birgün

25° AÇIK

GÜNCEL 25.05.2020 13:10

Tüm Bel-Sen, Adana’da ‘kayyum’ iddiasında ismi geçen üyesine sahip çıktı

Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, Adana yerel basınından Zeki Kızılkaya’nın “Adana’da Zeydan Karalar’ın yerine kayyum atanacak” tehdidinde, Tüm Bel-Sen üyesi Güven Boğa’nın adını geçirmesi nedeniyle bir açıklama yaparak, suçlamaların hukuksuz ve mesnetsiz olduğunu belirtti

Tüm Bel-Sen, Adana’da ‘kayyum’ iddiasında ismi geçen üyesine sahip çıktı

Tüm Bel-Sen Üyesi Güven Boğa, KHK ile ihraç edilmişti.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası’nın (Tüm Bel-Sen) Başkanı Erdal Bozkurt, dün Adana yerel basınında sendika üyesi Güven Boğa ile ilgili çıkan iddialar üzerine bir açıklama yaptı.

Adana yerel basınından Zeki Kızılkaya, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın, önceki dönem Seyhan Belediyesi Kültür İşleri Müdürü olarak görev yaparken KHK ile ihraç edilen Güven Boğa ile görüşmesi nedeniyle ‘belediyeye kayyum atanacağı’ tehdidinde bulunmuştu.

“Adana'nın 'kayyum atanan şehir olarak anılmaması için Karalar'ın ayağını denk alması lazım” ifadesini kullanan Kızılkaya, “Bunu bir ön uyarı olarak anlasın” diye eklemişti.

Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, Kızılkaya’nın tehdidinde Tüm Bel-Sen Üyesi Güven Boğa’nın adını anması üzerine yazılı bir açıklama yaptı.

KHK’nin tek başına bir suç kanıtı olamayacağını vurgulayan Bozkurt, Boğa’nın suçlu olup olmadığına karar verecek olan tek merciin ‘yargı’ olduğunu belirtti.

tum-bel-sen-adana-da-kayyum-iddiasinda-ismi-gecen-uyesi-boga-ya-sahip-cikti-735739-1.
Tüm Bel-Sen Başkanı Erdal Bozkurt

Bozkurt’un, Kızılkaya’nın iddialarının mesnetsiz olduğunu ve gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmadığını dile getirdiği açıklaması şu şekilde:

‘GAZETECİLİK HAKİKATİ KARARTMAK DEĞİLDİR’

“Gazetecilik, hakikatin peşinde olmaktır, hakikatleri karartarak kariyer sahibi olmak değil.

GAZETECİLİK; güncel olayları, konuları, gelişmeleri, kişiler hakkındaki bilgileri tarafsızca yapma, kamusal sorumluluk taşıma, halkın gerçek haber alma hakkı ve gerçekleri öğrenme hakkı gibi basın etiği ilkelerine uygun davranmaktır.

Dün, Adana da yerel basından Zeki KIZILKAYA adlı şahsın bir radyo programında sözde Adana ile ilgili günceli paylaşma adına katıldığı programda ki iddialarını üzülerek izledim.

Söz konusu şahıs, Girizgahtaki tanımla uzaktan yakından ilgisi olmadığını asılsız, bilgisiz, oradan buradan duydukları, gerçekle ilgisi olmayan iddiaları ile maalesef teyit etmiştir.

Sendikamız üyesi, Güven BOĞA hakkında mesnetsiz, hukuksuz ve kişilik haklarına da saldırı niteliğindeki açıklamaları, bu şahsın mesleki açıdan varsa kaybolan prestijini bırakın yeniden kazanmasını, bir daha geri gelmeyecek biçimde yitirmesidir.

Adalet, Demokrasi, kişi hak ve hürriyeti gibi anayasal kavramlardan da bihaber olduğu ve hukuksuzluğu meşrulaştırmak isteği ancak psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanabilir.

Çünkü açıklamaları izleyince yapılan açıklamaların gerçeğin peşinde olması gereken bir gazetecinin davranışı olamaz, eğer gazeteci ise de yakışmaz diye düşündüm.

Çünkü gazeteci, DEMOKRASİYİ, Adaleti, Hukuku savunur. Muhalif de olabilir, ama gerçeğin yanında olmak zorundadır.

‘GÜVEN BOĞA MESLEĞİNDEN EDİLMİŞTİR’

Güven BOĞA’ ve on binlerce KHK ile mesleğinden, işinden, arkadaşlarından, ekmeğinden edilmiş kamu emekçilerinin bu durumuna sevinmek onu meşrulaştırmak hiç de insani bir davranış değildir. On binlerce hukuksuzluğa uğramış mağdurun ahını almak, KHK’yi Hukuki bir işlem olarak görmek ise ayrıca cehalettir.

KHK ile ihraçların ilk duyulduğunda dönemin adalet bakanı Bekir BOZDAĞ, yaptığı açıklama da ihraç işlemlerinin bir İDARİ İŞLEM olduğunu basın toplantısında ifade etmiştir. Sonrasında yine hükümet tarafından OHAL İNCELEME KOMİSYONU kurularak bu dosyaların yeniden incelenmesi, bu da yetmez komisyon un olumsuz kararlarına itiraz için yargı yolu, yani hukuk devreye sokulmuştur.

Yani tek başına KHK ile yapılan ihraç bir suçun sonucunda oluşmuş bir işlem olarak algılanamaz, bu konudaki sonucu ortaya çıkaracak olan tek merci Yargı’dır. Kaldı ki üyemiz Güven BOĞA’nın sendikal faaliyetlerinden suç çıkarmak için açılan onlarca dava yine beraatla sonuçlanmış, hukuk bu konuda son sözü söylemiştir.

'YARGI SÜRECİNİ TAKİP EDECEĞİZ'

Hal bu iken, bu kadar basit bir süreçten ve işlemden dahi bihaber olan bu sahsın, düşmanlaştıran, suçlayan, kişisel hakları yok sayan, asılsız gayri ahlaki ve hukuksuz iddiaları kabul edilemez. Bu konuda sendikamız üyesi Güven Boğa’nın yanında olduğumuzu, başlatılacak yargı sürecini de birlikte takip edeceğimizi bir kez daha kamuoyu ile paylaşmak isterim.

Gerçek gazeteci Demokrasiyi savunur, Demokrasi dışı her türlü girişim ve uygulamanın karşısında olur. Nasıl bir kin ve nefretlik ruh halidir ki, Adana halkının sandıktan çıkan siyasi iradesini de yok sayarak, kendisini koymak istediği yerin ne olduğunu karıştırmış olacak ki, Adana’nın seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanını KAYYUM ATAMASI tehdidiyle uyardığını söyleyebiliyor.

Birincisi seçilme ehliyetine sahip olmuş, YSK’nın onayını almış, halkın tercihi ile sandıkta seçilerek göreve gelmiş belediye başkanları idari işlem ile değil, yargı yoluyla ancak görevden uzaklaştırılır. Sonrasındaki yasal süreç yine belediye kanunu ile ayrıca kelime kelime tarif edilmiştir. Bunun dışında yapılacak her türlü girişim DEMOKRASİYE DARBEDİR. Dolayısıyla Sayın Zeydan KARALAR’a buradan yapılan gönderme, hele hele KAYYUM tertiplemek Adana halkının iradesini yok saymak, tanımamaktır.

‘ÜYELERİMİZİN YANINDA OLACAĞIZ’

Her iki olayda da kullanılan ifadeler, basın özgürlüğü veya ifade özgürlüğü olarak kabul edeceğimiz bir durum değildir.

İnsanlığın salgın belası ile mücadele ettiği bu günlerde birlikte dayanışma içinde olmamız ve bu salgın belasından kurtulmamız gerekirken, toplumu yanlış, kirli bilgilerle bilerek yönlendirme ve kişileri hedef gösterme sıradan bir olay olmasa gerek.

Dün olduğu gibi yarın da başta üyelerimiz olmak üzere haksızlığa uğramış tüm mağdurların yanında olmaya, hak ve hukuklarını savunmaya, Emek, demokrasi, adalet eşitlik ve özgürlük taleplerimizi haykırmaya, sınıfsal tercihimizin bize yüklediği bir görev, sorumluluk olarak görerek sürdürmeye devam edeceğiz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız