Unai Emery; kumla köpük arasında
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

“Bu kıyılarda yürüyorum daima, kumla köpük arasında” diye başlar dizelerine Lübnanlı şair Halil Cibran ve devam eder: “Yok edecek ayak izlerimi medcezir, uçuracak köpüğü rüzgâr, oysa var olacak deniz ve kıyı sonsuza kadar.” 2018 senesinin Mayıs ayında 22 seneden sonra takımdan ayrılan Wenger’in yerine getirilen Unai Emery’nin Arsenal’in evinde oynadığı Southampton maçı vesilesiyle kumla köpük arasındaki hikâyesine bakalım bu yazıda…

İlk basın toplantısını hatırlıyorum. Sevilla ile üç kez UEFA Kupasını kaldırmış, Paris St Germain’de şampiyonluk yaşamış 47 yaşındaki kibar, jöleli İspanyol kırık İngilizcesiyle şöyle diyordu: “I look forward to giving everyone who loves Arsenal some special moments and memories.” (Arsenal sevdalılarına unutamayacakları anlar ve anılar verebilmeyi umuyorum). Fena başlamamıştı hikâyesi, ilk sezonunda Arsenal ilk dört içine girememesine rağmen UEFA kupasında final oynamış ama kaybetmişti. Takımın en önemli zaafı savunmadayken 72 milyon sterlin bedelle kanat oyuncusu Pepe’yi kadroya katmasının nedeni vardır elbet ama ilk sezonunda kalesinde 51 gol görmüş takımın (maç başına 1,3 gol) köklü değişime ihtiyacı vardı; Sir Alex’in geçmişte söylediği gibi, iyi takımlar geriden inşa edilirdi. Futbol tabiriyle, yenemiyorsan yenilmeyeceksin.

Sonraki sezonunda Arsenal’in savunma zaafları hemen her maçta kendini gösteriyor, 12 maçın sonunda kalesinde gördüğü 17 golle ilk 10 takım içindeki en kötü ikinci savunma olarak öne çıkıyordu. 50 maçın sonunda takımın topladığı 87 puan, aynı sürede Wenger’in takımının topladığının bir puan altında. Premier Lig’de son 10 maçın ancak ikisini kazanabildiler, milli maç arasından önce oynadıkları Leicester City deplasmanından eli boş dönerken ilk dört takımın sekiz puan gerisine düşüyorlardı. Üstelik bu sezon ligde 8 golü bulunan, sahada kaldığı 1.080 dakikanın her 135 dakikasında golü bulunan Pierre-Emerick Aubameyang gibi müthiş golcüye rağmen. Verilere bakınca, Emery’nin karnesi Wenger’in altında, ilk 50 maçlık Wenger döneminde topa sahip olma yüzdesi 61,4 iken Emery ile bu yüzde 57,6’ya düşmüş. Wenger’in takımın kalesinde gördüğü isabetli şut sayısı 576, bu sayı yeni hocayla 696’ya çıkmış, yani rakipler Arsenal karşında daha ofansif oynuyor. Ama hakkını da verelim, orta sahaya monte ettiği 20 yaşındaki Matteo Guendouzi enerjisi ve hırsı ile takımın iyilerinden. Savunma zaaflarından arınmış bir takımda daha da iyi olacaktır sanırım…

Kasvetli kasım cumartesisinde Arsenal, evinde düşme potasındaki Southampton karşısında. Ligde son 17 maçın sadece ikisini kazandı misafir takım, ligin en cömert savunmasına sahipler, 12 maçta kalelerinde 28 gol gördüler, üstelik 1987 senesinden beri Arsenal deplasmanında kazanamıyorlar. Rakibi kadar olmasa da Arsenal’in de sıkıntıları bariz, ligde son dört maçta kazanamadılar. Emirates Stadında yer yer boşluklar var, belli ki taraftar hoşnutsuz. İki takım için de kötü gidişi durdurma zamanı. 8’de öne geçiyor Southampton, duran topu çabuk kullanan Bertrand, Ings’in önüne bırakıyor, kaçırmıyor 9 numara. Pozisyonda Arsenal savunması derin uykuda. Southampton daha etkili ama 17’de kalelerinde golü görüyorlar; solda Tierny’nin ortasını gole çeviren Lacazette. Arsenal’ın topa yüzde 62 oranında sahip olduğu ama pozisyon üretemediği devre karşılıklı atılan gollerle tamamlanıyor.

İkinci devreye Chambers’in yerine Pepe’yi alarak başlıyor Emery, 72 milyon sterline mal olmuş kanat oyuncusunu yedek tutmanın mantıksızlığını kendisi de anlamıştır muhtemel. Arsenal gol ararken kalesinde golü görüyor, Tierny ceza sahasında Ings’ düşürüyor, kazanılan penaltıyı gole çeviriyor Ward-Prowse. 7 dakika uzatılan maçta net fırsatları harcayan Southampton oluyor. Çoğu mutsuz 60.295 taraftarın önünde bitime saniyeler kala Lacazette’in golüyle Arsenal beraberliği kurtarıyor. Velhasıl son altı maçta dokuz puan kaybetti Arsenal, kumla köpük arasındaki Emery’nin kaderi Pochettino’ya benzeyecek gibi görünüyor…