Ufka doğru koşanların kahkahası
RAHMİ ÖĞDÜL RAHMİ ÖĞDÜL
Biz de yerleştik ve evcilleştik; evcilleşme sonunda tanrı-krallara itaat eden kullara dönüştük. Ve isyan etmeyelim diye kesintisiz eğitim alıyoruz şimdi. Kulaklarımıza durmadan efendinin kendisi olduğunu fısıldayan eğitmen-efendilerimiz var

Yaban hayatını korumak gerek. Adını sanını bilmediğimiz bitkileri ve yabani hayvanlarıyla, içimizdeki yağmur ormanlarını, tundraları, okyanusları korumalıyız. İçimizi de buldozerlerle düzleştirmek, betonla kaplamak isteyenler var.



Ama henüz başaramadılar. Personalarımız evcilleşmiş olabilir, ama içimizin kıvrımlarında yabani hayvanlar dolaşıyor.

Derinlerden gelen kurt sesleriyle ürperdiğimiz, tüylerimizin diken diken olduğu zamanlar olmuştur; tekinsiz olanın, tanıdık yabancıların sesleri. Böyle anlarda televizyonun ya da müziğin sesini açıyoruz, tanıdık yabancıların, içimizdeki yabanilerin seslerini bastırsın diye. Jack London’ın Yabanın Çağrısı romanındaki köpek Buck gibi, yaban bizi de çağırıyor, ama duymazlıktan geliyoruz. Evcilleştirildik. Evcilleştirme, efendiye itaat etme sürecidir.

Kurtlar ve insanlar, her ikisi de bir zamanlar yan yana yaşadılar ve birlikte aynı avın peşine düştüler; zor, ama özgür zamanlardı. İnsanlar sürü halinde avlanmayı ve av taktiklerini belki de kurtlardan öğrenmişlerdi. Bazen de birbirlerini avladılar. Yaklaşık 30 bin yıl önce, köpeğin atası o kurt insanın eline düştüğünde başına geleceklerden habersizdi. Ama sonunda ona itaat etmeyi öğrettik ve köpeğe dönüştü. Biz de yerleştik ve evcilleştik; evcilleşme sonunda tanrı-krallara itaat eden kullara dönüştük. Ve isyan etmeyelim diye kesintisiz eğitim alıyoruz şimdi. Kulaklarımıza durmadan efendinin kendisi olduğunu fısıldayan eğitmen-efendilerimiz var. National Geographic Channel’da köpek eğitimi programları yapmış Cesar Millan ya da nam-ı diğer Köpeklere Fısıldayan Adam, “Köpeklerin bir lidere ihtiyacı vardır” diyor ve ekliyor: “Köpeklerin arzuları basittir: Düzenli egzersiz, istikrarlı bir lider.” Ve köpekleri boyun eğdikleri zaman sevecektik: “Sevginizi... köpeğiniz davranışlarını sizin istediğiniz yönde değiştirdikten sonra ya da emirlere itaat ettikten sonra gösterin”. Ve oyun oynatacaktık onlara: “Yakalama oyunu gibi çeviklik kazandıran ya da ödül odaklı oyunlar oynatarak itaat etmesini sağlayın.” Oyunlarla eğitiliyoruz, iktidarın kurduğu tuzakları oyun sanıyoruz.
İtaat ediyoruz

Evcil, uysal ve itaatkâr hayatlar sürüyoruz. Özgürce yaşamak varken, çitlerin içinde emirlere itaat ediyoruz şimdi. Ve seviyorlar bizi, seviniyoruz. İnsanlar ve köpekler aynı kaderi ve kederi paylaşıyor. Evcilleştirme süreci, yapay seçilim sürecidir; insanın ve köpeğin en uysallarının hayatta kalmasına izin veriyorlar. Korkuyorlar. Yabanın çağrısına yanıt vereceğimizden korkuyorlar; efendinin komutlarına kulak asmayacağımızdan. La Loba’dan korkuyorlar. Kurtlarla Koşan Kadınlar’da Clarissa P. Estés, Kurt Kadın La Loba’nın öyküsü anlatıyor (Ayrıntı). La Loba’nın işi kemik toplamak ve saklamaktır, dünyadan kaybolma tehlikesi olanların kemiklerini. Kurdun kemiklerini tek tek toplar ve iskeleti tamamladığında ateşin yanına oturur ve şarkısını söylemeye başlar. Ve şarkı söyledikçe kemikler canlanır, ete ve kürke bürünür. “Kurt gözlerini açar, ayağa kalkar... kurt birden bire, özgürce ufka doğru koşarak kahkahalar atan bir kadına dönüşür.” Kahkahalar atarak ufka doğru koşanların tek bir sınırı vardır: Ufuk. Ama sahte ufuklarla çevirdiler etrafımızı; vitrinleri ufuk sanıyoruz.

ufka-dogru-kosanlarin-kahkahasi-526783-1.

Ufka doğru kahkaha atarak koşanlar, eğitildiklerinde, çitlerin arasına sıkışmış, itaatkâr ve kederli varlıklara dönüştüler. Kurt, ilk evcilleştirilen hayvandır. Kurtların köpekleşmesi tarihi, insanın doğa ve insan üzerinde tahakküm kurmasının tarihidir. Kurdu evcileştirdik ve kurttan geriye evcil köpekler kaldı. Doğanın efendisi olduğumuzu sanmıştık, ama aramızdan efendiler çıktı ve bizi de evcilleştirdiler. Ve insandan geriye kullar kaldı. Fakat içimizde kara ormanlar var; derinlerinde, ufka doğru koşmaya hazırlanan kurtların kahkahaları çınlıyor. Ve özgür olduğumuz, efendisiz zamanları özlüyoruz. Yaban hayatını kapitalizmin elinden kurtarmak gerek.