Google Play Store
App Store

Her alana yayılan çürüme futbola da yansıdı. Futbolcu, hakem ve yöneticilerin bulunduğu 20 kişi bahis soruşturmasından tutuklandı. Spor yorumcusu ve akademisyen Çongur “Ülke üzerimize çöküyor” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi
Ülke neyse futbolu da o

Haber Merkezi

Eğitimden sağlığa, yargıdan bürokrasiye dek her alana yayılan çürüme spora da yansıdı. Ülke futbolu bahis soruşturmasıyla sarsılırken gözaltına alınan 39 kişiden aralarında yönetici ve futbolcuların da bulunduğu şüphelilerden Murat Sancak, Alassane Ndao, Metehan Baltacı, Mert Hakan Yandaş, Ahmet Okatan’ın da bulunduğu toplam 20 kişi tutuklandı. Aralarında hakem Zorbay Küçük’ün de olduğu 19 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Futbol yorumcusu Ahmet Çakar ise fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Ahmet Çakar anjiyoya alındı. Çakar’ın sağlık sorunları nedeniyle hakkındaki gözaltı kararı kaldırıldı.

Savcılık sevk yazısında, Murat Sancak hakkında alınan MASAK raporunda, 2017 yılı ve sonrasında kendi hesapları arasında gerçekleştirdiği işlemler hariç toplam bin 157 işlemde 1 milyar 226 milyon 831 bin 677 TL tutarlı para transferi aldığı, 8 bin 799 işlemde 1 milyar 197 milyon 469 bin 550 TL tutarlı para transferi gönderme işleminin bulunduğu tespit edildi.

Öte yandan TFF Başkanı İsmail Hacıosmanoğlu, gündemdeki bahis soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. "Operasyonlar derinleştikçe panik havası büyüyor" diye Hacıosmanoğlu, TFF'nin yürüttüğü soruşturmada 27 futbolcu ve 22 hakemin PFDK'ye sevk edildiğini söyledi. Soruşturmanın başlangıç aşamasında 28 Ekim 2025 tarihinde 152 hakem PFDK'ye sevk edilmişti. Hacıosmanoğlu, "Türkiye'de kişisel hesaplar peşinde koşanlar milli duyguları yaşamamamıza neden oldular. Orada çektiğimiz güzel kuranın sevincini yaşayamadık" dedi.

ZEHİRLİ GAZ GİBİ HER ALANA SIZMIŞ

Futboldaki bahis skandalını BirGün’e değerlendiren Spor Yazarı ve Akademisyen Elif Çongur, “Memlekette ne kadar ahlaki değer varsa yerle bir edildi. Adalet duygumuz altüst durumda. Bir şekilde her alanda akılsızlığa, vicdansızlığa, liyakatsizliğe mahkûm edilmiş bir ülkeyiz. Dolayısıyla siyasal İslam’ın, mevcut iktidarın bu anlayışı, zehirli bir gaz gibi her alana sızmış durumda. Futbolun da bundan azade kalması, bundan uzak kalması mümkün değil. Dolayısıyla ülke neyse futbol da o” dedi.

Bugünün BirGün'ü

PARA HATAYI KABUL ETMİYOR

“Adalet duygusunun bu kadar altüst olması, adaletin terazisinin şaşması, toplumsal alanda her şeye sirayet ediyor; orayı da altüst ediyor” ifadelerini kullanan Çongur, “Esasında bu şike ve bahis meselesinden hemen önce, biz birkaç senedir futbolu şöyle geçiriyoruz; sabah akşam futbolda adalet arıyoruz. İstisnasız her takım, her yönetici, her teknik direktör; herkes aynı anda şikâyetçi. Birbirlerini sürekli kendi haklarının yendiğine inandırmaya çalışıyorlar. Çünkü ülkedeki adalet erozyonu bütün değerleri yerinden oynattığı için futbolun da üzerine çökmüş durumda” diye konuştu.

Çongur değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bir yandan da şunu es geçemeyiz; endüstriyel futbola kurban ettiğimiz şeyler var. Mesela ‘oyunun oyunsu yanı’. Endüstriyel futbola kurban ettiğimiz için keskin bir adalet anlayışı hepten önemli endüstriyel futbol için. Çünkü adalet ve kazanmak esasında para demek endüstriyel futbol için. Bir yandan her taraftan çekim yapan kameralar, durup durup bir daha oynatıp seyretmeler, VAR teknolojisi devreye giriyor ama kavga yine bitmiyor. Çünkü iş bir şekilde dönüyor dolaşıyor, endüstriyel futbolun adaleti zorladığı noktaya geliyor. Çünkü para, hatayı kabul etmiyor.

Bir yandan da bu şike meselesi, memleketin her alanında yaşadığımız, bu tel tel dökülen ve bütün lehim yerleriyle oynanan bir ülke... Dediğim gibi zehirli bir gaz gibi her yere sızan liyakatsizlik, akılsızlık, vicdansızlık, kötülük... Buna mahkûm edilmiş bir ülkenin içinde yaşıyoruz. Adaletten tutun da işte ekonomi, sağlık, şu, bu; bütün toplumsal olaylarda bir çöküş içindeyiz. Bu da futbolun çöküşü. Futbolun çöküşünün su yüzüne çıkması son derece beklendik bir şey. Ülke üzerimize çöküyor. Tabii ki futbol da bundan nasibini alıyor; ama şikeyle, ama başka bir şeyle.”