Ülkenin kaybı büyük olacak
Türkiye ile Rusya’nın bölgeye ve Esad’a ayrı perspektiflerden bakışı yaşanan gerginliğin en büyük nedeni. Sonuç; Türkiye siyaseti ve ekonomisi açısından parlak görünmüyor
Türkiye-Rusya gerginliğinin temel nedeni, iki devletin sahada yani Suriye’de çatışan çıkar ve hedeflere sahip olmasıdır. Türkiye, Mart 2011’de Dera’da gerçekleşen rejim karşıtı sokak gösterileri ile başladığı kabul edilen Suriye İç Savaşı’nın ilk gününden bu yana iki temel amaç üzerine Suriye siyasetini şekillendirmiştir. Bunlardan ilki Beşar Esad yönetiminin her ne olursa olsun son bulması. İkincisi ise Suriye Kürtlerinin siyasi ve idari bir kazanım elde etmemesi.
ÇATIŞAN SİYASET
Türkiye savaşın seyri içinde yaşanan tüm gelişmelere rağmen temelde bu iki amaca ulaşmak için çabalamaya devam etmiştir. Son dört yıllık dış politika eylem ve söylemlerinden de bunu gözlemlemek mümkün. Öte yandan bugün Rusya’ya baktığımızda ise Suriye’deki temel önceliği rejiminin devrilmemesi. Bu anlamda rejime karşı savaşan radikal, ılımlı veya cihatçı olarak adlandırılan tüm İslamcı unsurlar Rusya tarafından savaşılması gereken teröristler olarak değerlendiriliyor. Rusya’nın savaşılması gereken unsurlar grubuna dahil etmediği tek aktör Kürtler. Hatta Putin yakın zamanda Suriye’de teröristlere karşı yalnızca rejim güçleri ve Kürtlerin cesurca savaştığını ve rejim ile Kürtlerin güçlerini birleştirmesi gerektiğini dile getirdi. Bu perspektiften baktığımızda Rusya’nın Suriye’de izlediği politika Türkiye’nin iki temel amacı ile tamamıyla çatışıyor.
DÖNÜM NOKTASI
Bu kapsamda Türkiye-Rusya ilişkilerinde gerginliğin had safhaya varmasında sınır ihlali nedeniyle düşürülen Rus savaş uçağından önce çatışan amaçların daha önemli rolü olduğunu söylemek mümkün. Uçağın düşürülmesi ise bu anlamda bir dönüm noktası oldu.
RUSYA'NIN ELİ DAHA GÜÇLÜ
Bugün, Türkiye-Rusya ilişkilerinde yaşanan gerginlikte elbette ki Rusya’nın eli daha güçlü. Bir kere her şeyden önce Rusya tüm dünyada etki alanı olan küresel bir güç. Bu bile başlı başına Rusya’nın Türkiye karşısında elinin güçlü olduğunu söylemek için yeterli. Bunun ötesinde Rusya askeri, siyasi ve ekonomik olarak bu gerginliği kendi lehine rahatlıkla çevirebilecek bir aktör. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 30 milyar doları aşmış durumda ve bunun 25 milyar dolarını Türkiye’nin Rusya’dan ithalatı oluşturuyor. Turizmde Rus turistler Türkiye’nin en büyük pazarını oluşturuyor.
O KADAR BASİT DEĞİL
Enerjide ise şu an için Rusya’ya neredeyse bağımlı durumdayız.
Şuanda anaakım medyada sıklıkla “gelmezse gelmesinler”, “ürünlerimizi almazsa almasınlar başkasına satarız” ya da “doğalgaz olmazsa tezek yakarız” tarzında bir söylem benimsenmiş durumda ama durum bu kadar basit değil.
Hükümetinde yaşanan gerginliği bu kadar basit okuduğunu sanmıyorum.
Rusya’nın elinin güçlü olduğunun, ambargoların ve kısıtlamaların dozajının daha da artması durumunda hükümetin hem siyasal hem de ekonomik olarak ciddi problemlerle karşı karşıya kalacağının bence onlarda farkında. Bu nedenle zaten şu sıralar Türk tarafında ortamı yumuşatma ve diyalog arayışları var.
GERİ ADIM VAR MI?
Ben iki ülke arasındaki gerginliğinin kısa vadede Rusya tarafından atılacak küçük ama önemli adımlarla sürekli kılınacağı kanaatindeyim.
Zaten her gün peş peşe ekonomik, siyasi ve askeri anlamda atılan ilişkileri kısıtlayıcı adımlar da bunu doğruluyor. Putin ve Rus kamuoyu uçak düşürülmesi olayını kolay kolay unutacak gibi gözükmüyor.
Zaten bunu açıkça deklare etti Putin. Ancak belirtmek gerekir ki Ruslar Türkiye’nin tavrını Türkiye halkına değil hükümete bağlıyor. Bu anlamda Türkiye halkına yönelik şu ana kadar dışlayıcı veya suçlayıcı bir söylem benimsemiş değiller. Gerek Putin’in gerekse Rus medyasının sert tavrı, AKP hükümetine ve Suriye’de izlediği politikaya yönelik. Ve bu sürdürülecekmiş gibi gözüküyor.
ESAD'IN ALANI
Rusya’nın bu tavrını sürdürmesinin Türkiye’yi sadece ekonomik olarak değil siyasi olarak da önemli kayıplara uğratacağını söylemek mümkün. Rusya’nın Suriye’deki aktif ve yön verici rolünü sürdürmesi, Türkiye’nin Suriye’deki “Esad’ın gitmesi ve Kürtlerin daha fazla siyasal kazanım elde etmemesi” üzerine kurulu siyasetini boşa düşürecektir. Zira bugün Rusya hava saldırılarını sürdürdükçe Esad rejiminin kontrol alanı genişliyor. Ayrıca Rusya’nın Suriye Kürtlerinin mücadelesini meşru görmesinin Suriye Kürtlerinin uluslararası alanda elinin daha da güçlenmesine katkı sunduğunu söylemek mümkün.


