Tülay Hatimoğulları'ndan Venezuela açıklaması: "İç barış" vurgusu yaptı
Partisinin grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, ABD'nin Venezuela saldırısına ilişkin yaptığı değerlendirmede 'iç barış' vurgusu yaparak, "Türkiye halklarının güvenliğidir" ifadelerini kullandı. Hatimoğulları, sürece ilişkin iktidara bir kez daha somut adımlar atma çağrısında bulunarak, “Abdullah Öcalan’ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.
Hatimoğulları, sözlerine geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden gazeteci Hüseyin Aykol'u anarak başladı. Devamında şunları kaydetti:
"2025'te demokratik güvenceelr daha çok tahrip edildi. Kadınlara yönelik şiddet maalesef hız kesmeden arttı, muhalif belediye başkanları ve yönetimleri tuutuklandı, belediyelere kayyumlar atandı. Aradan neredeyse 3 yıl geçmesine rağmen depremin yaraları ne yazıkki sarılmadı. Hatay'da çok sayıda ilçe yei yıla elektriksiz girdi. Yetkilileri hızlı bir müdahaleye davet ediyorum.
Evet, yeni yıla girdik ama hasta tutsaklar, infazı yakılanlar hala hapiste. AİHM kararları uygulanmadı. Sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Çiğdem Mater, Can Atalay hala hapiste. Buradan Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Leyla Güven ve Ayşe Gökkan şahsında bütün siyasi mahpusların yeni yılını kutluyorum. Selam ve sevgilerimizi gönderiyorum.
"ARTIK ADIM ATMA ZAMANI"
Çok büyük bir umut sığdırdık 2025 yılına. 27 Şubat 2025'te demokratik toplum ve barış eksenli asrın çağrısı gerçekleşti. Sayın Öcalan yaptığı bu çağrıyla barış için büyük bir imkan sundu. PKK'de çağrıya uyarak kendini fesh etti, silahlı mücadele yerine demokratik mücadeleyi esas alacağını tüm dünyaya duyurdu. DEM Parti olaran bizler de tüm çabamızı barışa, rotamızı demokrasiye, umudumuzu adalet içinde bir geleceğe yönlendirdik.
Meclis'te bir komisyon kuruldu, önemli dinlemeler gerçekleştirdi akabinde İmralı ziyaretini de gerçekleştirdi. İktidar ve devlet bu gelişmelere yakışacak adımları ne yazık ki henüz karşılamadı. Artık adım atma zamanı. Kendimize güveniyoruz ve bizler bu güvenle 2026'ya adım attık ve bizler biliyoruz ki çok büyük sorumluluklr düşüyor bizlere.
"BARIŞ SÜRECİ BELİRSİZLİĞE TERK EDİLEMEZ"
Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz.
İlk etapta bazı adımların atılması gerekiyor. Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır. Partiler kendi raporlarını verdi. Bundan sonra hızla yapılması gereken şey, ortak konsensüsle bir raorun açığa çıkmasıdır. Çözüme hizmet edecek bir perpektifle yazılmalıdır.
PKK'ye ve sonuçlarına ilişkin özel bir yasa çıkarılmalıdır, kayyım rejimi son bulmalıdır, demokratik entegrasyon yasası çıkarılmalı, infaz hukukunda adil düzenlemeler yapılmalıdır, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır.
Barış oy hesabına, anketlere, farklı ajandalara kurban edilemez. İktidarın sorumluluğu süreci ertelemek değildir. Muhalefetin sorumluluğu ise seyirci olarak izlemek değil demokratik çözümün bir parçası olmalıdır. Barış kazanacak, demokrasi, emek kazanacak. Bu da halkımıza sözümüz olsun.
ASGARİ ZAM TEPKİSİ
Sefalet zammına karşı sadece kiralardaki artışa bakalım, yüzde 34.88. Bu komik ama acımasız zamlar TÜİK verilerine göre düzenlendi. İktidarın milyonarca insana mesajı net; siz açlıkla sefaletle boğulun, kuru ekmek yiyin ama asla sesinizi çıkartmayın. Bu kara tabloya rağmen bzler çaresiz değiliz. Türkiye ekonomisi artık siyasetin hatalı kararlarını kaldıracak sınırı çoktan aştı. Dümeni tutanlar, bu ülkeyi karaya bodoslama götürüyor.
ABD'NİN VENEZUELA SALDIRISI
Emperyalizmin yeni paylaşım savaşları peşinde koştuğunun hepimiz farkındayız. Dünyadaki jeopolitik manzaraya baktığımızda iç barışı sağlamanın neden önemli olduğunu net görebiliriz. Böyle dönemlerde içerde kavga eden ülkeler dışarda savrulur. İç barış basitçe bir iyi niyet meselesi değildir, Türkiye halklarının güvenliğidir. Artık sadece Ortadoğu ve Afrika değil, Avrupa ve Amerika kıtasında da her yer harp meydanı.
ABD'nin Venezuela'ya saldırıları, kullandığı yöntemler, hukuku resmen tanımaması 21. Yüzyıl'da emperyalizmin gelebileceği sınırlarını göstermektedir bize. Maduro'nun yatağından kaçırılıp alıkoyması hiçbir halkın güvende olmadığının kanıtıdır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Venezuela'da yaşananlar uyuşturucu söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Ne bir halkın egemenliğini hedef alan dış kuşatma ne de bir halkı baskıya mahkum eden bir yönetim anlayışı kabul edilebilir. Çözüm ikisi de değildir. Çözüm Venezuela halkının özgür iradesini kullanabileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür. Bu zorba düzeni kabul etmiyoruz. Emperyalist güçlerin dünyayı 3. büyük savaşa sürüklemenin durdurmanın yolu enternasyonalist barış hareketini örgütleyebilmekten geçer."


