birgün

20° PARÇALI AZ BULUTLU

KADIN 10.05.2020 07:14

Tüm annelerin hayatı mücadeleyle geçiyor

Koronavirüs salgını nedeniyle bugün Anneler Günü evlerde kutlanıyor. Sağlık emekçisi, direnişçi, işçi annelerin mücadelesi devam ediyor. Sağlık emekçisi anneler çocuklarına doya doya sarılmayı beklerken bazı anneler ise adalet istiyor

Tüm annelerin hayatı mücadeleyle geçiyor

HABER MERKEZİ

Dünyanın pek çok yerinde mayıs aynın ikinci pazar günü kutlanan Anneler Günü, bu yıl koronavirüs (Covid-19)salgını ve sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle evde geçecek. Özellikle salgın döneminde en çok dikkat çeken sağlık çalışanı anneler olurken pek çok kadın da direnmeye devam ediyor. İşçi, direnişçi anneler patronlarıyla olan mücadelelerini sürdürürken bazıları da çocuklarını özlüyor. Çocuğu öldürülen ya da hapiste olan anneler adalet, Cumartesi Anneleri ise çocuklarının faillerini arıyor.

Anneler, BirGün’e yaşadıklarını anlattı.

Koronavirüs salgını sürecinden en çok etkilenenler, sağlık çalışanı anneler. Birçok sağlık çalışanı ailesini göremezken haftalardır anneler çocuklarından, çocuklarsa annelerinden uzak.

ÇOCUKLARIMA SARILAMIYORUM

tum-annelerin-hayati-mucadeleyle-geciyor-729369-1.

Sağlık çalışanı çoğu kadının çocuğunu göremediğini aktaran Aile Hekimi Yelda Emek, “Hiçbir zorluk bunun önüne geçemez. Sağlık çalışanı annenlerde bu bedeli çocuklarına ödetmenin yükü de var. Ben çocuklarımı bu süreçte görüyorum ancak bütün sağlık çalışanları gibi çocuklarıma sarılamıyorum’’ dedi.

Ne kadar dikkat etseler de ‘bir yerde açık verdik’ korkusuyla eve gittiklerini söyleyen Emek, şöyle konuştu: “Covid-19 kapmış gibi düşünerek hareket etmek zorundayız. Test yapılsa negatif çıksa dahi rahat olamıyorsun, her an kapma riskiyle karşı karşıyasın. Eve gelince evin bütün işi gücü de bir taraftan ayrı bir yük oluyor. Pandemi sürecinde ayrıca hijyen gerektirdiği için fazla temizlik yapıyoruz. Zaten yoğun bir çalışma temposu içerisinde çalışan sağlık çalışanı anneler evde de ayrı tempoyla çalışıyor.’’

ŞARTLAR HER ZAMAN ZOR

Sağlık emekçisi Serfie Sarıca da şu ifadeleri kullandı: “Sağlık çalışanı annelerin çocuklarıyla ilgilenmesi her süreçte zor. Pandemi süresinde rahatsızlığımdan dolayı idari izinliyim. Ancak kızım da sağlık çalışanı, hekim. Zaten zor şartlarda, hafta sonu, bayram fark etmeksizin çalışıyorlar. Kızım 2 hafta da bir geliyor, bahçede oturuyoruz, mesafeyi koruyarak. Her zaman zorlu şartlarda çalışan sağlık emekçilerinin değeri bilinmeli ve hakları verilmeli.’’
tum-annelerin-hayati-mucadeleyle-geciyor-729370-1.
Kocaeli’de 171 gündür direnişte olan VİP Giyim işçisi Kadriye Horlu, sendikal faaliyet yürüttüğü için işten çıkarılanlardan biri. Direnişçi bir anne olan Horlu, “Hem ev kadını hem anneyim. Direnişten eve geldiğimde hem evle hem de çocuğumla ilgileniyorum’’ dedi. Fabrikadaki bütün annelerin çocukları için çalıştığını söyleyen Horlu, şöyle konuştu: “Ben sadece kendim için değil fabrikadaki tüm kadınlar için bir adım attım ama maalesef hüsranla sonuçlandı.’’

HEM EMEK HEM HAYAT MÜCADELESİ

tum-annelerin-hayati-mucadeleyle-geciyor-729371-1.

Mata Otomotiv işçisi Gülhanım Gürbüz hem işçi hem de direnişçi annelerden. 14 yıl tekstil sektöründe çalışmış olan Gürbüz şimdiyse metal işçisi. Evli olduğu erkekten ayrılan Gürbüz, 5 yaşından bu yana oğlunu tek başına büyütüyor. Aynı zamanda Birleşik Metal İş’in işyeri temsilcisi de olan Gürbüz, oğlu küçükken bakacak kimsesi olmadığı için fabrikaya götürmek zorunda kaldığını belirtti. Hem emek hem de çocuğu için bir hayat mücadelesi verdiğini aktaran Gürbüz, “Kronik hastalığım olduğu için ben izinliyim salgın sürecinde ama pek çok arkadaşımız çalışmaya devam ediyor. Çocuğum küçükken çok fazla zorluk çektim. Tekstilde çalışırken gecemiz gündüzümüz yoktu. Keşke o zaman da sendikalı olsaymışız’’ ifadelerini kullandı.

***

ÇOCUKLARIMIZIN MEZARI YOK

tum-annelerin-hayati-mucadeleyle-geciyor-729367-1.
Cumartesi Anneleri 789’uncu haftadaki eylemlerinde Anneler Günü’nü hatırlattı. Eylemde konuşan 1993 yılında gözaltında kaybedilen gazeteci Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, “Anneler Günü’nde çocuklarımızın bize bir çiçek getirmesini isterdik” dedi.

“Çocuklarımızın katillerini neden aramıyorlar?” diye soran Tepe, faillerin bulunmasını ve yargılanmasını istedi. Bazı annelerin hâlâ çocuklarının kemiklerini bulamadığını aktaran Tepe, “Bazı anneler var ki, çocuklarının mezarı yok. Hiçbir annenin evladı ölmesin” şeklinde konuştu.

Anneleri, bu hafta gözaltında kaybedilen İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksekokulu öğrencisi Hüsamettin Yaman ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisi Soner Gül’ün akıbetini de sordu.

Basın açıklamasını okuyan oyuncu Nur Sürer, Yaman ve Gül’ün dosyalarının 28 yıldır cezasız bırakıldığını söyledi.

***

KIZIMI ELİMDEN ALDILAR

tum-annelerin-hayati-mucadeleyle-geciyor-729368-1.

İstanbul Kartal'da 2017’de başından vurularak öldürülen 17 yaşındaki Aleyna Can'ın katilleri ya çok az ceza aldı ya da beraat ettirildi. Aleyna Can’ın annesi Fatma Yirmibeş ise kızının katilleri hak ettikleri cezayı alsın diye yıllarca mücadele verdi. Kızını çok özlediğini söyleyen Yirmibeş, “Anneler Günü ama kızım yanımda yok. Benim kızımı elimden aldılar yanımda olmasını isterdim. Katilin beraatına karar verildi, bir tanesi çok az ceza aldı’’ dedi.

Adaletin yerini bulmasını isteyen Yirmibeş, “Hâkim bizi konuşturmadı, adalet bile katilden yana. İtiraz ettik, ne olacak bilmiyoruz. Cumhurbaşkanımız mahkûmları bir de içeriden çıkardı. Kızımın kanını yerde koymayacağım. Kızımın katillerinin ömür boyu cezaevinde çürümesini istiyorum’’ diye konuştu.

Geçen yıl görülen ve üç kişinin yargılandığı davada tutuklu sanık Mesut Vural ‘bilinçli taksirle ölüme neden olmak’ suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılırken Bayram Ekici ve kardeşi Ercan Ekici'nin beraatına karar verildi.

***

LEYLA ANNE'DEN JEOTERMALE KARŞI ÇAĞRI

Koronavirüs salgını fırsata çevrilerek Aydın Kızılcaköy’de yapılması planlanan jeotermal enerji santraline (JES) karşı direnen Leyla Anne, Anneler Günü’nde çağrı yaptı. Yayımlanan videoda konuşan Leyla Anne, köylerinde yapılmak istenen projenin işleme konulduğunu söyledi. 18 aydan bu yana JES’e karşı direndiklerini vurgulayan Leyla Anne, “Büyük şirketlerin cepleri dolsun diye fakir fukaraya eziyet ediyorlar. Koronadan bir gün ölürüz ama jeotermalden her gün öleceğiz. Eğer Kızılcaköy düşerse bütün Aydın düşer’’ ifadelerini kullandı.

***

ADALET İSTİYORUM

Hilvan T Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu olan yazar Mehmet Akdoğan’ın annesi Hemi Akdoğan ise annelerin artık cezaevlerinin önünde beklemesini istemediğini dile getirdi. 80 yıllık yaşamı boyunca çeşitli baskılara maruz kaldığını aktaran Akdoğan, şöyle dedi: "Biz Kürtlere karşı her dönem düşmanca yaklaşıldı. Biz özgürce ve eşitçe yaşamak istedik. Ama hep bizi yok saydılar. Bugün çocuklarımız cezaevindeler. Salgın cezaevlerine sıçramış durumda. Çocuklarımıza bir şey olmasını istemiyoruz. Kadın katillerini, tecavüzcüleri bıraktılar, sırf düşüncelerini söyledikleri ve baskılara karşı mücadele ettikleri için tutuklanan siyasi tutuklular cezaevinde ölüme terk edildi. Biz anneler olarak bunu kabul etmiyoruz. "

***

BİR ANNENİN CİĞERİNİ YAKTILAR

tum-annelerin-hayati-mucadeleyle-geciyor-729377-1.

Ankara’da geçen yıl Uzman Dr. Özgür T.’nin evinde ölü bulunan anestezi teknikeri Ayşe Karaman’ın annesi Feride Karaman, Anneler Günü nedeniyle kızının mezarını ziyaret etti. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle önceki gün kızının mezarına çiçek bırakan Karaman, ilk kez Anneler Günü’nü kızından ayrı kutladığını anlattı.

“Ona söz verdim ‘sen gelemezsen ben sana gelirim’ diye, mezarına geldim’’ diyen Karaman, “O güzelim saçlarına dokunmaya kıyamazdım. Bu sene hayatımda ilk defa kızım yanımda olmadan Anneler Günü kutlayacağım. Nasıl kıydılar kızıma? Bir annenin ciğerini yaktılar” diye konuştu.

Sanık Özgür T.’nin tahliyesinin kendisini kahrettiğini ve ikinci kez kızını kaybettiğini düşündüğünü söyleyen Anne Karaman, “Çok acı çekiyorum, bunun tarifi yok. Beni böyle kızımın mezarı başında görmekten mutlu mu bana bunu yaşatan? Ben bunun hukuk savaşını vereceğim, asla pes etmeyeceğim” dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız