birgün

22° AÇIK

DÜNYA 05.07.2020 08:14

Trump’ın (ve Trumpgillerin) sonu

28.10.2019 tarihli BirGün’de “Trumpgillerin sonu mu?” başlıklı bir yazı yayınlamıştım. O yazıda “Buralarda (Çin) ABD devlet aklının Trump’ı (diğer Trumpgilleri) bitirme kararı almış olma olasılığının yüksek olduğuna dair bir kanı var” diye yazmıştım. O yazı azil süreci öncesi yayınlamıştı fakat metinde ileri sürülen tez halen geçerli. O zaman “bir ihtimal” kabilinden gördüğüm tezin gerçekleşme olasılığını artık çok yüksek olarak görüyorum. Çünkü aralarında eski diplomat da bulunan buradaki dostlara göre, “ABD’de çok alametler belirdi”. Dile getirilen görüşleri kısaca şöyle özetleyebilirim: “ABD devlet aklı Trump ile gidilecek yolun Amerikan hegemonyasının hızla çöküşü, Amerika için büyük bir yıkım demek olan Çin’le savaş olasılığı, ülke içinde bugün işaret veren toplumsal çatışmaların büyümesi ve yayılması, ülkede birliğin bozulması anlamına geldiğini gördü. Cumhuriyetçilerden propaganda, kamuoyu oluşturma gücü yüksek bir ekibin Biden için çalışmaya başlaması Biden’ı Demokratların değil ülkenin yarınını düşünen “sağduyulu her Amerikalının” adayı haline getirmeyi amaçlıyor. Muhtemelen, Biden’ın Demokratların adayı olması silikleştirilerek Cumhuriyetçi tabana pazarlanır hale getirilecek. Bu, zaten sağa yakın biri (veya düpedüz sağcı) olarak bilinen Biden için ne rahatsız edici ne de zor bir durum. Sağlık sisteminin COVID-19 ile baş etmekte başarısız olması ve çökmesi, “kamusal sağlık hizmeti”nin (Obama temelini atmıştı, Trump iptal etti) gerekliliğini artık Cumhuriyetçi tabanın bile kabul ve talep etmesi Biden’ın işini kolaylaştıracaktır.”

Trumpgiller insani olarak düpedüz döküntü, ideolojik olarak ise su katılmamış faşistler. İnsani döküntülüklerini “milletin değerlerini temsil etme” iddiasıyla süslemeye çalışmaları faşizm üzerine yapılan çalışmalardan gayet iyi bildiğimiz bir konu. Dolayısıyla hem kendi ülkeleri hem de dünya için zararlı hatta tehlikeliler. Yeni dönemde ABD’nin bir parlatılmış demokrasi söylemi tutturacağını, Amerikan (demokrasi) değerlerini geçmiştekine göre daha ısrarla dayatacağını sanıyorum. ABD hegemonyasını onarma ve güçlendirmenin yeni aracı öncelikle bu olacak gibi görünüyor.

Gazetemizin seçim tahminleriyle ünlü yazarı Doğan (Tılıç) Hoca, 30.06.2020 tarihli “Odaya karşı sokak” başlıklı yazısında Trump’ın (seçime kadar ekonomide bir mucize yaratması halinde) seçimi kazanmasını ihtimal dâhilinde görüyor. Ben “Önce Trump’ın tasfiye edileceğini ve hemen ardından sıranın diğer Trumpgillere geleceğini” söylüyorum. Bu konuda Doğan Hoca ile bahse girebilirim. BirGün’ün bana ödediği bir yıllık telifi hiç çekinmeden bu seçim bahsine yatırmaya hazırım.

TUTMAYIN BENİ, UZAYA ÇIKACAĞIM

Mevzu birkaç aylık veya bir yıllık olabilir fakat (o Yeniçeri fıkrasındaki gibi) benim yeni haberim oldu. “Şahsım”ın büyük bir ciddiyetle ve kendinden emin bir poz keserek “Eyy Cehape! İstesen de istemesen de biz uzaya çıkacağız” diye CHP’ye atarlandığı videoyu izleyince gülmekten karnıma ağrı girdi. “Avcılar ve atıcılar kahvesi”nde döndürülen (palavrası bol) geyik muhabbetinden farkı olmayan bu uzay fantezisini evinin damıyla uzayı ayırt edemeyen bir AKP’li dinlediğinde sanır ki CHP uzayın önüne baraj kurdu ve şahsımın uzaya çıkmasına engel oluyor. Umarım CHP yönetiminden birileri “Eyy AKP genel başkanı! Çık uzaya valla, kim tutar seni. Ama yaya gitme, yol çok uzun” veya “Cem Yılmaz zaten çıktı. Keşke ona takılsaydın, hiç değilse hevesini alırdın” diye mavra yapmıştır.

Şahsım, “He” harfini bir kibirli kasaba cahili ağzıyla “Ha” diye okuyarak aklı sıra CHP’yi aşağıladığını sanıyor. Bu kaba-sabalık ve cehalet şovuna verilecek en güzel cevap AKP’yi AKABE olarak okumak-telaffuz etmektir. “Akabe”, Arapça “Şeytan’ın oturduğu yer” veya “Şeytan tepesi” anlamına gelir (hacılar bu tepedeki taştan sütunu yani “Camrat-al akabe”yi taşlarlar). Sözcüklerdeki bu büyük benzerlik nedeniyle parti adının Akepe diye söylenmesinden bile çok rahatsız oldukları biliniyor. Lafın burasında, Şeytan’a haksızlık etmemek adına, bir noktayı özenle vurgulamalıyım: Şeytan, bunların yanında ahlak abidesi, dürüstlük timsali ve iyilik meleği kalır.

Şahsım, uzay yolculuğu fantezisi “noktasında” ayaküstü hayal görmeye devam etmek “suretiyle” rahat olsun. Zira CHP, şahsımın uzaya çıkmasına engel olacak şeyler yapmaz; çünkü tarzı değil. Yapsaydı, iktidara karşı öfkesi burnunda halka önderlik ederek, halkın gücünü arkasına alarak Saray rejimine ülkeyi dar edecek işler yapardı. O durumda, zaten iyice zayıflamış, hatta çökmüş ve her tarafından dökülen Saray rejimi üç ay bile ayakta kalamaz. Bugünkü CHP’nin tarzı “mıymıntılık”, “mıymıntı muhalefet”ten ibaret. Armudun pişip ağızlarına düşmesini umuyorlar. CHP, hiç değilse, yakın tarihten bir örnek olarak Ferdinand Marcos’a karşı Filipinler muhalefetinin mücadelesine bir göz atabilir (çok iyi bir örnek sayılmasa bile). Bu konuda 03.06.2020 tarihli BirGün’de “Diktatörün düşüşü” başlıklı bir derleme yayınlamıştım.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız