birgün

16° AÇIK

EKONOMİ 30.09.2021 09:23

Tüm inşaat sektörü tepetaklak olabilir

Tüm inşaat sektörü tepetaklak olabilir

Volkan Ateş

Çin'in en büyük gayrimenkul şirketlerinden biri olan Evergrande'nin içinde bulunduğu mali kriz yüzünden finansal piyasalarda panik havası hâkim. Şirketin bugün Çin'deki ve yurt dışındaki alacaklılarına milyonlarca dolarlık ödeme yapması gerekiyor. Çin hükümetinin Evergrande’nin iflasını engellemek için atacağı adımlar bekleniyor.


Çin, Evergrande krizi kaynaklı risklerin finans sektörüne yayılmasını sınırlamak için, Evergrande’nin sorunlarla mücadele eden bölgesel bir bankadaki payını satın alıyor. Hong Kong Borsası’na yapılan açıklamaya göre, Evergrande Shengjing Bank Co.’daki yüzde 20’lik hissesini 10 milyar yuan (1,55 milyar dolar) karşılığı Shenyang yerel yönetimine satma konusunda anlaşmaya vardı. Banka bu anlaşmada tüm paranın Evergrande’nin bankaya olan borcunu ödemek için kullanılması talebinde bulundu. Söz konusu satışın, Evergrande’nin tahvil sahiplerine ve konut alıcılarına olan yoğun borcunu ödemesine fazla bir katkı sağlanması öngörülmüyor.

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, üç soruda Evergrande krizi ve olası sonuçlarını tahlil etti.

1-Çin'in emlak piyasasında yaşanacak böylesi bir krizin dünyanın geri kalanında da domino etkisi yaratarak krize yol açmasından korkuluyor. Evergrande'nin durumu neden bu kadar endişe yaratıyor?
Evergrande Çin’in ikinci büyük inşaat şirketi. 305 milyar dolar borçla bu sektörde dünyanın en borçlu firması. 200 bin çalışanının yanında alt müteahhitler, tedarikçiler vb. düşünülürse 3,8 milyon kişinin istihdam kaynağı. İş modeli, ev sahibi olmak isteyenlerden peşin para toplayıp bu fonlarla eldeki işleri tamamlamaya dayanan bir çeşit piramit şeklinde. Yüz binlerce kişi evlerinin teslimini bekliyor. Rantiye kesimlerden de yüksek faizle ödünç almak üzerine kurulu bir borçlanma kanalı da bulunuyor. Bu kulvarda 80 bin kişi 40 milyar yuan (6 milyar dolar) alacağı için Evergrande şubelerinin önünde nöbet tutuyor.
Evergrande ayrıca elektrikli arabalardan, video-TV yapımlarına; lunapark işletmeciliğinden Guangzhou futbol takımı sahipliğine kadar birçok farklı sektörde faaliyet gösteriyor. Bin 300’ü aşkın projesi ülkenin yerleşimine yayılmış durumda.

Evergrande’nin iflasının zincir etkisiyle tüm inşaat sektörünü tepe taklak etmesinden korkuluyor. Sonuçta Çin’in ekonomik büyümesinin yüzde 29’u inşaat sektöründen geliyor. Yerel yönetimler arsaları imara açarak müteahhitlere satıyorlar. Gelirlerinin yaklaşık üçte birini bu arsa rantından sağlıyorlar. Bölgelerinin altyapı yatırımlarını da bu kanaldan finanse ediyorlar. Kısacası Evergrande Çin’deki çarpık büyüme modelinin en göze batan aşırıya kaçmış bir örneği. Onun iflasının iskambil kartları gibi tüm bir yapının yıkılmasına neden olacağı endişesi hissediliyor.

2- Bu olası iflas başta Çin ekonomisi için ne anlama geliyor ve domino etkisi ile küresel ekonomiyi sarsar mı?
Çin bilindiği gibi piyasa ölçütleriyle dünyanın ikinci, satın alma gücüne göre en büyük ekonomisi. Bu konumu 2000-2009 arası yüzde 10,4’lük, 2010-2019 arası yüzde 7,68’lik büyüme temposuna borçlu. Cumhurbaşkanı Xi Jinping bu ivmenin devam edemeyeceğini anlamış durumda. Çin’de şöyle bir başparmak kuralı var: Ekonomi yüzde 7 büyüyünce her kesimin yaşamı iyiye gidiyor, ülkedeki adaletsizliklere karşı fazla tepki yükselmiyor.

Xi, büyümenin yavaşlaması kaçınılmaz hale gelince, çaresiz gelir ve servet dağılımı bozukluklarının üzerine gitmeye karar verdi. “Ortak refah” sloganı altında teknoloji milyarderlerini, eğitim plaformlarını, hatta medya starlarını hizaya getirici adımlar attı. Emlak sektörünün de büyük ölçüde spekülasyona dayalı işleyişini görünce “Evler oturmak içindir para kazanmak için değil” ifadesiyle bu sektörü de zapturapt altına almaya kararlı olduğunu gösterdi.
Gerçekten de Çin’de 30 milyon boş ev bulunuyor. Bazılarının sahipleri, kiraya vermeye bile çalışmadan sırf evlerini daha yüksek fiyat satma beklentisiyle pusuya yatmış durumda. Çin’de nüfus artış hızının iyice düşmesi, kentlere göçün durma noktasına gelişi de inşaat sektörünün tıkanmanın eşiğinde olduğunu gösteriyor.

Evergrande’nin tökezleyişi de zaten kendiliğinden değil, rejimin sektörü düzeltme çabalarıyla tetiklendi. “Üç kırmızı çizgi” politikasıyla borçların varlıkların yüzde 70’ini aşmaması, net borçların öz varlığı geçmemesi ve kısa süreli borçları kadar nakit tutulması koşulları getirildi. Evergrande kaynaklarını borçlarını ödemeye ayırınca büyüme modeli tıkandı.

Xi, ekonomide önceliklerin ileri teknoloji ürünleri imalatına ve yeşil teknolojilere verilmesini, inşaatın ağırlığının azaltılmasını amaçlıyor. Aslında satılmayan konutları, bir ev alıp başını sokacak gücü bulunmayan yoksul kesimlere devredecek bir finansman modeli bulabilirse, hem toplumsal desteği artar hem de önemli bir sorunun çözümünde adım atılmış olur. Ancak 52 trilyon dolarlık devsa bir sektörden söz ettiğimizi de unutmayalım…

3-Evergrande’nin iflası 2008 yılında Lehman Brothers’ın iflası ile başlayan küresel mali kriz ile karşılaştırılabilir mi?
Evergrande’nin Lehman Brothers gibi tüm küresel ekonomiyi sarsacak bir etki yaratacağını düşünmüyorum. Sonunda 305 milyar dolarlık borcunun sadece 20 milyar doları uluslararası piyasalara. Bu 20 trilyon dolarlık ABD hazine kâğıtları stokunun binde biri tutarında. Çin’in 3 trilyon dolarlık tasarrufu toplamı düşünülürse 20 milyar dolar devede kulak kalır. Çin’deki tüm müteahhitlerin ABD tahvil piyasına borçları 220 milyar dolar civarında. Xi’nin biraz da ülkesine karşın hasmane polikalar izleyen Biden yönetimine mesaj olarak uluslararası tahvil yatırımcılarını iç piyasadaki yuan tipi tahvil yatırımcılarına, ev almak için avans verenlere ve tedarikçilere tanıyacaktır. Zaten Evergrande’nin iflası nerdeyse fiyatlanmış durumda. Geçen sene 41 milyar dolar olan şirket borsa değerinin yüzde 85,90’ını kaybetti. 1 dolarlık tahvilleri de 30 centten işlem görüyor.

Lehman Brothers’ın 800 milyar dolar borcu vardı ve türev piyasalarda çok sofistike riskler taşıyordu. Bu yönleriyle de Evergrande vakası bir küresel krizi tetikleyecek boyutta görünmüyor. Ama zaten borsalardaki aşırı şişmiş balonu patlamak için bir vesile olur mu, küresel kapitalizmi bekleyen kriz böylelikle patlak verir mi, bekleyip göreceğiz.