birgün

3° PARÇALI BULUTLU

DÜNYA 16.11.2020 10:08

Trumpokrasi’nin çöküşü

Donald Trump’ın gerçekleri inkâr etmekteki ısrarı 2020 seçimleri ardından da devam ediyor. İç savaşın ardından yenilgiyi bir türlü kabullenemeyen güneyliler gibi, Trump’ın elinde yalnızca yalanlar kaldı.

Trumpokrasi’nin çöküşü

Elizabeth DREW

Joe Biden’ın Başkan Donald Trump karşısında kazandığı zafer seçimlerden dört gün sonra, 4 Kasım günü ilan edildi. Haftalar geçmesine rağmen Trump halen Biden’ın zaferini kabul etmedi. Biden zaferinin, ‘modern yılların en önemli ABD seçimi’ denen sayfayı kapattığı düşünülebilir. Fakat Trump sayfayı çevirmemekte ısrarcı.

‘SAHTECİLİK’ İDDİALARI

Trump ‘seçmen sahteciliği’ iddialarını sürdürüyor. Zaten kaybederse yaşanacakların ipuçlarını aylardır veriyordu. Biden’ın zaferini kabullenmeyerek ülkede sakin bir görev devrini imkansız kılıyor. Tabii Biden’ın içinde bulunduğu durumu da gözden kaçırmamak gerek. Büyük Buhran’ın ortasında, 1933 yılında göreve gelen Franklin D. Roosevelt’ten sonra belki de en çetin görevle karşı karşıya. Ülkesi salgının pençesinde, ekonomik çöküşün eşiğinde.

Trump’a muhalif olanların birçoğu seçimlerde aradıkları ‘hezimeti’ bulamadılar. Üstelik Trump’ın halen büyük bir destekçi kitlesi olduğunu da kabullenmek zorundalar. Trump’ın aldığı oy sayısı 2016 senesinden neredeyse 10 milyon daha fazla. Üstelik Demokratlar, Senato ve Temsilciler Meclisi’nde anketlerin öngördüğünden çok daha kötü sonuçlar aldılar. Georgia eyaletinde Ocak başında yapılacak ‘ikinci tur’ seçimlerinde demokratlar büyük sürpriz yapmazsa, Senato muhtemelen Cumhuriyetçi strateji ustası Mitch McConnell’ın elinde kalacak.

ANAYASAL ÇÖKÜŞ

Trump döneminden geriye kalan en endişe verici sonuç, ABD’nin anayasal çöküşe böylesi yaklaşabilmiş olmasıdır. Trump seçimlerin tekrar edilmesini sağlarsa (imkansız olduğu ortada), ABD demokrasisi ayaklar altına alınmış olacak. Dolayısıyla çıkarmamız gereken sonuç, ABD demokrasisinin kırılganlığına ve onu yıkmaya çalışanlara ürkekçe yaklaşmanın doğurduğu tehlikelere dair.

Trump’ın siyasi meziyetlerini kavramamız zaman alabilir. Trump’ın siyasetteki başarısı, ülkenin en temel içgüdülerine hitap etmesinde ve ülkenin içine işlemiş ırkçılığı başarıyla istismar etmesindeydi. İlk seçim kampanyasının ilk günlerinde Meksikalı göçmenleri tecavüzcü ilan etti. Dünyadaki diğer ‘popülist’ liderler gibi Trump da insanların ‘büyük laflara’ düşkün olduğunu anlıyordu. Tabii ‘şovmen’ içgüdülerinin de yardımı oldu.

SALGINI YÖNETEMEDİ

Siyasi hasar aldıysa da felaket niteliğindeki salgın yönetimi için hak ettiği bedeli ödemedi. Çünkü seçmen tabanının ‘uzmanlara’ duyduğu nefretin farkındaydı. İnsanların evlerine kapanmak istemediklerini, ebeveynlerinin çocuklarını okula göndermek istediklerini, küçük işletmelerin açılması gerektiğini ve birçok insanın maske takma zorunluluğuna karşı olduğunu söyleyerek bu yönde politikalar izledi.

İkinci defa başkan olma şansı, seçmen tarafından reddedildi. Yaşamının en büyük hezimetini yaşaması onu hakir gördüğü ‘kaybedenler’ kulübüne kattı. Trump kaybetmeyi bilmeyen ilk aday sayılmaz ancak verdiği tepki büyük oldu. Trump kampanyasının seçimleri iptal ettirmeye yönelik kampanyasının başlıca hedefinin bu ‘kaybeden’ yaftasını yıkmak olduğunu düşünebiliriz. Trump egosunu kurtarmaya çalışırken ABD seçim sistemini ve siyaset kurumunu zedelese de, varsın olsun diye düşünüyor.

20 OCAK’A KADAR GÖREVDE

Trump 20 Ocak 2021’de yapılacak görev teslimi törenine dek hükümetin başında. Yani hinlik peşinde koşacak bolca vakti var. Seçimi takip eden pazartesi günü Savunma Bakanlığı’nda görevden uzaklaşmalar ile başladı; Savunma Bakanı Mark Esper’i bir tweet ile kovdu, yerine nispeten tecrübesiz bir ‘yandaşı’ oturttu. Bazı Pentagon yetkilileri de kovuldu ve yerlerine Trump’ın güvendiği kişiler atandı.

Bunlar Trump’ın garez tutmasıyla mı ilgili, yoksa daha karanlık bir planı mı var? Örneğin, Trump’ın federal askeri kuvvetleri kullanarak şehirleri kasıp kavuran eylemleri bastırma istediğine Esper açıkça karşı çıkmıştı. Tabii bir de bir takım istihbarat bilgilerinin kamuoyuna açıklanması üzerine yürüyen, bitmek bilmeyen savaş var. Trump, söz konusu bilgiler açıklanırsa 2016 seçimlerinde Rusya’nın desteğini aldığı iddialarının çökeceğini düşünüyor.

trumpokrasi-nin-cokusu-805439-1.

BÜYÜK PLANLARI VAR

Trump Cumhuriyetçi Parti’nin baskın gücü olmayı sürdürdükçe, Cumhuriyetçiler onun ülkeyi birlikte tutan her şeye saldırmasını sineye çekiyor. Trump’ın Biden’ı arayıp tebrik etmeyi dahi reddetmesi ve böylelikle diğer Cumhuriyetçiler için de bir ‘örnek’ teşkil etmesi, işin basit kısmı.

Trump ve müttefiklerinin şüphesiz büyük planları var. Barack Obama’nın görev teslim töreni 2009’da yapıldığında Cumhuriyetçiler Capital’de bir araya geldiler ve Obama’nın tüm projelerine karşı çıkma kararı aldılar. Trump daha da ileriye gidiyor. Biden henüz daha göreve başlamadan elini ayağını bağlamak istiyor.

400 MİLYON DOLAR BORÇ

Trump, Amerikan cumhuriyetine yönelik tehdit unsuru ve bu tehdit 20 Ocak günü yok olup gitmeyecek. O günden sonra davranışlarına yön veren tek şey kendi kişisel hırsı olacak. Ülkenin istihbarat görevlilerini endişelendiren bir konu da, Trump’ın istihbarat brifinglerine gereken ilgi ve alakayı göstermemesi, bununla birlikte Amerika’nın düşmanlarına yarayabilecek bilgilere de sahip olması. Bu düşmanlardan bazıları Trump’ı içinde bulunduğu finansal darboğazdan kurtarmaya gönüllü olabilir (Trump’ın yakında vadesi gelecek 400 milyon dolar kadar borcu var).

Görevi sona eren Trump’ın farklı baş ağrıları da olacak. Görevi bırakmadan önce kendi şahsına ‘af’ çıkarsa da, bu onu yalnıza federal mahkemelerden koruyabilir. Eyaletler ölçeğinde hakkında yürütülen soruşturmalara karşı savunmasız olacak.

SEVİNMEK İÇİN HENÜZ ERKEN

Trump’ın yenilgisi ardından hem ülke içinde, hem ülke dışında görülen coşkulu kutlamalar, insanların Trump iktidarından ne derece korktuğunu anlatmaya yetiyor. Fakat sevinmek için erken olabilir. Trump’ın ekibiyle 2024 adaylığını konuştuğu bazı haber organlarında yazıldı bile.

Trump yalnızca dalavere peşinde olabilir. ABD iç savaşını kaybettikten sonra bir türlü toparlanamayan güneylilerin yazdığı masallara benzer, bir tür ‘ümitsiz’ destan yaratıyor olabilir. Bu tip destanlar önümüzdeki yıllarda Trump’ın işine yarayabilir. Televizyona çıkmasına devam etmesini de sağlayabilir. ABD’nin ve dünyanın Donald Trump’ı geçmişte bırakması, henüz mümkün olmayabilir.

Çeviren: Fatih Kıyman
Kaynak: Project Syndicate

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız