Türkiye eğitim sistemi ne durumda? -2

29.09.2015 08:48 GÜNCEL

HAZIRLAYANLAR: BURCU CANSU - SERBAY MANSUROĞLU

***

PİYASALAŞMA, KADROLAŞMA, DİNSELLEŞME

Eğitim alanında yaşanan dönüşümü üç ana başlıkta değerlendirebiliriz: Piyasalaşma, kadrolaşma, gericileşme. Bu başlıklarla ilgili değerlendirmeye başlamadan önce “Eğitim” hizmetinin siyasal iktidarlar ve hakim sınıflar açısından kendi iktidarlarını sürdürmenin en önemli ideolojik araçlarından biri olduğunu ve bunun gerçekleşmesi için de nasıl bir toplum istiyorlarsa eğitim sistemini ona göre şekillendirmeye çalıştıklarını unutmamak gerekir.

Kamu okullarını boşaltma süreci

İktidara geldikten bu yana özel okulların toplam okullar içerisindeki oranını yükseltmek hedefini Milli Eğitim Bakanları değişse de fikri ve pratik olarak takip eden AKP son iki yıldır yaptığı “teşvik” uygulaması ile daha ileri bir adım atmaktadır. Dershaneleri kapatma hamlesi yapılırken üniversiteye girişin rekabet, ayrışma üzerine inşa edildiğini göz ardı etmiş olacaklar ki bu durum ortaya çıktığında hiçbir bilimselliği bulunmayan, adete başka bir dershane görünümünde olan dahiyane(!) Temel Lise formülü bulundu. Müzik, Resim , Beden Eğitimi gibi dersleri isterlerse okutmama şansına sahip olan bu liseler adı değişmiş dershane biçimindedir. İşte bu durum tarihimizin en büyük piyasalaşma ve aynı zamanda kamu okullarını boşaltma sürecini başlattı.

Köşe başı yandaş oldu

Eğitim alanında yapmayı planladıklarını hayata geçirmek için AKP iktidarı bugüne kadar görülmemiş boyutta bir kadrolaşma sürecine girmiştir. Sadece İl veya İlçe Milli Eğitim müdürleri değil bütün okulların müdür yardımcılıklarını kendine olan yakınlığı ölçüsünü kullanarak belirlemeye kadar uzanan bu operasyon yaşadığımız sorunların da temellini oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının liyakat, deneyim ve uygunluktan ziyade yandaş sendikaya ve iktidara yakınlık üzerinden belirlenen yöneticiler eliyle yönetilmesi hem merkezi hem de tek tek okullar açısından ciddi sorunların yaşanmasına neden olmaktadır.

DOSYA: Türkiye eğitim sistemi ne durumda? -1

***

DİNSELLEŞMENİN MOTİVASYON KAYNAĞI

Ders kitaplarındaki metin ve görseller, açılan mescitler, yarışma ve piyesler dinselleşme amacını sürekli olarak canlı tutuyor.

Yaşanan dönüşümün üçüncü boyutu da eğitimin içeriği ile ilgili yaşanan gericileşme sürecidir. Eğitim sisteminin temel hedefini “Dindar nesil yetiştirme” olarak belirleyen siyasi iktidar bütün uygulamalarını bu hedefe uygun olarak yapmaktadır.

Aşama aşama

4+4+4 ile görünür hale gelen bu hedefe ulaşmak için ilk olarak kullanılan araçlar ders kitapları ve kaynak kitaplardı. Ders kitaplarında kullanılan metinlerden, seçilen görsellere kadar her unsurun bu hedefe uygunluğu gözetildi.
İkinci aşamada öğrencilerin okuyacağı dersler ve gireceği sınavlar devreye sokuldu. Seçmeli olarak okutulan derslerin seçilmesini zorunlu hale getiren yönetmelikler eli ile öğrencilerin temel hedefe hizmet edeceği düşünülen derslerle tanışması sağlandı.
Üçüncü aşamada sistem bu hedefe dönük hale getirildi. TEOG sınavında öğrencilerin yanıtlamak zorunda olduğu sorulardan bir bölümü de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersine ait sorulardır. Her sene soruların zorluk derecesinin artması bir kesime pozitif destek olarak gösterilmekte ve bu ayrıcalıktan yararlanmanın yolu işaret edilmektedir.

Sistemi hedefe dönük hale getirmenin başka bir aracı da Orta Öğretim kurumlarında bulunan okul türlerinin yeniden yapılandırılması ve İmam Hatiplerin görünür hale gelmesi idi. Ancak özgür irade ile İmam Hatiplere giden öğrenci sayısının yeterli olmayacağı düşünülmüş olunacak ki liselere yerleştirme sistemi de bu hedefe uygun hale getirildi. İşte bu nedenle bugün artık “Lise “diye bir okul türümüz yok. Anadolu Lisesi, Meslek Lisesi ve İmam Hatip lisesi yaygın okullar (Fen Liseleri ,Sosyal Bilimler,Güzel Sanatlar ve Spor liseleri bu yaygınlıkta değil) olarak karşımızda durmakta. Bu sistemin İmam Hatiplere gidişi artıracağı düşünülmektedir.
Bu ana hatlarla beraber okullarda açılan mescitlerden tutun da yapılan yarışmalardan, oynanan okul piyeslerine kadar bu hedef sürekli canlı tutulmaya çalışılmaktadır. Hatta kimi vakıflar okulları dolaşarak Osmanlıca dersinin seçilmesini sağlamaya çalışmaktadır.

Çıkış yolu: Mücadele

Yukarıda sıralananlardan yola çıkarak ifade etmek gerekir ki biz eğitim emekçileri ve öğrenci velileri açısından eğitimde yaşanan piyasacı ve gerici dönüşüme karşı mücadele etmekten başka bir çıkar yol görünmemektedir.

(ÖZGÜR BOZDOĞAN, Eğitim-Sen Ankara 2 No'lu Şube Başkanı)

***

turkiye-egitim-sistemi-ne-durumda-2-75501-1.SEKİZ MADDEDE GERİCİLİK

1- Türkiye’de 12 Eylül’den bu yana eğitim politikalarının merkezinde “Türk-İslam” sentezine dayalı uygulamalar yer alıyor. 12 Eylül’ün baskıcı, otoriter zihniyetinin günümüzdeki temsilcisi olan AKP’nin 13 yıllık iktidarı döneminde eğitimi dinselleştirme uygulamalarında belirgin bir artış meydana geldi.

2- Eğitimde dinselleşme uygulamaları belli bir inancın (Müslümanlık) yine beli bir mezhebine (Sünni-Hanefi) göre hayata geçirilirken, inancı ya da mezhebi farklı olan toplum kesimlerine ayrımcılık ve ötekileştirme yapılmaya başlandı.

3- Evrim teorisi başta olmak üzere, bilimin en temel gerçekleri dinsel söylem ve uygulamalar üzerinden değersizleştirilirken, bilimsel gerçekler bile yok sayılmaya başlandı.

4- 2010’dan itibaren otizmli ve zihinsel engelli çocukların en çok ihtiyacı olan beden ders saati azaltılarak zorunlu din dersi getirildi.

5- Dini eğitim fiilen okul öncesine hatta kreşlere kadar indirilmeye başlandı. Kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim anlayışı ile temelden çelişen uygulamalar hayata geçirildi.

6- Okulöncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara “cehennem korkusu” üzerinden din eğitimi verme uygulamaları gibi pek çok uygulama, iktidarın eğitimi dinselleştirme gayretlerine hız vermeden devam ettiğini gösteriyor.

7- Eğitim müfredatına sızdırılan bilim dışı söylemler, öğrencileri araştırmaya ve sorgulamaya yöneltmek yerine, sorgulamayan, itaatkâr nesiller yetiştirmeyi hedefledi.

8- Pozitif bilimlere dayanan, bilimsel olan ne varsa hepsine karşı resmen savaş açılırken, felsefe, bilim ve sanat dersleri geri plana itildi.