Duayen hukukçu Turgut Kazan, muhalefetin tepki gösterdiği Seçim Kanunu'na ilişki değerlendirmelerde bulundu. "Seçim yasası değişikliğiyle, adım adım 1946’daki açık oy / gizli sayım uygulamasına yaklaşıyoruz" diyen Kazan, muhtarlık seçimlerine ilişkin şu detayı aktardı: "Birinci gelen, seçilmiş sayılmıyor. Mazbata alabilmesi için, seçilme yeterliliğine sahip olduğunu gösterir belge getirmesi isteniyor."

Turgut Kazan'dan 'Seçim Kanunu' değerlendirmesi: "Muhtarlık seçimleriyle inanılmaz bir ayıba adım atılıyor"

Duayen hukukçu ve eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, Seçim Kanunu ile ilgili değerlendirmesinde muhtarlık seçimlerine vurgu yaptı. Birinci gelenin seçilmiş sayılmadığını belirten Kazan, "Mazbata alabilmesi için, seçilme yeterliliğine sahip olduğunu gösterir belge getirmesi isteniyor" dedi.

Turgut Kazan, AKP ve MHP tarafından teklif edilen 'Seçim Kanunu'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Muhtarlık seçimleriyle inanılmaz bir ayıba adım atılıyor" diyen Kazan, "Birinci gelen, seçilmiş sayılmıyor. Mazbata alabilmesi için, seçilme yeterliliğine sahip olduğunu gösterir belge getirmesi isteniyor" dedi.

Kazan, "Bir ay içinde getiremezse sıra ikinciye, sonra üçüncüye geçiyor ve nihayet belgeye sahip aday bulunana kadar işlem sürdürülüyor. Böylece mazbata vermeden kayyım atamış oluyorlar. Ve bu yaptıklarına seçim diyorlar" ifadelerini kullandı.

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda Kazan, Seçim Kanunu'na ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Seçim yasası değişikliğiyle, adım adım 1946’daki açık oy / gizli sayım uygulamasına yaklaşıyoruz. O kadar ki, gerekçede hangi maddeyi niçin değiştirdiklerini söyleyemiyorlar. Maddeyi aynen tekrarlamakla yetiniyorlar.

Örneğin, il ve ilçe seçim kurulları değişikliği, tam bir tuzak. Birinci sınıfa ayrılmışlardan kurayla saptayacaklarmış. Fetöcüleri tasfiyeden sonra, 15 bine yakın atama yaptılar.

Çoğu AKP’li avukatlardı. Mesleklerindeki süre hesaba katıldı. Çoğu birinci sınıf sayıldı. Mülakatlarda yaşananlar, kapalı komisyonda nasıl belirleme yapılacağını gösteriyor.

Sandık kurullarına gelince, üye hakkı bulunan parti o kişinin olurunu almadan başka parti üyesini üye gösteremeyecek. Oluru yoksa o kişi zaten göreve gitmez, olur biter. Yazılı dilekçeyle korku yaratıp partiler arası dayanışmayı önleyerek diledikleri sonucu tutanağa bağlayacaklar.

Hele muhtarlık seçimleriyle, inanılmaz bir ayıba adım atılıyor. Birinci gelen, seçilmiş sayılmıyor. Mazbata alabilmesi için, seçilme yeterliliğine sahip olduğunu gösterir belge getirmesi isteniyor.

Bir ay içinde getiremezse sıra ikinciye, sonra üçüncüye geçiyor ve nihayet belgeye sahip aday bulunana kadar işlem sürdürülüyor. Böylece mazbata vermeden kayyım atamış oluyorlar. Ve bu yaptıklarına seçim diyorlar."