Tüm yasaklara inat, 'Yaşasın Kitap!'
Yaşasın Kitap! ile okurlarının karşısına çıkan Mine Soysal: "Edebiyatın, yazarların, okurların bile denetlenmeye çalışıldığı tehditkâr bir ortamda tüm yasaklara inat, okumanın doğallığını, kitapların gündelik yaşamdaki sessiz ama güçlü varlığını hissettirmek istedim" diyor.

Kadir İNCESU
Mine Soysal, Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan Eyvah Kitap!’tan sonra bu kez de Yaşasın Kitap! ile çıkıyor okurlarının karşısına. Kitaplara sığınan Mavi, okuyacak kitabı olduğu için kendisini şanslı sayan Suna, kitabın sonunu okumayı sevmeyen Saya, bütün hayatını kitaplara saklayan bir baba ile yaşamlarına kitaplarla anlam katma mücadelesi veren gençlerin öyküleri yer alıyor Yaşasın Kitap!’ta… Mine Soysal’ın 32 öyküsünün yer aldığı Yaşasın Kitap!’ta yaşınız kaç olursa olsun kendinizden de izler bulmanız kaçınılmaz. Kitap fuarlarına gitmeyi çok seven Nil’in hikâyesini okuyunca, kendi kitap fuarı maceralarım geldi aklıma. 30 yıl önce İstanbul Kitap Fuarı için yıllık iznimi alır, her gün heyecanla çıkardım yola. Ne günlerdi. Çok detay vermeden söyleşimize geçelim en iyisi…
-Büyük ilgi gören ilk kitap Eyvah Kitap! ile nasıl bir etki yaratmak istemiştiniz?
2000’li yılların başında Türkiye’nin pek çok il ve ilçesinde ortaokul, lise, üniversite öğrencileriyle okuma halleri üzerine söyleşiler, tartışma programları yapma olanağı buldum. Beş yıla yayılan bu saha çalışmasında biriken on binlerce notu analiz ettiğimde, gençlerin dile getirdiği çoğu sorunun da, nedenlerinin de ortak olduğunu gördüm. Niteliksiz kitaplardan sıkılmak, hoşlanmadığını okumak zorunda kalmak, not korkusu, merak ettiğine erişememek, istediğini okuyamamak… Çoğunluk kitap okumayı sevmediğini sanıyordu. Bunun doğru olmadığını, kitap seçimlerini kendileri yaptığında okuma deneyimlerinden de, zihinsel özgürlüklerinden de keyif aldıklarını birlikte keşfettik. İlk baskısı 2006’da yapılan Eyvah Kitap! sadece gençlerin sesi olmakla kalmadı, zamanla asıl büyüklerin onları anlamasını sağlayan bir katalizöre dönüştü. Gençler kadar, ebeveynler, öğretmenler ve kütüphanecilerle de okuma hak ve özgürlüklerini konuşmamın, anlatabilmemin yolunu açtı. Benim için müthiş bir yolculuktu.
-Yaşasın Kitap!’ın yazılmasında okurlarınızın Eyvah Kitap! için yaptıkları yorumlar ile düşünceleri de etkili oldu mu?
Aradan geçen 20 yılda gençlerle iletişimim artarak sürdü. Eyvah Kitap!’a ve kendi öykülerine sahip çıktılar, hatta büyüklerinin de okumasını sağladılar. Edebiyat ve yaratıcı okumalar için sohbetlerimiz, tartışma buluşmalarımız yaş sınırlarını aştı. Aileleri, eğitimcileri, gençleri bir araya getirdi. Kitaplar ve okumalar konusunda önyargıların, kalıpların, saçma beklentilerin birlikte farkına varıp aşmaya çalıştık. Yaşasın Kitap! ise farklı bir süreçte ortaya çıktı. Son 10 yılda hızla yükselen sansür ve otosansürün olumsuz etkilerine inat, genç yaşamlardaki kitabı ve okuma edimini normalleştirme, olağanlaştırma çabası gibiydi. Edebiyatın, yazarların, okurların bile denetlenmeye çalışıldığı tehditkâr bir ortamda tüm yasaklara inat, okumanın doğallığını, kitapların gündelik yaşamdaki sessiz ama güçlü varlığını hissettirmek istedim.
-Okurlarınız derken, özellikle yaş sınırı belirtmiyorum. Onları Eyvah Kitap! ve Yaşasın Kitap! bağlamında aynı noktada buluşturan şartlar, düşünceler nelerdi?
İki kitabın da hedef yaş sınırı olmaması, gençler kadar yetişkinlerce de ilgiyle okunması benim için çok önemli. Sanırım, okur yaşını ortadan kaldırabilmeyi sağlayan, öykülerin gerçeği yalın bir dille resmetmesinde saklı. Her öyküde farklı bir gencin dile getirdikleri, ailesinin ya da öğretmenlerinin onu anlaması, daha hoşgörülü ve önyargısız yaklaşabilmesi için olanaklar, vesileler yaratabiliyor. Nesillerarası iletişim için köprüler kurabiliyor.
-İnsan Yaşasın Kitap! derken bile coşkuyla doluyor. Yaşasın Kitap! da Eyvah Kitap! kadar ilgi görecektir. Belki de asıl mesele kitaba ulaşamamak olabilir mi? Suna’nın hikâyesini okuyunca çocukluğuma döndüm. 9 yaşımda annemle gittiğimiz mahallemizdeki tek kitapçıdan benim seçtiğimiz kitabı aldığımız günü unutamam. Kim bilir evin hangi masrafından kısarak almıştı ki bana “Az az oku, çabuk bitmesin!” deyişi hâlâ kulaklarımdadır.
Ne güzel söylediniz. Geçmişte nitelikli, çeşitli, çağdaş çok sayıda kitaba erişmek, yayıncılığın mütevazi olanaklarından ve ekonomik koşullardan ötürü daha zordu ama müthiş bir heyecan ve istek vardı. Son 20 yılda yayıncılığın sunduğu edebiyat yelpazesi her yaş için zenginleşti. Öte yandan çoğu çocuk, 5. sınıf sonuna (12 yaş civarı) kadar eline verilen, ulaşabildiği her kitabı yüksek bir duyguyla okumaya çalışıyor. Bu coşku ortaokul yıllarında zorunlu okumalarla örselenmeye başlıyor. Ergenlikle birlikte hızla dönüşen zihinsel ve biyolojik gelişimleri, okuduğunu sorgulamayı, kişisel seçimlerinde nitelik arayışını artırıyor. Öğüt veren mesaj dolu kitapları değil, zekice kurgulanmış, zihnine yeni sorular, yaşamlar, duygular katarak merakını diri tutan kitaplar istiyorlar. Neyse ki çağdaş çocuk ve gençlik edebiyatımız bu talebi karşılayabilecek güce erişti artık.
-Anlatımdaki içtenlik, yalınlık, az sözcükle yaşananları anlatması dikkat çekiyor… Kitabın üzerinde adınızı görmesem… Her öyküyü sözü edilen öğrencinin yazdığına inanırdım.
Ne mutlu bana, sağ olun. 30 yıldır gençlerle çalışıyorum. Bana çok şey öğrettiler. Masum cesaretlerine, gözü kara dirençlerine hayranım. Dünyayı, ülkemi onların gözünden görmeyi, sorunlara onların enerjisiyle yaklaşmayı, her koşulda onların tarafında durmayı seviyorum. Yetişkinlerin yarattığı günümüzün bu karanlık ve kaotik dünyasında, genç kuşakların barış, eşitlik, adalet için, tüm canlıların hakları ve yaşanabilir bir doğa için haykırışlarını kalbimde duyuyor, onlara yetişmeye çabalıyorum.
-Yaş gruplarına uygun kitaplara ulaşılabilmek ailenin ekonomik durumu kadar yayınevlerinin yayın politikasıyla da ilgili. Günışığı Kitaplığı’nın yayın politikasını oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?
30. yaşını kutlayan Günışığı Kitaplığı, sadece çocuklar ve gençler için yazılmış çağdaş edebiyat eserlerini yayımlıyor. Yayın kurulumuz ve uzman editörlüğümüz bir yandan dünya edebiyatını yakından takip ediyor, bir yandan da edebiyatçılarımızın özgün eserler kazandırması için emek veriyor. Ulusal ve evrensel uyumunu, etkileşimini önemsiyoruz. Farklı yaş grupları için, içine doğdukları güncel konulara, artarak süren dertlerine dokunan, umut yüklü, ilham veren kitaplar yayımlıyoruz. İklim krizinden göçmenliğe, savaşlardan teknolojiye, zorbalıktan ayrımcılığa, bilimden sanata dek gerçekleri edebiyatın diliyle kurgulayan kitaplar seçiyoruz. Genç kuşakların değişen, gelişen okuma ihtiyaçlarını karşılayan kapsayıcı çeşitliliğin yanı sıra edebiyatın ölçütlerini gözetiyoruz. Her yaştan okurun ilgisini uyandıracak ama öncelikle çocukların ve gençlerin keyifle okuyabildiği edebiyat eserlerini seçiyoruz. Nitelikli okumaların kuşaklararası sınırları ortadan kaldıran, evrensel barışı mümkün kılan etkilerine inanıyoruz.
YAŞASIN KİTAP!
Mine Soysal
Günışığı Kitaplığı, 2025


