Umut yolculuğunda yaşamı yitirmek

Prof. Dr. Ali ARAYICI/Paris
Düzensiz göç sorunu, başta İtalya, İspanya ve Yunanistan olmak üzere, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde önemli bir sorun. Bu sorunla ilgili olarak AB’nin demokratik bir göç politikasının olmaması da kaygı verici bir durum. İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerde güncelliğini koruyan bu problem; düzenli olarak AB üyesi 27 ülkeyi daha fazla dayanışmaya ve işbirliğine çağıran tartışmalara da konu oluyor.
Bu düzensiz göç karşısında, İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi bazı AB ülkesinin engelleyici eylemleri de kabul edilemez. İtalya’da iktidar gelen aşırı sağcı, faşist Fratelli d’Italia (İtalya’daki Kardeşler Partisi) Lideri Giorgia Meloni’nin olumlu mesajlar verip, gülümsemesinin arkasında çok katı ve ırkçı bir politika var. Meloni hükümeti, denizde göçmenlere yardım eden hükümetlerin dışındaki STK’leri engellemek için bir dizi sert önlemleri daha onayladı.
Ayrıca yıllardır AB’ye aday ülke konumunda olan Türkiye’nin göç sorunundan son derece etkilendiğini belirtmekte yarar var. Türkiye özellikle, sınırdaş ülkeler Irak, İran, Suriye’den ve Orta Asya’dan gelen göç dalgasının AB ülkelerine geçiş güzergâhında bulunuyor. Bunun için de dünyada düzensiz göç olayından en fazla etkilenen ülkeler arasında bulunuyor.
AKDENİZDE 25 BİN ÖLÜM
Son yıllarda Afrika’nın farklı ülkelerinden gelip, Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçmek isterken yaşamını yitiren göçmenlerin sayısında önemli bir artış var. 2014 yılından beri 25 bin kişi hayatını kaybetti. Sadece 2022’nin başından bu yana bin 300 ölüm kaydedildi. Bu sayıya bir de, Akdeniz ve Ege’de Yunanistan’ın göçmenlerin teknelerini batırarak binlerce insanın ölüme itilmesi eklenirse, insanlık için utanç verici bir tablo karşımıza çıkıyor.
İtalya, İspanya, Yunanistan ve bazı AB ülkelerinin göçmenleri denizden kurtarma ekiplerini engelleme çabaları hâlâ sürüyor. Bu durum karşısında endişelerini dile getiren Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) İtalya’daki Operasyon Başkanı Marco Bertotto, “Ölüm sayılarında kaçınılmaz bir artışla birlikte, Akdeniz’deki yardım bölgelerini boşaltmak zorunda kalacağız” dedi.
Bu bağlamda göçmen katliamları sürüyor. Bir örnek daha vermek gerekirse, ağırlıklı olarak Afrika’dan gelen insanları taşıyan bir zodyak (ilkel bir tekne), Yunanistan’ın Midilli Adası açıklarında devrildi. Göçmen teknesinin batması sonucu 2 aylık bir bebek ve onlarca insan öldü, 30 kişi ise sağ kurtarıldı. Avrupa sınırlarında “kaçakçılarla mücadele” için göçmenler “günah keçisi” olarak seçiliyor.
KURTARMA EKİPLERİ ENGELLENİYOR
Aşırı sağcı, faşist Meloni, ekim ayında İtalya Konseyi Başkanı olarak atanmasından hemen sonra, göçmenlere yardım eden ve onları denizde kurtaran STK’lere karşı sert bir politika benimsedi. Meloni hükümeti, Akdeniz’de daha fazla trajediye neden olma riskini göze alarak, denizde göçmenleri kurtaran STK’lerin manevra alanını büyük ölçüde kısıtladı.
Bu STK’lerin faaliyetlerini önemli ölçüde kısıtlamayı amaçlayan bir kararname, 28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu tarafından onaylandı. Denizde tehlikede olanları kurtarmak için gemilerin bir kurtarma müdahalesinden sonra "gecikmeden" yola çıkmaları gerekiyor. Akdeniz’de faaliyet gösteren STK’lerin kurtarma görevleri ise genel olarak birkaç gün sürüyor. Kurtarma operasyonu yürüten gemiler, genellikle yüzlerce kişiyi gemide ağırlıyor. İtalyan resmi makamları tarafından kabul edilen yeni kararname, kurtarma gemisi mürettebatının, gemide ağırladıkları göçmenlere yalnızca gemiden indirilen ülkede değil; herhangi bir AB ülkesinde uluslararası koruma başvurusunda bulunma olasılıkları hakkında bilgi vermesini gerektiriyor. Bu kararname hükümlerine göre, bu kuralları ihlal eden kaptanlar 50 bin avroya kadar para cezasına çarptırılıyor. Tekrarlanan ihlallerde gemilere el konuluyor ve etkinlikleri yasaklanıyor.
ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI
İtalya’da, aşırı sağcı Meloni hükümeti kurulur kurulmaz, hemen göçmenleri denizde kurtarma kurallarını sıkılaştırmaya başladı. Anımsanacağı gibi, 2018’de, bu durum La Ligue (Aşırı Sağ) Partisi’nin lideri Matteo Salvini’nin İçişleri Bakanı olduğu dönemde, Fransa ile İtalya arasında diplomatik krizi tetikleyen önemli bir sorun olmuştu.
Meloni kabinesinin, insani yardım gemilerini “çekici faktör” olmakla ya da yasa dışı göçü kolaylaştırmakla suçlamasındaki amaç, STK’lerin müdahale kapasitelerini azaltmak içindir. Aşırı sağcı hükümet, baştan beridir STK’ler tarafından denizde yakalanan göçmenlerin karaya çıkmasını engellemeye çalıştı. Bu nedenle, kasım ayının başında İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi; birkaç kez ağır eleştiriyle karşı karşıya kaldı.
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından kiralanan bir gemi olan Geo Barents’teki Arama Kurtarma Ekibinin Başkanı Riccardo Gatti, 29 Aralık’ta La Repubblica gazetesinde yayımlanan bir röportajda, bu kararnamenin "binlerce insan için ölüm riskini artıran bir stratejinin parçası olduğu” yargısına vardı. Binlerce insanı kurtarmayı önlemeyi amaçlayan bu yeni kurallar, "etik olarak kabul edilemez" olmanın yanı sıra, uluslararası hukuku da çiğniyor ve buna aykırıdır.


