Türk şiirinin en önemli kalemlerinden Refik Durbaş hayatını kaybetti: Yürek acıya düştü usta

02.12.2018 10:31 KÜLTÜR SANAT
Türk şiirinin en önemli isimlerinden Refik Durbaş, hayata veda etti. Ölümsüz şiirlere imza atan usta şair, bugün sonsuzluğa uğurlanacak

Türk şiirinin en büyük şairlerinden ve BirGün yazarı Refik Durbaş, yaşama veda etti. Uzun süredir diyaliz ve akciğer tedavisi gören ve 74 yaşında yaşamını yitiren usta kalemin ölüm haberi tüm sevenlerini yasa boğdu. Türkçe’ye ve Türk şiirine kazandırdığı yeniliklerle herkesin gönlünde yer edinen çok önemli bir şairdi... Durbaş, şiirileri dilden dilen dolanan, mücadelesi bitmeyen, döneminin ve genç kuşağın tarihine imza atan bir şair oldu.



Ustayken ‘çırak’ gibi davranan büyük şairin cenazesi bugün öğle vaktinde Erenköy Galip Paşa Camii’nden kaldırılıp Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı’na defnedilecek.

Ölümsüz mısraların sahibi Durbaş’ı sevenelri ve dostları BirGün’e anlattı.

“Evvel giden ahbaba selam olsun”
Müzisyen-Yazar Zülfü Livaneli:
Çok üzgünüm çünkü Refik Durbaş benim şiirlerini beste yaptığım, uzun yıllardır dostum olan biriydi. O unutulmaz ‘Çırak Aranıyor’ şiirini bestelemiştim. Bizim kuşak yavaş yavaş elveda diyor dünyaya. Yahya Kemal’in bir şiirinde söylendiği gibi “Evvel giden ahbaba selam olsun”, Refik’e de selam olsun...

Şair Ataol Behramoğlu: Refik 1960 kuşağının en iyi, en özgün şairiydi. Gerçek anlamda bir halk çocuğu, halkın çocuğuydu. Bir önceki dönemin şiiri de içinde olmak üzere çağdaş şiirimizin bütün inceliklerini bilen ve kendi şiir tezgâhında işleyen bir şiir sevdalısı ve ustasıydı. Onun mizahını, çalışkanlığını, dürüstlüğünü yaşadığımız sürece hep anımsayacağız. Şiirleri ise çağdaş şiirimizdeki özgün ve sağlam yerini hep koruyacak.

Yayıncısı ve yakın dostu Fahri Özdemir:Türk şiirinin en önemli kilometre taşlarından biri daha aramızdan ayrıldı... Yayıncısı olmanın ötesinde benim için bir dost, bir baba, bir sırdaş hepsinden önemlisi iyi bir yoldaştı... Yalansız, çıkarsız bir dünyanın insanıydı. Meyhaneleri çok sevmesine karşın meyhanede soytarılık yapan şairlerden değildi. Kısacası Refik Durbaş, insandı. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum..

“Bir şiir işçisi”
Şair Betül Dünder:
Refik Durbaş’ın ölümü şiir antolojimizin bir döneminin yazılı olduğu bölümü de kapattı. Orada Ahmet Oktay’ı, Ülkü Tamer’i, ve onu hep yan yana düşündüm, andım ve gördüm. Kendiliğinden bir doğallık, söylem ve olanın şiiri. Hayatın her hali; emeğin, alın terinin ve düşsel olanın birbiri içine girdiği şiirler. Bu haya başka türlü yaşanmaz dediğiniz bir ömür. Şiir içinde, insan içinde, emek içinde ve iyilik içinde. Kalemini bırakmadan, inatla, dirençle sürdürülen bir yazma eylemi içinden uğurladık onu. Pes etmeyen, gülümsemeyi unutmayan, “bir şiir işçisi, yürek işçisi” olarak...

Onunla aynı zamanı paylaşmaktan onur duyuyorum. Anısına saygıyla...

Edebiyatın son tarihçisiydi
Şair Haydar Ergülen: Çok sevdiğim, aslında herkesin çok sevdiği bir şair… Bunu söylemek lazım. Bence bütün şairlerin “Refik Ağabey” siydi o. Cemal Süreya’dan sonra belki de ağabeyliği bu kadar hak eden ikinci şair o’dur. Çünkü Cemal Süreya bizim “Cemal Ağabey”imizdi ondan sonra da ‘Refik Ağabey’imiz oldu. Aynı meşrep, aynı ahlak, aynı tevazu, aynı gençlik, aynı iyilik, aynı yerellik, aynı evrensellik… Bütün bunları toplamıştı. O yüzden çok kıymetli bir şairdi. Ustaydı ama hep ‘çırak’ gibi davrandı. “Çırak ağabey” yani… Hep içinden geldiği toplumu, işçi sınıfını, köylüleri yoksulları, çırakları, uykusuzları, mülksüzleri hiç unutmadı. Hep onların şiirini yazdı. “Çaylar Şirketten” gibi şiirler gerçekten Türk şiirine Refik Durbaş’ın çok büyük armağanıdır. Şiire yepyeni bir tat kattı. Ve bence çok etkileyici bir şiir dili yarattı. Kendi dili de çok tatlıydı. Türk edebiyatına kattığı tat çok farklıydı. Şiir dışında son yıllarda özellikle BirGün’de yazıyordu. Yazılarında anılarını anlatıyordu. Edebiyatımızın güler yüzlü tarihçisiydi. Şimdi öyle biri yok. Ben bunu şimdi öldüğü için söylemiyorum. Tarihi o tatminde yazan kimse yok artık. Ben de çünkü 63 yaşındayım ve yaşlandım, bu kuşağı biliyorum. Refik Durbaş, son edebiyat tarihçisi oldu diyebilirim.

EMEKLERİ UNUTULAMAZ
BirGün Gazetesi İmtiyaz Sahibi İbrahim Aydın: Şiire ve dile kazandırdıkları ile her zaman hatırlanacak olan en önemli şairlerimizdendi. Gazetemiz için yaptığı emekler ve destekleri unutulamaz. Yazılarını yayımlamak onur oldu bizim için. Yollarımız kesiştiği için her zaman kendimizi şanslı saydık. Kaybımızın acısı her daim kalacak ve adını da hep saygıyla anacağız.

PEN Türkiye Yönetim Kurulu: “Refik Abi sen beni niye ağlattın?” Ahmet Erhan böyle yazmıştı. Refik ağabey bugün bizi ağlattı. Şiirimizin ustalarından, ama her zaman ‘çırak’ gibi davranan Refik Durbaş. Şiiri yurdu gibi, yurdunu şiir gibi sevdi. Bu yüzden en çok yurtsuzların, kimsesizlerin, gurbetçilerin şiirini yazdı. Şiirimize her dilde rahatça söylenebilecek yerel tatlar kattı. Kendi dili de öyle tatlıydı. Açık ve Erzurum yaylası gibi geniş bir yürekle sevdi insanları, şairleri, yazarları. Biz de onu, şiirini, dilini, kişiliğini çok sevdik. O hepimizin Refik Ağabey’siydi, bugün bizi ağlattı. Üyemiz, canımız, değerli arkadaşımız Refik Durbaş, eserleriyle yaşayanlar arasına katıldı. Önünde sevgiyle saygıyla eğiliyoruz.

***

ÖZETİ

Kuşların dilini öğrettin bana
çiçeklerin dilini
özlemlerin, eylüllerin, gurbetlerin
akarsuların ve zamanın
ateşi sönmeyen zamansızlığın bir de

Rüzgârın koynunda gündüzün
erguvan burcundan gecelerin

Bir bunun için mi sevmedim seni?

Yalnız ve yalnızca sürgünlerde
nice karasevdaların müebbetinde
çığlıkla çılgınlığım arasında bir
her zaman unutmak isterdim seni
her zaman hatırlamak bir de

Sonsuz beyazlığında iklimlerin
çırılçıplak lekesiz kentlerin

Bunun için de mi sevmedim seni?

Soruları yanıtlanmış aldanışlar adına
yanıtları belirsiz alışkanlıklar adına
yazlar ve kışlar, elvedalar adına
bir daha bir daha kavuşmalar adına
anılarını taşıyan her şey adına

Yolunu şaşırmış gitmelerin
korkunç ve güzel gelmelerin

Nasıl ve niçin mi sevmedim seni?