Tutsaklar ölürken hükümet izliyor
İngiltere’de “terör örgütü” ilan edilen Palestine Action’ın tutuklu 6 üyesinin başlattığı açlık grevi tehlikeli boyutlara ulaştı. Tutukluların sağlık durumları her an kötüleşirken İsrail yanlısı hükümetin tavrına tepki çığ gibi büyüyor.

Umut Can FIRTINA – M. Eylül BAŞAK
İsrail’in Gazze Şeridi’nde katliamları ve abluka nedeniyle ölümler ateşkese rağmen tüm hızıyla sürerken İngiltere’de soykırım ortaklığına karşı eylemler düzenleyen “Palestine Action” üyelerinin başlattığı açlık grevi tehlikeli boyuta ulaştı. Bazı eylemcilerin hayati riskte olduğu belirtilirken Birleşik Krallık ve birçok ülkede Gazze ve açlık grevindeki eylemcilerle dayanışma gösterileri düzenlendi. Hapishanelerdeki kötü muamele ve ev yetkililerin tepkisizliği nedeniyle İşçi Partisi hükümetine tepki giderek büyüyor.
İngiltere’de İsrail’e Gazze’deki soykırımında silah sağlayan Elbit Systems’in fabrikalarına ve istihbarat desteği sunan Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üssüne yönelik eylemleriyle adından söz ettiren “Palestine Action” (Filistin için Eylem) grubunun tutuklu üyelerinin açlık grevi tehlikeli boyutlara ulaştı. Bazı eylemciler, açlık grevinde 50’nci gününü geride bırakırken İşçi Partisi hükümetine yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor.
İngiltere’nin farklı hapishanelerindeki “Palestine Action” üyesi ve destekçisi tutuklular, açlık grevine 2 Kasım 2025’te başladı. Eylemciler, 1917’de imzalanarak Filistin’de bir Yahudi devletinin kurularak bugünkü soykırımın tohumlarının atıldığı Balfour Deklarasyonu’nun yıldönümü olan bu tarihi sembolik olarak seçtiklerini belirtiyor.
6 EYLEMCİ SÜRDÜRÜYOR
Açlık grevi, yaşları 20 ile 31 arasında değişen ve 1 yıldan fazladır tutuklu bulunan Qesser Zuhrah, Amu Gib, Heba Muraisi, Teuta Hoxha, Kamran Ahmed, Lewie Chiaramello, Jon Cink ve Umer Khalid tarafından başlatıldı. Eylem, 1981’deki İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) üyelerinden 10’unun yaşamını yitirdiği açlık grevinden bu yana İngiltere’deki en büyük koordineli açlık grevi olarak nitelendiriliyor.
Hastaneye kaldırılan Cink ve kas distrofisi hastalığı bulunan Khalid, sırasıyla 41’inci ve 13’üncü günde grevi bırakmak zorunda kaldı. Geri kalan 6 eylemci, açlık grevini sürdürürken Chiaramello, diyabet hastalığı yüzünden iki günde bir öğün yemek yiyerek eylemine devam ediyor.
50’NCİ GÜNÜNDE
İngiltere tarihinin en genç ikinci Filistin tutsağı olan Zuhrah, 19 Kasım 2024’te tutuklandı. Doğum gününü hapishanede geçiren 20 yaşındaki Zuhrah’ın duruşması Nisan 2026’da görülecek. Doktorları ise açlık grevindeki 50’nci gününde olan Zuhrah’ın her an ölebileceğini söylüyor.
Açlık grevinin 42’nci gününde Kamran Ahmed, The Times gazetesine telefonla verdiği röportajda, “Ölüm buna değer” ifadelerini kullandı. Elbit Systems’in fabrikasına yönelik eylem sonrası Kasım 2024’te tutuklanan Ahmed, 13 aydır tutuklu olarak yargılama sürecinin başlamasını bekliyor.
GİDEREK KÖTÜLEŞİYOR
Ahmed ile birlikte HMP Peterborough hapishanesinde tutuklu bulunan Teuta Hoxha da Guardian’a verdiği röportajda açlık grevinin sağlığına yönelik etkilerine ilişkin “Boğuluyormuşsun gibi hissettiriyor” ifadelerini kullandı. Cumartesi günü grevde 42’nci gününü geride bırakan Hoxha, göğüs ağrısı gibi bazı geçici semptomların yanı sıra baş dönmesi, baş ağrısı, nefes darlığı ve ayakta duramama gibi sürekli semptomlar olduğunu söyledi. Körlük, organ iflası ve beyin hasarı gibi kalıcı risklerin farkında olsa da, açlık grevinde kararlılığını koruduğunu söyledi.

SİYASİ TUTSAKLAR
Palestine Action üyeleri olan açlık grevindeki tutuklular, grup Temmuz 2025’te terör örgütü ilan edilmeden önce gerçekleşen iki ana eylem nedeniyle suçlanıyor. Bu eylemler İsrail savunma şirketi Elbit Systems’in İngiltere’deki tesislerine ve RAF Brize Norton hava üssüne yönelik gerçekleşmişti.
Suçlamalar arasında “hırsızlık”, “mala zarar”, “şiddet içeren düzensizlik” gibi suçlarla tutuklu olarak yargılanıyor. Eylemciler hakkında “terör örgütü üyeliği” suçlaması yok. Ancak hapiste iletişim sansürü, kefalet reddi ve hükümetin umursamaz tavrı, tutukluların “siyasi mahkûm” muamelesi gördüğü konusunda eleştirilere yol açtı. Mahkûmların birçoğunun yargılaması 2026 ve 2027’ye ertelenmiş durumda.
SDoktorlar, avukatları ve yakınları, özellikle 40 günü geride bırakan grevcilerin geri dönülemez sağlık sorunları ve ölüm riski ile karşı karşıya oldukları konusunda sürekli uyarı yapıyor. İsrail’e verdiği destek nedeniyle tepkilerin arttığı İşçi Partisi hükümetinin umursamaz tavrı, muhalefetin yanı sıra parti içinde de öfkeye yol açtı.
İşçi Partisi hükümeti ve Adalet Bakanı David Lammy, başta kefaletle serbest bırakılma, iletişim sansürüne son verilmesi, Filistin Eylemi’nin terör örgütü olarak yasaklanması kararının geri alınması ve Elbit’in İngiltere’deki operasyonlarının durdurulması dâhil bir dizi talep konusunda mahkûmlar veya avukatlarıyla görüşmeyi reddetti.
50’den fazla milletvekilinin yanı sıra Avam Kamarası Başkanı Lindsay Hoyle, Adalet Bakanı’nın yanıt vermemesini “kabul edilemez” buldu.
İşçi Partisi’nin eski milletvekili ve solcu Sizin Partiniz kurucusu Jeremy Corbyn, salı günü düzenlenen parlamento oturumunda açlık grevini gündeme getirdi. Corbyn, grevcilerin uzun süredir tutuklu olduklarını ve sağlık durumları hakkında endişeleri dile getirerek hükümetin mahkûmların avukatları veya aileleriyle görüşüp görüşmeyeceğini sordu. Corbyn’in Adalet Bakanlığı’nda hapishanelerden sorumlu vekil Jake Richards’dan aldığı tek kelimelik “Hayır” yanıtı, parlamentoda “kahkahalara” neden oldu.
Ertesi günkü oturumda kendisine aynı soruyu yönelten Corbyn’e “Hayır” cevabını veren Başbakan Keir Starmer, “"Açlık grevleriyle ilgili yürürlükte kurallar ve prosedürler var ve biz de bu kural ve prosedürleri uyguluyoruz” dedi.
Perşembe günü açlık grevindekilerin aileleri tarafından düzenlenen basın toplantısında, University College London’da acil tıp doktoru ve öğretim görevlisi olan Dr. James Smith, gazetecilere “Açlık grevcileri ölüyor” dedi. Aynı gün yaklaşık 900 doktor, hemşire ve bakıcı, Adalet Bakanı David Lammy ve Sağlık Bakanı Wes Streeting’e yazdıkları mektupta, grevcilerin hayatlarını kurtarmak için acilen harekete geçme çağrısı yaptı. Mektupta “Çözüm bulunmadığı takdirde bu genç İngiliz vatandaşlarının, hiçbir suçtan hüküm giymeden cezaevinde ölme ihtimalleri giderek artıyor.”
PROTESTOLAR YAYILIYOR
Açlık grevindeki eylemcilerin kötüleşen sağlık durumu ve İngiliz hükümetinin tavrı, uluslararası çapta da yankı uyandırdı.
İngiltere, İskoçya ve İrlanda’nın yanı sıra Fransa ve ABD’de Gazze’de süren soykırıma ve İngiltere hapishanelerinde açlık grevini sürdüren “Palestine Action” tutuklulularına yönelik kötü muameleye karşı yüz binler sokaklara indi.
İngiltere’nin Manchester kentinde, Londra ve Manchester polisinin, “İntifadayı küreselleştir” sloganının kullanımına yönelik sert önlemler alınacağını duyurmasının ardından yürüyüş gerçekleştirildi. Göstericiler Filistin’e destek sloganları atarken açlık grevindeki Palestine Action tutuklularının serbest bırakılmasını istedi.
Bristol kentinde de onlarca kişi, açlık grevindekilere destek gösterisi düzenlerken eylemcilerden Leigh Evans, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Noel iptal oldu. Sessiz bir gece yok, sadece açlık grevindekiler var. Hükümetiniz paranızı soykırımcı bir devleti desteklemek için kullanıyor diye üç işte çalışıyorsunuz.”
SERBEST BIRAKIN
İskoçya’nın Glasgow kentinde de yüzlerce kişi, Filistin’le dayanışma eylemleri düzenledi. Polisin sert müdahale ettiği eylemde “Palestine Action açlık grevcilerini destekliyorum” yazılı pankart tutan bir kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.
Cumartesi günü Fransa’nın başkenti Paris’te meydanlara çıkan binlerce kişi, Gazze’deki ateşkesin “gerçek bir ateşkes olmadığını” belirterek İngiltere’de açlık grevindeki tutukluların derhal serbest bırakılması çağrısı yaptı.
ABD’nin New York kenti de geçen hafta Birleşik Krallık Konsolosluğu önünde toplanan kalabalık, açlık grevindekilere destek gösterisi yapmıştı. Yapılan açıklamada “Şu anda İngiltere’de siyasi tutuklular, Filistin’deki devam eden soykırıma, siyasi tutukluluğa ve baskıya direnmek için hayatlarını riske atıyorlar” denilmişti.
***
‘İNTİFADAYI KÜRESELLEŞTİR’ SUÇ OLDU
“Globalize the Intifada” (İntifada’yı Küreselleştir), Filistin’e uluslararası destek çağrısı yapan ve sivil direnişi hedefleyen bir slogan olarak kullanılıyor. Avustralya’da geçen hafta 15 kişinin öldüğü Bondi Plajı’nda gerçekleşen silahlı saldırı bahane gösterilerek Avustralya’da sloganın kullanımı yasaklandı.
İngiltere’de ise Londra Büyükşehir polisi ve Manchester Polis Teşkilatı protestolarda sloganı protestolarda kullanan kişileri gözaltına alacaklarını açıkladı. Beş gün önce de slogan kullanımından ötürü 2 kişi ilk defa gözaltına alındı.
***
GÖZALTILAR %660 ARTTI
Resmi verilere göre, Palestine Action terör örgütü ilan edildiğinden beri İngiltere’de “teröre bağlı gözaltılar” %660 oranında arttı. Bin 706 gözaltı Palestine Action’ın terör örgütü ilan edildiği temmuz ile eylül ayı arası gerçekleşti. Yılın başından eylül sonuna kadar bin 886 kişi terör suçlamalarıyla gözaltına alınırken, eylül ayında Londra’da düzenlenen bir protestoda sadece bir günde 850’den fazla kişi gözaltına alındı.
***

PALESTİNE ACTİON NEDİR?
Aktivist Huda Ammori ve Richard Barnard tarafından kurulan “Palestine Action” (Filistin için Eylem), İsrail ile bağlantılı silah üreticilerinin faaliyetlerini engellemeyi amaçlayan İngiltere merkezli bir Filistin destekçisi “doğrudan eylem” organizasyonu. Grup ilk eylemini Temmuz 2020’de İsrail’in en büyük silah üreticisi Elbit Systems’in Londra genel merkezine düzenledi. Eylemde bina protestocular tarafından ablukaya alındı ve duvarları kırmızı sprey boyayla boyandı. Palestine Action eski İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper tarafından “terör organizasyonu” ilan edildiği Temmuz 2025’e kadar İsrail ile işbirliği yapan İngiltere silah sanayisini hedef aldı ve hedef almaya devam ediyor. Terör örgütü ilan edilme nedenleri, haziran ayında İngiltere’nin en büyük Kraliyet Hava Kuvvetleri tesisine girerek yaptıkları boyalı eylem oldu.


