birgün

26° PARÇALI AZ BULUTLU

TÜİK Mucizesi: Pandemide gelir bölüşümü düzelmiş!

TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre pandemi döneminde yaşanan ücret ve gelir kayıpları ve işsizliğe rağmen gelir bölüşümü düzelmiş ve yoksulluk azalmış. Büyük mucize! Pandemi ülkeye hiç uğramamış. Pandemi döneminde milyonlarca kayıtsız işçi işsiz kalmamış! Oysa TÜİK’in Şubat 2022’de açıkladığı bir başka araştırmaya göre ise gelirin sınıfsal dağılımı pandemi döneminde bozulmuştu. Tuhaf ama TÜİK ‘e göre pandemi döneminde gelir bölüşümü hem iyileşmiş hem kötüleşmiş!

ÇALIŞMA YAŞAMI 16.05.2022 04:00
TÜİK Mucizesi: Pandemide gelir bölüşümü düzelmiş!
Abone Ol google-news

TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (2021) sonuçları 6 Mayıs 2022 tarihinde açıklandı. Bu araştırma ülkedeki gelir bölüşümüne, yoksulluğun düzeyine, yaşam koşullarına ve sosyal dışlanmaya yönelik bilgileri içermesi nedeniyle yaşamsal öneme sahip. Araştırma 2020 yılında gerçekleşen gelir bölüşümüne ilişkin veriler içeriyor. 2000 yılı pandeminin en yoğun yaşandığı ve büyük ekonomik sıkıntıların ortaya çıktığı yıl. Bu nedenle bu yıla ait gelir, bölüşüm ve yoksulluk verileri büyük önem taşıyor.

TÜİK’e göre göre gelir bölüşümü ve yoksulluk oranlarında pandemi yılı olan 2020’de kötüleşme değil düzelme yaşanmış. Hem bireysel hem sınıfsal gelir bölüşümünde az da olsa bir iyileşme olmuş hem de yoksulluk oranları azalmış. Şöyle ki: en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,8 puan azalarak yüzde 46,7'ye düşerken, en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay 0,2 puan artarak yüzde 6,1'e yükselmiş. Yoksul ve zengin arasındaki fark hala korkunç ama, TÜİK’e göre yoksulların payı artarken, zenginlerin payı düşmüş.

Gelirler düştü ama gelir dağılımı düzeldi!

Nitekim bunun sonucu olarak da toplumun gelirden en fazla pay alan yüzde 10'unun elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10'unun elde ettiği gelire oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı 14,6'dan 13,7'ye düşmüş. Tabii ki bunların sonucunda Gini katsayısı da 0,410’dan 0,401’e gerilemiş. Corrado Gini tarafından geliştirilen Gini katsayısı 0’a yaklaştığı zaman eşitsizlik azalmakta, 1’e yaklaştığında ise eşitsizlik artmaktadır. Gini katsayısının düşmesi Türkiye’de 2020 yılında eşitsizliğin azalması anlamına geliyor!

Bitmedi! 2020’de yoksulluk oranları da gerilemiş! Hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50'si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı 2020 yılında 0,6 puan azalarak yüzde 14,4 olmuş. Medyan gelirin yüzde 60'ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre yoksulluk oranı ise son yılda 0,6 puan azalarak yüzde 21,3 olarak gerçekleşmiş!

TÜİK’e göre gelirin fonksiyonel dağılımına bakıldığında ise 2019’da yüzde 47,1 olan ücret ve maaş gelirleri 2020’de yine yüzde 47,1 olmuş. Ücret gelirlerinin payı değişmemiş, bir bozulma yaşanmamış! Müteşebbis (sermaye) gelirleri ise yüzde 17,7’den yüzde 17,5’e gerilemiş. 2020’de toplam gelirler yüzde 11,1 oranında artarken ücret ve maaşlar yüzde 11,5 artmış buna karşılık işveren gelirleri ise yüzde 8,4 oranında artmış. Göreli olarak ücret ve maaşlarının durumunda iyileşme olduğu bile söylenebilir!

TÜİK’e göre nereden bakılırsa bakılsın. Pandemi döneminde gelir dağılımı bozulmak bir yana bir miktar iyileşmiş. Yoksulluk artmamış bir miktar azalmış! Yoksullar ve ücretle çalışanlar zenginler ve sermayeye göre gelirden daha çok pay almış! Oysa beklenen pandemi döneminde gelir bölüşümün bozulması, yoksulluğun artmasıdır.

Büyük mucize! Pandemi ülkeye hiç uğramamış. Pandemi döneminde milyonlarca kayıtsız işçi işsiz kalmamış. Çalışamayan kayıtlı işçiler kendi ücretlerinden daha düşük kısa çalışma ödeneği almamış, ücretsiz izne çıkarılan milyonlarca işçi bin lira civarında nakdi ücret desteği almamış! İşsiz kalan kayıt dışı çalışanlar hiçbir gelir desteği almamış. Bütün bunla olmamış gibi TÜİK’e göre 2020 yılında gelir bölüşümünde iyileşme ve yoksulluk oranında düşüş var. Ücretlilerin de bir kaybı olmamış. Dağılabiliriz. Pandemi de bile gelir dağılımı mucizesi yaşanmış!

TÜİK TÜİK’i yalanlıyor!

Ankete dayalı TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (2021) sonuçları hayatın olağan akışına aykırıdır. Bunun için çok fazla gerekçe ve kanıt sunmaya, çok uzağa gitmeye gerek yok. TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarının tuhaflığını anlamak için bir başka TÜİK veri setine bakmak yeterli. Gelir ve Yaşam Koşulları araştırması 27 bin civarında hanehalkından anket yöntemine göre derleniyor, GSYH verileri ise kayıtlara dayalı sonuçlar içeriyor. Aralarında diğer çeşitli metodolojik farklar olsa da eğilimler açısından ve bölüşüm ilişkilerinin yönü açısından bir karşılaştırma yapmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz.

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2021 4. Çeyrek verileri bölüşüm ilişkileri açısından bambaşka şeyler söylüyor. Buna göre 2019 yıl 4. Çeyreğinde GSYH içinde yüzde 32 olan işgücü ödemeleri payı 2020 4. çeyrekte 3,2 puan azalarak yüzde 28,8’e, 2021 4. çeyrekte ise pandemi öncesine göre 6,2 puan azalarak yüzde 25,8’e gerilemiş. Net işletme artığı (sermaye payı) ise 2020 son çeyrekte 3,1 puan artarak 54,5’ya, 2021’de ise 6,3 puan artarak yüzde 57,8’e yükselmiş. GSYH sonuçlarına göre pandemi döneminde ücret ve maaşların payı düşerken sermaye payı artmış. Beklenen ve hayatın olağan akışına uygun olan da budur.

İki araştırma arasındaki farklar bunlarla da sınırlı değil. Emek ve sermaye gelirlerinin payı konusunda da ciddi farklılıklar söz konusudur. GSYH verilerinde işgücü ödemeleri, nakdi ya da ayni olarak ödenen maaş-ücretler ile işverenler tarafından çalışanlar adına ödenen sosyal güvenlik katkılarından oluşmaktadır. Diğer bir ifadeyle GSYH içinde işgücü ödemeleri brüttür. Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasında ise harcanabilir (net) gelir söz konusudur. Ancak gelir ve yaşam koşullarına göre emek payı yüzde 47,1, sermaye payı yüzde 17,5 iken, GSYH araştırmasında emek payı 25,8, sermaye payı ise 57,8’dir.

Nasıl oluyor da brüt işgücü ödemeleri GSYH’de yüzde 25,8 pay oluştururken harcanabilir ücret ve maaş gelirlerinin payı yüzde 47,1 olmaktadır. Tam tersi olması gerekmez mi? Dahası GSYH’de emek gelirlerin sermaye gelirlerin yarısından az orana sahipken, nasıl oluyor da Gelir ve yaşam Koşulları araştırmasında emek gelirleri sermaye gelirlerinin yaklaşık üç katı paya sahip oluyor?

Tablo: TÜİK’e Göre Gelirin Fonksiyonel (Sınıfsal) Dağılımı (%)

2019

2020

TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2021

Sermaye Payı

17,7

17,5

Emek payı

47,1

47,1

TÜİK GSYH Verileri (2021 4. Çeyrek sonuçları)

Sermaye Payı

51,5

54,6

Emek payı

32,0

28,8

Yoksulluk oranlarındaki düşüş de oldukça tuhaf gözükmektedir. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2020 Faaliyet Raporuna göre sosyal yardımların GSYH içindeki oranı 2019’da 1,24 iken 2020’de 1,42’ye yükselmiş, sosyal yardımlardan faydalanan hane sayısı ise 3 milyon 283 bin haneden 6 milyon 630 bin haneye çıkmıştır. Bu nasıl iştir? Kayıtlara dayalı yardıma muhtaç hane sayısı yüzde yüz artarken TÜİK’e göre yoksulluk oranı nasıl düşmektedir?

TÜİK verileri ile hayat arasındaki çelişkiler

TÜİK’in ankete dayalı verileri ile kamu kayıtlarına dayalı veriler arasında son zamanlarda ciddi bir uyumsuzluk görülmektedir. Gelir bölüşümü ve yoksulluk oranlarındaki tartışmalı verilerin bir benzeri de işsizlik verilerinde ortaya çıkmaktadır. TÜİK ve İŞKUR verilerine yansıyan kayıtlı işsiz sayıları artışında da hayatın olağan akışına aykırı sonuçlar görülmektedir. Örneğin son açıklanan Mart 2022 verilerine göre son bir yılda TÜİK’e göre işsiz sayısı 354 bin düşmüş, İŞKUR’a göre ise 972 bin artmış. Birisi anket diğer kayıt! Veri toplama dönemleri ve metodoloji farklı ama taban tabana zıt yönde ortaya çıkan bu uçuruma ne demeli!

Aralarındaki yöntemsel farklılıklar ne olursa olsun TÜİK’e ait iki ayrı araştırmanın birinde gelir bölüşümü ciddi biçimde bozulurken diğerinde iyileşmesi anlaşılır bir durum değildir. Emek ve sermaye gelirlerinin dağılımının birbirine taban tabana zıt olması da çok tuhaftır. Yöntemsel farklılıkların kimi oransal farklılıklar yaratması anlaşılabilir ama birbirine taban tabana zıt yönlerde sonuç vermesi olacak iş değildir. Bir yanda kayıtlara dayalı araştırma sonucuna göre bozulan gelir dağılımı öte yandan anketlere dayalı verilere göre iyileşen gelir dağılımı! Kısaca TÜİK mucizesi veya TÜİK TÜİK’e karşı!

Bu durum veri kalitesi ve güvenliği konusunda ciddi soruları akla getirmektedir. Pandemi döneminde Türkiye gelir bölüşümü bozuldu mu düzeldi mi? Buna TÜİK hem evet hem hayır yanıtını veriyor. Oysa hayatın olağan akışı pandemi döneminde eşitsizliklerin arttığını, gelirlerin düştüğünü ortaya koyuyor. Kullandığınız metodoloji ne olursa olsun, ayrıntılar bir yana genel eğilimi ortaya koyamıyorsanız, verileriniz günlük yaşamdaki genel eğilimi ortaya koyamıyorsa yaptığınız işte bir sorun olmalı. Esas olan istatistikler değil gerçeklerdir. TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması ciddi soru işaretleri taşıyor ve kayıtlı veriler tarafından desteklenmiyor.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun