birgün

18° KAPALI

KÜLTÜR SANAT 07.05.2019 11:24

Türküler özgürleştirir

KADİR İNCESU Şirin Üstün, yaptığı çalışmalar, söylediği türkülerle kültürünü yaşatmaya çalışan isimlerden… Üstün, türküler üzerine kurduğu dünyasında yorumu kadar, kişiliği ve mücadelesiyle de örnek oluyor. Bugüne kadar, Dermanın Olayım (2006), Güle Dokunma (2009), Künc-i Gurbet & Yeraltı Gelinleri (2012) ve Aşure – Habil & Kabil (2015) albümleri yayınlanan Şirin Üstün bu kez de Arda Müzik […]

Türküler özgürleştirir

KADİR İNCESU

Şirin Üstün, yaptığı çalışmalar, söylediği türkülerle kültürünü yaşatmaya çalışan isimlerden… Üstün, türküler üzerine kurduğu dünyasında yorumu kadar, kişiliği ve mücadelesiyle de örnek oluyor. Bugüne kadar, Dermanın Olayım (2006), Güle Dokunma (2009), Künc-i Gurbet & Yeraltı Gelinleri (2012) ve Aşure – Habil & Kabil (2015) albümleri yayınlanan Şirin Üstün bu kez de Arda Müzik etiketi taşıyan üç single ile müzikseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Üstün ile yeni türküleri ve müziği üzerine konuştuk.

• 10 yılda dört albüm yaptınız. Albümlerinizle vermek istediğiniz mesajlar yerine ulaştı mı?

Albüm yapmak daha önce de, şu anda da gerçekten zor. Her yeni albüm sizin anlatmak ya da söylemek istediklerinizin kendisidir. Gözümüz gibi sakındığımız çocuklarımızdır aslında albümlerimiz de… Ben, türkülerimiz dinlendikçe dinleyicilerin daha çok düşünmesini, sorgulamasını hatta rahatlamasını ve şifa bulmasını isterim. Mesela zaman zaman önemli mesajlar verdik. Arguvan ağzı “Telli Gelin”i okudum. Hem yöre ağzını yaşatmak, hem de o süreçteki kadına şiddet, çocuk gelinlere dikkat çekmek istedim. Albüm yaparak gündemde olmak gibi bir kaygım olmadı ama üretmek, yeni eserler bulmak gibi bir kaygım hep oldu ve olacak. Zamanı gelince birikenlerin ve suyun akıp yolunu çizeceğine inananlardanım…

• Kaynak kişiden sonra ilk olarak okumanın önemi nedir?

Aşıkların, ozanların eserlerini, türküleri korumak aslında hepimizin görevi… Ozan ve âşıklar gizli kahramanlar… Son derece doğal ve içten hallerini alıp, geleneği bozmadan aktarmaya çalışıyorum. Türküler ve deyişler umut verir, güç verir. Bu duygular seçimlerimizi özgürce yapmamızı sağlar. Türküler özgürleştirir, nefes aldırır. O yüzden halk türküleri çok kıymetlidir benim nazarımda…

• Bugünlerde piyasaya çıkacak olan El Taşı ve Zülbent’in Türküsü adlı iki tekliden söz eder misiniz?

Her iki türkü de çok kıymetli benim için. Türkünün bana gelişi çok ilginçtir. 2018 Arguvan Türkü Festivaline davet edilmiş ancak sağlık sorunu sebebiyle katılamamıştım. Hepimizin sevdiği ve saydığı, bizim aile dostumuz, halk tarafından da Cafer Dede diye çağırılan büyüğümüz rahatsızlığımı duymuş ve geçmiş olsun için aramıştı. Cafer amca ile konuşurken müzikten bahsetti ve “Senin için düşündüğüm iki eser var, bunları oku” dedi. Hatta eserin birini Cafer amcam eşi Zülbent ablamla birlikte derlemişler… Tek şart Cafer amcamın yanına gitmekti. İşte buradan şu çıkıyor; halk âşıkları, ozanları eserlerini verirken mutlaka eserlerin özelliklerini, oradaki manayı, ne anlatmak istediğini en ince ayrıntısına kadar açıklamak ister. Sözlere, vurgulara işaret eder, titizlikle saatlerce anlatır. Ben de sağlık durumum düzelince yanına gittim; eserleri dinledim, özel kayıtlar aldım, saatlerce hem kayıt aldım, hem dinledim. Yalnız ben değil, ailece dinledik. Sonra müzisyen arkadaşlarımla hazırlıklara başladık, okuduk ve bitirdik. Bu sene (2019) Arguvan Türküleri Ses Yarışması’nda tesadüf sonucu rahmetli Şemsi Belli’nin anılacağını öğrendim. El Taşı adlı eserin sözleri Şemsi Belli, müziği Cafer Doğan’a ait. Hem Şemsi Belli’yi yâd edelim, hem de Arguvan türkülerine bir yenisini daha ekleyelim dedim.

Zülbent`in Türküsü´ nün sözleri Ruhsati’ye, müziği ise Zülbent-Cafer Doğan’a ait. Her ikisi de çok anlamlı ve güzel türküler. Dijital çağın estetik yaklaşımıyla birleştirdik, günümüzde türkülerin gerçekliğini ve yalın halini, samimiyetini dile getiriyor. El Taşı bugünlerde dijital platformlarda dinlenebiliyor, Zülbent’in Türküsü de 15 gün içirişinde müzikseverlerle buluşacak. Diğer bir single’ım için ise çalışmalarımız aralıksız devam ediyor, aksilik olmazsa bir ay içerisinde bitmiş olur.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız