Turkodiroma'nın kendi yolunu çizen hikayesi
Pandeminin gölgesinde doğan, anonimlikten sahnelere uzanan alternatif müzik grubu Turkodiroma kolektif olma hayaliyle yolcuğunu sürdürüyor.

Ethem Kutay TOKER
Kulağımda kulaklık, alternatif müzik grubu Turkodiroma’dan ‘Ben Yağmurum Geceye’ şarkısını dinliyorum. Her dinlediğimde farklı şeyler duyumsatan bu eser bu defa daha da başka hissettiriyor. Sözleştiğimiz üzere grup üyelerinden Zeliha Doğa Kök ve Alp Akşahin ile Beşiktaş’ta buluşuyoruz.
Gruplarının manifestosunda kendilerini “biz göçebe yaşamayı tercih eden insanlarız” şeklinde tanımladıklarını görmüştüm. Bir araya geldiğimizde bununla neyi kastettiklerini anladım. Gruplarını 2020’de 3 kişi olarak İtalya’da kurmuşlar. Doğa, Büşra ve Gabriel’in kurduğu gruba, ilk şarkıları yayınlandıktan sonra Alp ve Can da katılmış. Üyelerin her biri Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinde bulunmuş, bulunmaya da devam ediyor. İlk şarkıları ‘Ben Yağmurum Geceye’yi 2020’de yayınlayan grup bir süre anonim kalmayı tercih ettikten sonra 2024’te konser vermeye başlamış. Kök ve Akşahin ile Turkodiroma’nın müzikal yolculuğunu ve manifestosunu konuştuk.
KOLEKTİF OLMA HAYALİ
Turkodiroma’dan bahsetmelerini istediğimde sanat anlayışlarının ve yapmak istediklerinin müzikten daha fazlası olduğunu Doğa şöyle anlatıyor: “Turkodiroma bir müzik grubundan öte bir oluşum olarak var olmaya çalıştı. En başında hedeflediğimiz, her şey ilerlediğinde bunun sadece bir müzik grubu değil de bir kolektif olması. Bunun içerisinde hayatın her yerinden zanaatkârın ve sanatkârın da olduğu Türkodiroma’nın topluma mâl olmasına katkı sağlayacak insanların toplandığı ve ortak bir noktada buluşup bunu bir felsefe haline getirdiği bir oluşum olması.”
Her birinin grup içinde zaman zaman farklı görevler üstlendiğini fark ediyorum ve üretimlerini nasıl yürüttüklerini soruyorum. Üretim süreçlerinde farklı yetkinliklerini nasıl avantaja çevirdiklerini Alp “Birbirimizi ifade aracı olarak kullanabiliyoruz, herhangi birimizin yetkinliği bir şeye el vermiyor fakat diğerimiz yapabiliyorsa onun aracılığıyla aktarım sağlıyoruz” diye anlatıyor.

ÖZGÜNLÜKLERİ ÖZGÜRLÜKLERİNDEN
Alternatif müzik çalışmalarının kariyerlerine etkisi düşüyor aklıma bu defa…
Kuruldukları günden bugüne çalışmalarını bağımsız olarak ilerleten grup üyeleri, müzik piyasasının içinde kendilerini var etmenin yolunu birbirlerinde bulmuşlar. Nasılını sorduğumda “Birinin elimizden tutmasına ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz için her zaman kendimiz çalışarak başarmayı hedefledik. Ve birbirimizin elinden tuttuk” cevabını verdiler.
Alternatif bir müzik grubu olarak sürdürdükleri yolculuklarının en büyük avantajının kendileri olmak olduğunu “Tekelleşen sektöre ayak uydurduğunda işler çok daha hızlı ilerliyor gibi gözüküyor ama sen kontrol etmiyorsun. Birileri senin için kontrol ediyor, senin hakkında kararlar veriyor. Biz ne olursa olsun böyle var olmak istemiyoruz. Çünkü öyle yapsaydık Turkodiroma artık Turkodiroma olmayacaktı. Başka insanların yarattığı bir Türkodiroma dinlenecekti” diye anlattılar.

Grubun kuruluşunun pandemiye denk gelişinin etkilerini soruyorum. Pandemi öncesi de müzik çalışmaları yapan Alp müzisyen arkadaşlarının yaşadığı zorlukları büyük bir hüzünle aktarıyor.
“Sahne sanatlarıyla uğraşan herkes için rezalet bir dönemdi. Benim birçok müzisyen arkadaşım, dostum enstrümanlarını kırdı, kimisi intihar etti. İlk şarkımızın bende böyle bir etkisi var, sahnede performe ederken bu duyguları hatırlıyorum.”
Turkodiroma kimsenin himayesine girmeden yol alırken yaptıkları işler görmezden gelinememiş. ‘Ben Yağmurum Geceye’ Tiyatro Hemhal tarafından jenerik müziği olarak kullanılmış. Ardından BBC’de yayınlanan ‘The Turkish Detective’ dizisinde ‘Bir Şeyler’ adlı parçaları jenerik müziği olarak lisanslanmış.
Bundan sonra ise dünyaya açılmak, göçebe ruhlarını daha fazla ruhla karşılaştırmak; anlatımlarını sadece müzikle sınırlamayıp daha da büyütmek istiyorlar.


