Google Play Store
App Store
Türkiye, IŞİD’e karşı mücadeleyi karmaşıklaştırıyor

Sarah El Deeb

Türkiye, İslam Devleti grubunun elinde kalan son kale olan El-Bab’ı ele geçirmek için diretiyor. Fakat militanlara karşı yürütülen savaşta yer alan diğerler aktörler, Türkiye’nin bu adımını memnuniyetle karşılıyor mu? Pek de değil!

Türkiye bu bölgeyi ele geçirdiği takdirde, Suriye’de şuana kadar ki adımlarının en sağlamını gerçekleştirmiş olacak. Ve bu girişim, ülkedeki savaşa dahil olan aktörler arasında daha şimdiden ihtilaflara neden olmaya başladı bile.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad Türkiye’nin istilasına karşı çıkıyor. Esad’ın hava savunma güçleri Türk uçaklarını zaten tehdit ediyordu ve perşembe (24 kasım) günü, Türkiye’nin Suriye tarafından gerçekletirildiğini iddia ettiği bir hava saldırsı sonucu 3 Türk askeri El-Bab’ın yakınlarında öldürüldü.

Diğer taraftan Türkiye’nin Suriyeli müttefikleri, Amerika Birleşik Devletleri’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü savaşta bir diğer müttefiği olan ve İslam Devleti grubunun fiili başkenti Rakka’daki harekata öncülük eden Suriyeli Kürtlerle de çatışıyor.

El-Bab’ın Ankara için neden önem taşıdığına ve Suriye’deki güç dengelerini nasıl etkileyebileceğine bir bakalım!

Neden El-Bab?
Türkiye açısından El-Bab’ı kontrol altına almak, Suriyeli Kürtlerin sınır boyunca ele geçirdikleri bölgeleri birleştirmelerinin önüne geçebilmesi hususunda kilit önem taşıyor. Suriye’de Kürtler tarafından tutulan bitişik bölgeler, Türkiye’nin kendi içindeki isyancı-Kürtleri de cesaretlendiriyor. Ankara, sınırın her iki tarafındaki Kürt güçlerini birbirine bağlı olarak görmekte ve onları terörist olarak nitelendirmekte.

Bu durumda, El-Bab’da elde edilecek olası bir zafer, İslam Devleti güçlerini Türkiye sınırından öteye itecek ve militanları Rakka kentinde sıkıştıracaktır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘bölgeyi terörden arınmış bir ortama hazırlamak için’ Suriye-Türkiye sınırının 30 kilometre (19 mil) güneyindeki El-Bab’a inmek zorunda olduğunu söylüyor. Yaklaşık 3 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye, Suriye topraklarında bir ‘güvenli bölge’ oluşturma çabasında olabilir.

Ancak Türkiye’nin önceliği Kürtler!
Erdoğan, Kürtlerin geçtiğimiz yaz döneminde 10 hafta süren meşakkatli muharebelerin ardından IŞİD’in elinden aldığı Menbiç’i de alacağı iddialarında bulundu. Orada kazanılan zafer Kürt güçlerinin Fırat Nehri’nin batısına – Ankara’nın, geçilmemesi gereken sınır olarak tanımladığı yer – geçmesini sağlamıştı.

Arapça’da ‘kapı’ anlamına gelen El-Bab, Türkiye’nin, NATO üyesi müttefiği ABD üzerinde manevra gücü sahibi olmasını sağlayacak ve Washington’daki yeni Trump hükümetinin bölgedeki desteğini geri çekme ihtimali de göz önünde bulundurulduğunda, Suriye’deki isyancı güçler üzerindeki etkisini de güçlendirecektir.

Muharebe meydanı
El-Bab, üç rakip güç arasında sandviç gibi sıkıştırılmış durumda.

Kuzeyden ve batıdan hareket eden Türkiye destekli savaşçılar, bu kasabaya bir kilometreden (yarım mil) daha az bir mesafe uzaklıkta. Kürtler doğuya doğru ilerliyor. Suriyeli birlikler ise güneyde konuşlanmış durumda.

İstihbarat analisti Roa Komer’ın paylaştığı, ABD merkezli TerraServer firması tarafından çekilen bir uydu görüntüsüne göre, El-Bab’ın tüm çevresini ve güneydeki kırsal bölgeyi tamamen bir duvarla ören İslam Devleti grubu hazır durumda. Komar, bu bölgedeki çatışmaların Menbiç’teki kadar ağır olabileceğini belirtiyor.

Kurallar gereğince kimliğinin gizli tutulmasını isteyen batılı bir askeri yetkilinin verdiği bilgilere göre ise, Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu adı altında kuzey Suriye’de üç aydır devam ettirdiği askeri hücum, 300-600 Türk askeri tarafından desteklenen 1500-3000 kadar Suriyeli savaşçının katılımıyla yürütülmekte. Şu ana kadar, genel olarak seyrek bir şekilde iskan edilmiş ve Türk topları ve savaş uçakları vasıtasıyla da temizlenmiş durumda olan yaklaşık 1800 metre karelik bir alan ele geçirldi.

Türkiye’nin Suriyeli müttefikleri, aralarında aşırı muhafazakar Ahrar El-Şam ve ABD destekli El-Mutassım Tugayı’nında bulunduğu, kendi aralarında da sık sık çatışan çeşitli gruplardan oluşuyor.

Twitter hesabından bununla ilgili bir yorum yapan El-Mutassım’ın lideri Mustafa Secari, Türkiye’nin bölgedeki varlığının bu farklı grupları, diğer bölgelerde mağruz kaldığı Rusya ve Suriye hava saldırılarından bir şekilde koruduğunu açıklamıştı.

Aynı zamanda Kürtler de El-Bab’ı ele geçirmek istiyor ve bu da Türkiye’nin bölgedeki girişimini sekteye uğratma olasılığı olan bir durum. Kürt savaşçılar ve Türkiye destekli güçler El-Bab ve Menbiç arasında IŞİD kontrolü altındaki bir köy üzerinde kontrolü ele geçirmek için zaten şimdiden savaşıyorlar.

Türkiye bir taraftan da yakın bulduğu isyancı savaşçılar arasından da baskın bir şekilde kendisine destekçi topluyor. Örneğin, kısa bir süre önce Şam’ın taşra bölgesi Deraya’dan çıkarılıp isyancıların elindeki İdlib’in kuzeyine yerleşen muhalif bir grup, şu anda Türkiye’nin harekatına dahil olup olmama konusu üzerinde düşünüyor.

‘Daha önce DAESH güçlerine karşı hiç savaşmadık’ diyen Suriye hükümetinin dört yıllık kuşatmasından sağ kurtulan İslam Şehitleri Tugayı lideri Ebu Cemal, 700’e yakın savaşçısının yeni bir tecrübe kazanmak adına Suriye’nin kuzeyindeki muharebelere katılacağını belirtti.

ABD ne düşünüyor?
ABD’nin kafa karıştıran Suriye politikası da, şu ana kadar Suriye’nin başka hiçbir yerinde karşılaşmadığı bir sınavdan geçiyor El-Bab’da.

ABD şu ana kadar ağırlıklı olarak iki müttefiği – Türkiye ve Kürtler – arasındaki çatışmaları önlemek amacıyla hareket etti: her ne kadar çok başarılı olamasa da. Kasım ayının başlarında ABD generali Roger Dunford’ın Ankara’yı ziyareti sonrasında, bir başka ABD askeri yetkilisi IŞİD’e karşı yürütülen operasyonların koordinasyonu üzerinde daha yakından görüşülmesi için Türkiye’ye gönderildi.

Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu’ndan (International Crisis Group) Noah Bonsay, bu koordinasyon çalışmalarının bir kısmının Rakka’ya yönelik harekatla ilgili olabileceğini belirtiyor.

Kentteki harekatın Kürtler tarafından yürütüldüğünü belirten Bonsay, Washington’un, çoğunluk olarak Araplardan oluşan söz konusu bölgede kontrolü tam ele geçirebilmek için daha yerel bir Sünni-Arap güce ihtiyaç duyulduğunu kabul ettiğinin de altını çiziyor. Ve Rakka’daki operasyonda da yer almak istediğini beyan eden Ankara bu konuda da yardıma hazır. Ancak Washington, İslam Devleti grubuyla mücadele konusuna odaklanırken Rusya, Türkiye ve Suriye’deki tüm güçler arasındaki daha büyük boyutlu güç oyunu arasında rol almakta zorlandı.

Türkiye, kendi ülkesi içindeki aşırı muhazafakarların da dahil olduğu muhalifleri karşısına almak pahasına Rusya’ya daha da yakınlaştı.

Washington merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü’nden (Institute for Study of War) Suriyeli analist Jennifer Cafarella’nın şöyle bir yorumu var: “ABD 2017’de bir gün uyanacak ve Türkiye’nin yerelde tüm etki ve manevra gücüne sahip olduğunu ve bizim elimizde ya hiçbir şey ya da çok ufacık bir güç kaldığını görecek.”

Moskova ve Şam’ın görüşleri
Esad’ın Türkiye’nin hücmuna karşı çıkıyor olmasına rağmen, müttefiği Moskova Ankara ile düzelmeye başlayan ilişkilerini beslemek adına bu durumu tolere ediyor gibi görünmekte.

Rusya ve Türkiye’nin Suriye ile ilgili bir takım ortak zeminleri var. Ankara’nın yaklaşık bir yıl önce düşürdüğü Rus uçağıyla ilgili özür dilemesinin ardından, Rusya lideri Vladimir Putin ve Erdoğan Ağustos ayından bu yana birçok kez görüştü. Diğer taraftan, Rus ve Türk askeri liderler de geçtiğimiz aylar içerisinde üç buluşma gerçekleştirdi ve Rus medyasına göre Moskova, Ankara ile istihbarat görüşmeleri yapmakta.

İlişkileri daha sağlam olan Rusya muhtemelen, Türkiye’nin batı ile olan gerginliğinden faydalanmayı hedefliyor. Türkiye ise buna karşılık olarak, Moskova’nın Kürtlerle daha yakın olmasının önüne geçmiş oluyor.

Rusya ayrıca Türkiye’nin baskınlarından avantaj da elde edebilir: örneğin, Esad’ın Rusya destekli güçlerle birlikte doğudaki isyancı güçleri tehdit ettiği Halep’te. Çünkü Ankara, müttefiği olan Suriyeli grupları Halep’te mahsur kalan muhalifleri kurtarmak için göndererek Moskova’yla olan uzlaşısını riske atmayı muhtemelen göze almayacaktır.

Ancak Rusya, müttefiği Esad’ın Türkiye’nin Suriye’deki etkisine gösterdiği tepkiyle de mücadele etmek zorunda. Savaş uçakları geçtiğimiz hafta Suriye’nin hava savunma radarlarına takılan Türkiye, El-Bab bölgesindeki hava saldırılarına bir süre ara verdi. Ancak atakların bu hafta geri başlamasıyla beraber Moskova’nın duruma arabulucu olarak müdahale ettiği görüşleri oluştu.

Perşembe günü Türk askerlerinin ölümüyle sonuçlanan saldırı Şam’ın, Türkiye’nin El-Bab’a haddinden fazla yakınlaştığı görüşünde olduğunun bir işareti olabilir.

Diğer taraftan, Ankara’nın buradaki 3 askerinin nasıl öldüğüyle ilgili iddiaları – yani Suriye yönetimi tarafından öldürüldüğü yönündeki açıklamaları -, bu askerlerin İslam Devleti grubu tarafından bir gün öncesinde gerçekleştirilen bir intihar eyleminde öldüğünü öne süren Suriyeli aktivistler tarafından reddediliyor.

Ancak Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in ‘Şam, Suriye’de tek bir Türk askerinin dahi kalmasına müsade edemez’ şeklinde bir açıklaması da var.

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/world/middle_east/turkeys-push-for-syrian-town-complicates-anti-is-fight/2016/11/25/8e158024-b2d6-11e6-bc2d-19b3d759cfe7_story.html’den çeviren Burcu Gündoğan