam temelleri üzerine inşa etmek istediğimiz “zorlu bir görev” olacaktır.“ ifadelerini kullandı. Macron, “birleşik, güçlü ve egemen bir Avrupa'yı güvence altına almak için tüm rolümüzü oynamak artık her zamankinden daha fazla biz Avrupalılara ve dolayısıyla iki ülkemize düşüyor. Bu, kendini transatlantik ittifaka bağlı hisseden ama aynı zamanda kendi çıkarlarını da savunabilen bir Avrupa ile ilgilidir“ dedi.

Macron bunu başarmak için savunma harcamalarının da artması gerektiği uyarısında da bulundu. Trump'ın NATO ülkelerinden talep ettiği  Gayri Safi Milli Hasılalarının (GSMH) yüzde beşi oranını silahlanmaya ayırmasından oranından söz etmeyen Macron, "Hepsinden önemlisi, Avrupa savunma için kendi endüstriyel temellerini oluşturmalıdır. “Bugün Avrupalıların önceliği her zamankinden daha fazla Avrupa'mız ve her şeyden önce rekabet gücümüz, refahımız ve güvenliğimiz olmalıdır.” diye konuştu.

YAPAY ZEKA İÇİN 500 MİLYAR DOLAR

Bir taraftan silah sanayini güçlendirmek isterken bir taraftan da geleceğin yapay zekasına devasa bir bütçe ayırdı: 500 milyar Dolar.

ABD Başkanı Trump görevdeki ilk gününde muhtemelen tüm zamanların en büyük teknoloji projesini açıkladı.  Kİ yatırımı, Apollo ve Manhattan Projesi'nin toplamından daha büyük
Sadece 100 milyar dolarlık ilk yatırım, ilk atom bombasını geliştirme maliyetinin dört katı. Teknoloji devleri OpenAI, Oracle ve SoftBank dünyanın bugüne kadarki en büyük yapay zeka altyapısını kurmak için birlikte çalışacak

Enflasyondan arındırıldığında Apollo programı neredeyse 300 milyar dolara, Manhattan Projesi ise yaklaşık 24 milyar dolara mal olmuştu. Şimdi teknoloji şirketlerinden oluşan bir konsorsiyum, bu tarihi çabaları gölgede bırakacak bir yapay zeka projesini duyuruyor: Önümüzdeki yıllarda “Project Stargate ”e 500 milyar dolar akacak..

Avrupa bu konuda da geriye düşme tehlikesiyle karşı karşıya.  Sınır tanımaz Trump'ın yeni hamleleri de, kapitalizmin iç savaşlarında belirleyici olacak.