birgün

11° KISA SÜRELİ HAFİF YOĞUNLUKLU YAĞMUR

GÜNCEL 24.04.2019 07:29

Umutlarını kararttılar

BERRAK GÜNGÖR 23 Nisan’da bir televizyon kanalının canlı yayına katılan çocuğun, “Akademik olarak hayalin nedir?” sorusuna verdiği yanıt, ülkenin geldiği noktayı açığa çıkardı. Söz konusu çocuk, gelecek hayalinin sorulmasına üzerine, “Almanya Köln Üniversitesinde tıp okumak istiyorum, ondan sonra da belki Alman vatandaşı olurum” cevabını verdi. Bu yanıt, AKP’nin politikaları sonucu artık çocukların dahi ülkede gelecek […]

Umutlarını kararttılar

BERRAK GÜNGÖR

23 Nisan’da bir televizyon kanalının canlı yayına katılan çocuğun, “Akademik olarak hayalin nedir?” sorusuna verdiği yanıt, ülkenin geldiği noktayı açığa çıkardı. Söz konusu çocuk, gelecek hayalinin sorulmasına üzerine, “Almanya Köln Üniversitesinde tıp okumak istiyorum, ondan sonra da belki Alman vatandaşı olurum” cevabını verdi. Bu yanıt, AKP’nin politikaları sonucu artık çocukların dahi ülkede gelecek hayali kuramadığı gerçeğini ortaya çıkardı.

Sosyal medyada da oldukça konuşulan yanıtı, siyaset bilimci Prof. Dr. İlter Turan, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, Pedagog Belgin Temur ve CHP’li Gaye Usluer BirGün’e değerlendirdi.

ONLAR DA FARKINDA

Pedagog Temur, çocukların da güvensizlik hissettiğini dile getirerek, şunları söyledi: “Maddi imkânları olanlar da, olmayanlar da çocuklarının bu ülkede eğitim görmesini ya da bu ülkede bir geleceklerinin olmasını istemiyorlar. Çünkü korkuyorlar.”
“Ülkenin genel ambiyansı çocuklara da yansıyor” ifadesini kullanan Temur, şöyle devam etti: “Ülkede hiçbir şeyin stabil olmaması ve bu durumun kaygı verici olması da çocuklara yansıyor. Öte yandan çocuklar ister istemez haberlerde ya da sosyal medyadaki gündemi de takip ediyorlar, maruz kalıyorlar. Çocukların da ülkeye güveni yok.”

‘ŞAŞIRTICI BİR CEVAP DEĞİL’

Siyaset bilimci Prof. Dr. İlter Turan, “Bir ülkenin insanları, ülkede bir gelecek görmüyorlarsa, bu ülkenin de bir geleceği olmaz” dedi. Turan, şunları dile getirdi: “Bir ülke, kendi vatandaşları ülkenin geleceğine güven duymakta güçlük çekiyorsa, bu sorun üzerine, ciddiyetle eğilmelidir. Bu bir toplumdaki hayal kurma sorunudur. Normal şartlar altında böyle bir soruyu Alman vatandaşı olmak şeklinde cevaplamak istisnai ve yadırgatıcıdır ama günümüz Türkiye’sinde pek şaşırtıcı gözükmüyor.”

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan de şöyle dedi: “Maalesef eğitim sistemi ve genel olarak memlekette yaratılan bu süreçle birlikte çocukların hayallerinin gerçekleşemeyeceği çok fazla uygulamalar yaratıldı. Söz konusu cevabıyla gündeme gelen çocuğun da aslında çok çok fazla hayali var. Bilimsel eğitimin ortadan kaldırılması, sanatın, sporun yani çocukların ilgi ve yetenek becerilerini ifade edebilecekleri tüm alanların, bilimsel ve kamusal eğitimin yok edilmesi, çocuklarımızın hayallerini kendi ülkelerinde gerçekleştiremeyecekleri duygusunu yarattı.Bir çocuğun bu cümleyi kuracak duruma gelmesi çok üzücü ve çok acı.”

YANIT DERS NİTELİĞİNDE

CHP PM Üyesi Gaye Usluer ise şu yorumda bulundu: “Burada, başta ülkeyi yöneten siyasetçilerin ders çıkarması ve küçük bir çocukta bile bugün umutsuzluğu gördüysek, bu çocuk bugün bu ülkede yaşamak istemiyorsa demek ki çok büyük yanlışlar yapılıyor. Çocuğun bu cevabının ders verir nitelikte bir söylem olduğunu düşünüyorum. Bu 23 Nisan siyasal iktidara çocukların yanıtlarıyla dolu bir ders oldu. Çocuklarımızın siyasal iktidardan, ülkedeki öfkeden, eğitimden şikayetleri var.”

***

Makam sembolik bu soru çok yanlış

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Nisan’da koltuğunu Mamak Kuva-yi Milliye Ortaokulu öğrencisi Ozan Sözeyataroğlu’na bıraktı. ‘Çocuk Cumhurbaşkanı’ Ozan Sözdeyataroğlu’na bir gazetecinin, saldırıya uğrayan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu arayıp aramayacağını sorması büyük tepki topladı. Pedagog Belgin Temur, “23 Nisan’da çocukların yöneticilerin makamlarına getirilmesinin sembolik bir manası olduğunu hepimiz biliyoruz. Böyle bir gündemle alakalı soruyu bir çocuğa yöneltmek, açıkça çocuk istismarıdır” dedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız