Google Play Store
App Store

DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, ücret mücadelesinin hiç olmadığı kadar politik bir mücadele olduğunu kaydetti. Çerkezoğlu “insanca yaşayacak ücret” talebiyle yeni bir mücadele sürecinin başlatıldığını belirtti.

Ücret mücadelesi politik meseledir
Fotoğraf: Depo Photos
Havva Gümüşkaya
Havva Gümüşkaya
havvagumuskaya@birgun.net

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 13-17 Eylül tarihlerinde İzmir Çeşme’de gazetecilere yönelik düzenlediği eğitim kampını tamamladı. Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş) tesislerinde 13 Eylül’de başlayan “Emek Haberciliği Kampı”nda emek tarihi, toplu sözleşme hukuku ve süreçleri, DİSK-AR’ın çalışmaları, çocuk işçiliği, örgütlenme deneyimleri ve uluslararası sendikal örgütler üzerine sunumlar gerçekleştirildi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da kampa katılarak, “Kadın İşçi Hareketi ve Talepleri, Türkiye’de ILO190 Mücadelesi” başlıklı bir sunum yaptı.

Sunumun ardından BirGün’e konuşan Çerkezoğlu, Türkiye’deki ücret politikalarının emekçiler açısından yarattığı tabloya değindi. Çerkezoğlu, emeğin milli gelirden aldığı payın tarihsel olarak en düşük seviyeye gerilediğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu, kendiliğinden ortaya çıkan bir durum değil. 23 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonuçlarını yaşıyoruz. Türkiye'de öyle bir düzen kurdular ki düzenin bütün çarkları ücret politikası, vergi politikası, kur korumalı mevduat, bütün politikalar… Düzenin tüm çarkları yoksuldan alıp zengine vermek üzerine kurulu. İşçiden alıp patrona vermek üzerine kurulu. Ve tüm politikalar bunun üzerine şekillendiği için de gerçekten Türkiye'de ücretiyle geçinenlerin, emekçilerin alım gücü çok ciddi bir biçimde düşüyor, ücretler düşüyor, emeğin milli gelirden aldığı pay en düşük düzeylerde. Bu son derece bilinçli politikaların sonucu olarak ortaya çıktı. Bugün toplumun dörtte üçü ücretiyle yaşıyor ama ücretlerin alım gücü hızla eriyor. Asgari ücret bir ortalama ücret haline getirildi. Oysa bugün dört asgari ücret bir yoksulluk sınırı etmiyor.”

Çerkezoğlu, “Türkiye’de ücret mücadelesi hiç olmadığı kadar politik bir mücadele. O nedenle bu ücret mücadelesi, adil bir bölüşüm mücadelesi bugün temel gündemimiz” dedi. Kamu işçilerine ve memur statüsündeki kamu emekçilerine yönelik toplu pazarlık süreçlerine değinen Çerkezoğlu, “Yaz aylarında gerçekleşen kamu işçilerinin toplu pazarlık sürecinde gördük. Yedi ay boyunca hükümet teklif bile vermedi. Kamu işçileri bezdirildi, usandırıldı. Kamu çerçeve protokolü sadece 600 bin kamu işçisinin meselesi değildi. Çünkü o toplu sözleşme birçok özel sektör sözleşmesi için de referans oluşturuyor. Arkasından memurların, kamu çalışanlarının toplu pazarlık süreci geldi. Orada da 2026 ve 2027 için yüzde 11–7 düzeyinde bir ücret artışı reva görüldü. Bu da özel sektördeki büyük toplu sözleşmelerini baskılayıcı bir işlev görecek. Dolayısıyla bu sözleşmeler sadece kamu işçileri ya da kamu çalışanları açısından değil, sendikasız milyonlarca işçi açısından da belirleyici olacak” diye konuştu.

DEMOKRASİ TEMİNATTIR

“Demokrasi işçinin ekmeğidir” diyen Çerkezoğlu, Türkiye’nin hızla demokrasiden uzaklaşmasının en çok işçi sınıfını tehdit ettiğine vurgu yaparak, şöyle konuştu:

“Cumhuriyet tarihinde emeğin milli gelirden aldığı payın en düşük olduğu iki dönem var: 12 Eylül ve 2018 sonrası başkanlık rejimi. Yani demokrasi yoksa ekmek de yok gerçekten. Türkiye’de son süreçte yaşananlar, yani demokrasinin kırıntılarının ortadan kaldırılması, denge denetleme mekanizmalarının yok edilmesi, güçler ayrılığının ve bağımsız yargının kalkması işçi sınıfı açısından çok önemli süreçlerdir. Çünkü demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakları olmaz. Adil bir bölüşüm politikası, emeğimizin hakları için mücadele ederken diğer taraftan da demokrasi ve adalet mücadelesi ve barış mücadelesini veriyoruz.”

ARALIK BEKLENMEYECEK

Hükümetin hedeflenen enflasyon rakamlarını esas alarak ücretleri belirlemesini eleştiren Çerkezoğlu, bu yöntemin işçilerin yıl başından itibaren kayıpla yaşamasına yol açtığını belirtti: “İki yıldır asgari ücret yıl ortasında güncellenmiyor ama enflasyon düşmüyor, hepimizin gördüğü gibi. 2025 yılına TÜİK’in bile baskılanmış rakamlarıyla 15 puan alacaklı başladık. Buna rağmen yıl ortasında herhangi bir revize yapılmadı. 2026 için konuşulan yüzde 20–25 artış, milyonlarca işçiyi açlığa ve yoksulluğa sürüklüyor demek de yetersiz kalıyor. ”

Kıdem tazminatına yönelik yeni girişimlere de değinen Çerkezoğlu, tamamlayıcı emeklilik sistemi adı altında kıdem tazminatına el konulmak istendiğini belirterek, “Bu doğrudan kıdem tazminatına çökme planıdır. 2020’de yine tamamlayıcı emekli sigortası adı altında böyle bir sistemi getirmeye çalıştılar. Şimdi yeniden gündeme getiriyorlar. Biz de şimdiden çok net tutumumuzu ifade ediyoruz. Önümüzdeki günlerde eylemlerimizin temel gündemlerinden biri bu olacak. Asla ama asla böyle bir şeye geçit vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Çerkezoğlu, bir yandan örgütlenme seferberliği, diğer yandan da “gelirde adalet, vergide adalet”, “hayat pahalı, emek ucuz, bu ücretlerle yaşanmaz” diyerek insanca yaşayacak ücret talebiyle yeni bir mücadele sürecinin başlatıldığını belirtti.