birgün

24° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 05.01.2020 12:13

Türkiye’nin kültür hayatından birisi: Metin Solmaz

Türkiye’nin kültür hayatından birisi: Metin Solmaz

ASLI ATASOY

Metin Solmaz kültür dünyamızın en yaratıcı şahsiyetlerinden. Gazetecilik, radyoculuk, DJ’lik gibi pek çok alanda mesaisi var. Yemeyi, gezmeyi, müziği ve muhabbeti seven Solmaz, geleneksel alandan dijital alana pek çok işi kültür dünyamıza armağan etti. Anason İşleri’nden çıkan Murat Meriç imzalı ‘Hayat Dudaklarda Mey’ isimli son projesinden sonra onunla konuşmak farz oldu.

Önce gazeteci, radyocu olarak tanındın ama daha sonra farklı alanlarda farklı işlere imza atan biri olduğun görüldü. Hikayene ilk baştan başlasak?

Her ne yaptıysam iyi yapmaya çalıştım. Çeşitlilik annem kaynaklı olabilir. Annem tek maaşla tek başına, kimseden yardım almadan, nafakasız, bakıcısız varoşlarda büyüttü beni. Fakirliğimizi pek çaktırmadı ama. Sobayı yakarken yemek yapar, kıyafetlerimi dikerken ders çalıştırırdı. Ben de hayranlıkla izlerdim onu. Alakasız işleri seviyor ve yapıyor olmam biraz fakirlik korkumdan biraz annemde gördüklerimden olabilir.

Benim ise seninle ilk tanışmam bir kitapevinde oldu. Müzik yayınlarının Holmes edasıyla peşine düşüldüğü zamanlarda ‘Rock Sözlüğü’ kitabını aldığımdaki heyecanımı anımsıyorum. O kitaba dair senin heyecanını ve süreci senden duysak?

O kitap aslında güya 400-500 sayfalık bir rock tarihi olacaktı. En azından Tanıl Bora’ya ve İletişim Yayınları’na öyle söz vermiştim. Lakin yıllar geçti, yüzlerce sayfa yazıldı bir türlü toparlanamadı konu. O zaman internet de yok, zor işti. Baktım toparlayamıyorum, süzdüm. Ortaya ‘Rock Sözlüğü’ çıktı. Çok gurur verici bir iş oldu benim için. Hala düzenli olarak hatırlayan, okuyan ve bahseden çıkıyor. Geçen ay bir fotoğraf geldi, genç bir kadın metroda ‘Rock Sözlüğü’nü okuyor. Yine yakınlarda bir komşum çocuğuyla beraber geldi, imzaladım, kendisi vaktinde almış ve çocuğu da çok seviyorlarmış. Gurur verici işler tabii bunlar.

İkimizde Ankara tezgahından geçtik. Durum böyle olunca Ankara günlerini mercek altına almak şart? Nasıldı Ankara?

Biliyorsun ben Ankara milliyetçisiyim. Üstelik ne bileyim, hayvan sevmeyen, problemlerini yumruklaşarak çözen, bir Gökçek çıkarabilen, denizi olmayan kavruk bir şehirdir Ankara. Dışarıdan bakınca sevmesi çok zordur, anlamsızdır. Ama bu sert görüntüsünün altında komünler halinde çocuklar yaşar. Çok derli toplu ve sahicidir. İstanbul gibi kibirli, İzmir gibi şımarık değildir. Hakikaten entelektüel ve direnişçidir. Çok çalışkandır. Tembellik hakkını korumak için çalışır :) Biraz da şaşkındır. Finanstan kariyerden Sodexho’dan anlamaz, üstelik anlıyor gibi yapar. Birazcık da köylü kurnazıdır. O yüzden bir marka değil, bir durumdur. Tedirgin bir huzurun adıdır Ankaralılık. Birçok yerde yaşadım.Etnik olarak Lazım, fakat nerelisin dendiğinde genellikle Ankaralı’yım derim.

Kültür hayatımızda hep farklı ve renkli işlere imza atıyorsun. Benim en çok hoşuma giden tarafın ise yaptığın işlerde muhakkak bir muhabbet, bir eğlence olması. Katılıyor musun?

Küçük bir yaşta, içinde bulunduğum aşırı maaş bağımlısı çevreye bakarak maaşla yaşamanın irrasyonel bir döngü içerdiğini fark etmek hayatımı kurtarmış olabilir. Uzun süren garsonluk kariyerim dahil olmak üzere hep haz-bilgi-işe yaramak dengesi gözeterek iş yapmaya çalıştım. Bu kısmı biraz dayak yemiş Hindu bilge kelamı gibi olacak ama “hem eğleneyim hem işe yarayayım hem de öğreneyim” hesabı. Bu da o kadar zor değil. Orta sınıf ahlakı engel oluyor. Garsonluk, tezgahtarlık, seyyar satıcılık, bavul ticareti, müzikli dilencilik filan bunlar her nedense bir kurumlu firmada İnsan Kaynakları Uzmanı filan olmaktan daha az muteber sanılıyor. Halbuki insan bunlarla meşgul olunca vakti kıymetli olmaktan çıkıyor. Bir şey yetiştirmeye değil iş yapmaya çalışıyor. Yaptığı işi kariyer için yahut ev almak için değil de bitirmek için yapmaya alışıyor. O vakit de iş seçme lüksü oluyor. Ben ne zaman köşeye sıkışsam, aç kalsam sakin olup en baştan başladım. En baştan başlamak müthiş bir lüks. Şans faktörü de var tabii.

Son olarak ‘Hayat Dudaklarda Mey’ isimli Murat Meriç imzalı şahane işe imza attınız. Bu projeden söz edelim biraz…

Edelim. Murat’ı o kadar kıskandım ki hiç değilse arkasından konuşarak kıskançlığımı bastırıyorum. Çok güzel bir kitap yazdı. İllüstratörler çok güzel çizdi. Biz çok güzel yayınladık. Nefis iş oldu. İkinci tur okuyorum, ilk tur gibi geliyor bana. O kadar eğlenceli, öğretici, edepli, zarif ve kelimenin her anlamıyla güzel bir kitap oldu ki anlatamam. Keşke herkes okusa.

Rakı Ajandası, Kuruyemiş Ansiklopedisi, musikimani.com, anason işleri hepsi kültür hayatımızı zenginleştiren farklı ve kafa açıcı işler. Okuyup eğlenirken hayata dair mesajları da inceden alıyoruz. Bir projeye karar vermen için olmazsa olmazların neler?

Bir projeyi ele alırken önce bitirebilip bitiremeyeceğimi düşünüyorum. Sonra bunun ne işe yarayacağını. Bir de çok fazla insana danışıyorum. Bana bıkmadan usanmadan bedava danışmanlık hizmeti veren onlarca şahane arkadaşım var. Sonuçta bir karar çıkıyor. Olmazsa olmazlar hepimizde olan kimseye zarar vermesin, nefret içermesin filan gibi sıradan şeyler.

Bir de dijital hayata damga vuran kült projelerin/iz var. Yapıldığı dönemlerde internet nerdeyse ülkemizde gaz ve toz bulutuydu. Şimdi buradan bakınca o günleri nasıl görüyorsun?

Evet, hakikaten İdefix’e kalkıştığımızda sene 1996 idi. Devran döndü şimdi Turkuaz’da. O yıllarda internette iş yapmak çok komikti. Çünkü ne yapsan tutuyordu. Akşam bir şey yapıyordun sabah ünleniyordu. O kadar az iyi iş vardı. Benim internette bir yerlere yazdığım bazı yazıları aralıklarla üçer beşer köşe yazarı kendisininmiş gibi kullanmışlığı vardı. Siberalem, İdefix, Büyükkeyif başta olmak üzere çok eğlenceli işler kotardığımı sanıyorum.

Yeni projelerinden söz etsen ve biz de dinlesek?

Şu sıra içim dışım Anason İşleri. 500 yıllık rakı kültürü epey değişiyor farkındasındır. Eskiden mesela masada kadın bulunsun diye kadınlara dönük şekil yapılırdı. Erkekler yapardı bu şekli. Şimdi kadınlar kendileri işi ele aldılar ve bir dil yarattılar. Aynı şekilde gençler de. “Büyüklerin” yahut erbapların dizinin dibinde ahkam dinlerlerdi. Şimdi dalga geçiyorlar. Onlar da kendi dilini yarattı. Bu dilin tasarım dünyasındaki karşılıklarını bulmaya çalışıp ürüne çeviriyoruz. Şu anda en fazla vaktimi alan proje bu.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız