birgün

6° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 10.07.2016 10:04

Üniversite nedir, ne değildir?

Ortalık tabela üniversitesi dolu. Bunlar tek ödevlerinin diploma dağıtmak olduğunu sanıyorlar. Onlarla memleketin güzide üniversitelerini bir tutuyorsanız, tutmayın

Üniversite nedir, ne değildir?

İLKER BİRBİL / @sibirbil
Sabancı Üniversitesi ve BolBilim.com

Beni bıraksanız, saatlerce üniversiteden bahsederim. Bilim insanlarını, onların araştırmalarını, laboratuvarları yazarım. Ama önce şu üniversite ne menem bir şeydir; akademisyen dediğin in midir cin midir bir anlaşmamız gerek.

Yanlış anlamayın. Hepinizin üniversite konusunda bir fikri olduğuna eminim. Öte yandan, bunca yılda öyle yorumlara maruz kaldım ki böyle bir yazı artık şart oldu.

“Yazın üç ay tatiliniz var. Şahane!”

Bunu başa aldım çünkü her yazın favorisi. Evet, çalışma saatlerimiz esnek. Yazları da çoğunlukla ders vermiyoruz. Fakat bu çalışmadığımız anlamına gelmiyor. Aksine yaz aylarında araştırmaya yoğunlaşıyoruz. Dönem içinde vakit ayıramadığımız makaleleri topluyor, projelerimiz ve yüksek lisans öğrencilerimiz ile ilgileniyoruz.

“Nasıl olsa her sene aynı dersi anlatıyorsun.”

Şu imgeyi silemedik bir türlü: Hoca bir kere ders notlarını hazırlar. Yıllar yılı o notların virgülüne bile dokunmaz. Soruları ve cevapları da yolun karşısındaki fotokopiciden temin edebilirsiniz. Ozalit profesörü.

Ders duvara anlatılmıyor. Öğrencilerin zorlandıkları kısımları gözden geçirmek gerek. Ayrıca pek çok alanda bilim hızla değişiyor. Yeni çalışmalara göre notları güncelliyoruz.

“Eninde sonunda profesör oluyorsun.”

Karpuz muyuz biz yata yata büyüyelim? Yardımcı doçentlikten, doçentliğe geçiyoruz. Ondan sonra da profesör oluyoruz. Bu adımları aşmak için sadece beklemek yetmiyor. Dersler vermemiz, öğrenciler yetiştirmemiz ve bilimsel çalışmalarla kendimizi ispat etmemiz bekleniyor. Profesör olunca da bitmiyor. Annemin bana hep takıldığı gibi, boyuna ders çalışıyoruz.

“Erkenden eve gider çocukları karşılarsın.”

Ne hikmetse bu cümlenin muhatabı her zaman kadın akademisyenler oluyor. Çocuk müşterek bir hadise, neden sadece kadınlar? Eve erken gidince üniversitedeki tonla iş ne olacak? Sadece akademisyenleri değil, çalışan herhangi bir insanı eve erken dönmeye zorlamak devletin ayıbıdır bir kere... Neyse, konu dağılmasın.

“Fildişi kulede yaşıyorsunuz.”

Hoca maaşlarından haberiniz var mı sizin? Değil fildişi, tahta bir kule almak için bile bu iş yapılmaz. Şaka bir yana, ülkenin dertleriyle dertlenen, topluma faydalı olmak için sürekli kafa patlatan pek çok akademisyenimiz var. Evet bazılarının çalışma konuları oldukça soyut. Kapılıp gitmeleri, o arkadaşların çevrelerinde olan bitene duyarsız oldukları anlamına gelmiyor. Hem çalışma konularına ilgi gösterseniz, belki siz de seversiniz. Karmaşık olduğu kadar güzel konular hepsi.

“Rektörü seçiyorsunuz ya, daha ne istiyorsunuz?”

Devlet üniversiteleri kastediliyor. Çünkü vakıf üniversitelerinde seçim yok; orada rektörü mütevelli heyeti belirliyor. Seçim denen garabeti de anlatayım. Evet, hocalar oy kullanıyorlar. Oy çoğunluğuna göre ilk altı kişi YÖK’e iletiliyor. YÖK bu sayıyı üçe indiriyor. Cumhurbaşkanı da o üç kişiden birini rektör olarak atıyor. Yani rektör seçimi için belirlenmiş bu kurallar, iktidarın her daim kontrolü elinde tutması için tasarlanmış bir dizi saçmalıktan başka bir şey değil.

Önümüzdeki hafta onlarca üniversitede rektörlük değişimi olacak. Çekirdekleri kapın, dönen dolapları film gibi izlersiniz.

“Hep itiraz ediyorsunuz.”

Biraz öyle, biraz değil. İyi ki tek ses değiliz. Her fikri konuşup tartışmazsak üniversitenin anlamı kalmaz. Aşağı yukarı her konuya ilk tepkimizin “Acaba öyle mi gerçekten?” olması sağlıklı bir şey. Sora sora, konuşa konuşa doğrusunu bulmaya çalışıyoruz. Bu arada itiraz etmeyenlerimiz de az değiller. Ancak farklı ses daha çok duyulduğu için sizin kulağınıza hep itirazlar geliyor.

İlk aklıma gelenler bunlar. Yazıyı bağlarken sizden iki ricam olacak:

Ortalık tabela üniversitesi dolu. Bunlar tek ödevlerinin diploma dağıtmak olduğunu sanıyorlar. Onlarla memleketin güzide üniversitelerini bir tutuyorsanız, tutmayın. Bu bir.

Sizin eleştirdiğiniz tipte akademisyenler yok mu? Var tabii. Prof. Dr. Yangel Yat ile ekürisi Prof. Dr. Biat Et var mesela. Bu arkadaşlar akademisyen değiller. Hatta onlar hiçbir şey değiller; unvanlarına aldanmayın. Onlarla gerçek akademisyenleri aynı kefeye koyuyorsanız, koymayın. Bu da iki.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız