Trump siyasi ajandasını tarifelerle dayatıyor
Trump, gümrük tarifelerini yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir baskı aracı olarak kullanıyor. Hindistan’dan Brezilya’ya, Çin’den Avrupa’ya Trump yönetiminin keyfi gümrük vergilerinin arkasında Amerikan hegemonyasını yeniden kurma hedefi yatıyor.

Alp FINDIKCIOĞLU
ABD Başkanı Donald Trump, gümrük tarifelerini yalnızca ekonomik değil emperyalist politikalarını dayatmak için siyasi bir “silah” olarak kullanıyor. “Amerikan çıkarlarını korumak” iddiasıyla başlatılan bu strateji, aslında Washington’a uyum sağlamayan ülkeleri hizaya çekme politikasına dönüşmüş durumda. Şu anda 67 ülkeye uygulanan tarifeler %10’dan başlayıp %125’i aşıyor.
Özellikle Çin, Hindistan ve Brezilya gibi yükselen aktörlere yönelik gümrük vergilerinin çoğu, ticaret açığı ya da sanayi dengeleriyle değil, siyasi duruşla belirleniyor. Hindistan’la yaşanan son gerilim, bu durumu gözler önüne serdi.
MODİ’Yİ HİZAYA GETİRMEK İSTİYOR
Hindistan ise Ukrayna Savaşı’nda tarafsız kalıp Rusya’dan enerji ithalatına devam ettiği için hedefte. Ayrıca Çinli teknoloji şirketlerine karşı yeterince sert adım atmaması da Washington’da hoşnutsuzluk yaratmış durumda. %25 oranındaki tarifenin artırılması gündemde. Hindistan Başbakanı Narendra Modi hükümeti ise bu baskıyı haksız buluyor ve ulusal çıkarlarını koruyacağını vurguluyor. Tarım ve süt ürünleri gibi hassas alanlarda ABD ile ticaret görüşmelerinde taviz vermemesi, süreci çıkmaza soktu.
En ağır yaptırımların uygulandığı ülke ise ABD’nin küresel hegemonyası için ben büyük tehdit olan Çin’e uygulanıyor. Teknoloji, batarya, tarım ve tekstil ürünlerinde %145’e varan vergilerle karşı karşıya kalan Pekin, bu hamleleri yalnızca ekonomik değil, siyasi bir kuşatma olarak değerlendiriyor. Çin de ABD’ye karşı %125’e varan misillemelerle yanıt veriyor.
Brezilya’ya uygulanan %50’lik tarife, Devlet Başkanı Lula da Silva hükümetinin BRICS içindeki etkinliği ve Çin’le yakın ekonomik ilişkileri nedeniyle devreye alındı. Trump yönetimi, Amazon politikalarında Amerikan şirketlerine getirilen kısıtlamaları da gerekçe göstererek, Brezilya’yı “çok kutuplu çizgiye kaydığı” için cezalandırıyor. Bu gerilim bir de geçtiğimiz günlerde eski sağcı Brezilya Başkanı Jair Bolsonaro’nun “darbeye teşebbüs” gerekçesiyle tutuklanmasıyla tırmanmıştı.
Kanada ve Meksika da muaf değil. Trump, bu iki ülkeye sırasıyla %35 ve %25 oranlarında tarife uyguluyor. Filistin Devleti’ni tanıyacağını duyurması gibi dış politika adımları ve iklim politikası, Kanada’yı Trump’ın hedefine oturttu. Meksika’nın ise göçmen politikası ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen üretim modeli, Trump’ın yüksek oranda tarife kararının arka planını oluşturuyor.
AVRUPA’YA BOYUN EĞDİRDİ
Küresel ilişkileri gümrük vergileriyle dizayn eden Trump’ın tarife dayatmasına boyun eğen Avrupa Birliği’nde (AB) ise itirazlar gecikmedi. Trump ayrıca geçen hafta yaptığı görüşmede Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i de ABD’ye ihraç ettiği mallar için %15 gümrük vergisi ödemeye razı etti. Von der Leyen, anlaşmayı “elde edilebilecek en iyi sonuç olarak nitelerken Almanya anlaşmayı “gereksiz bir ticaret savaşı başlamadan bitti diyerek” onayladı. Karara en sert tepkiyi gösteren Fransa ise anlaşmayı “teslimiyet” diye niteledi.


