birgün

18° AÇIK

GÜNCEL 15.01.2020 13:21

Üniversite öğrencilerine okula gitme 'cezası'

Marmara Üniversitesi'nde 2 öğrenci pankart astıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Çıkarıldıkları mahkemede adli kontrol şartı ile serbest bırakılan öğrencilere, ayrıca boş dersler dahil okula gitme cezası verildi

Üniversite öğrencilerine okula gitme 'cezası'

Marmara Üniversitesi gazetecilik bölümü öğrencileri İbrahim Hakkı Eren ve Mert Soydan, 20 Kasım’da sabaha karşı 02.00 sularında evlerine yapılan baskınla gözaltına aldılar. Üç gün süren gözaltının ardından, pankart astıkları iddia edilerek tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildiler ve hâkimlikten adli kontrol şartıyla serbest bırakıldılar. İki üniversite öğrencisine “okula zorunlu olarak gitme” adli kontrolü verildi. Boş derse bile girmek zorunda olan İbrahim Hakkı Eren ve Mert Soydan, “Yoklamaya imza atmazsak adli kontrolü ihlalden tutuklanacağız" dediler.

bianet'in haberine göre Eren ve Soydan’a haftada iki gün karakolda imza atmak şartının yanında üniversitedeki boş dersler de dahil her derse ve sınava zorunlu olarak girme adli kontrolü verildi. Bu adli kontrole göre, yoklamalarda yok yazılmamaları gerekiyor.

EĞİTİM, CEZA OLARAK GÖRÜLÜYOR

Öğrencilerden İbrahim Hakkı Eren verilen adli kontrolün hayatına nasıl etki ettiğini şöyle anlattı:

“İlginç olan okula gitmenin bir ceza olarak uygulanması. Demek ki eğitim, hukuk sistemi tarafından bir ceza olarak görülüyor. Bugün üniversiteler zaten her politik özgürlüğün engellendiği, bilimsel eğitimi savunan öğretmenlerin KHK’larla ihraç edildiği, sivil polis ve ÖGB’lerin yığınağı olmuş bir vaziyette. Sistem bize üniversiteleri de kendi hapishanesi haline dönüştürdüğünü gösteriyor. Buna bir de okula gitme adli kontrolü ceza olarak eklendi.”

ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ

Eren, çalışmak zorunda olduğunu ancak adli kontrol nedeniyle bunu yapamadığını aktardı:

“Eğitimin niteliksizliğinden dolayı dersler genellikle boş oluyor ve öğrenciler okula gelmek yerine işe girip çalışıyor. Biz de çalışmak zorundayız ancak haftada 6 gün denetim altında olmak işe girmemizi engelliyor. Bu durum bana okulu bırakayım diye bile düşündürttü.

afis-asan-ogrencilere-okula-gitme-cezasi-675443-1.

“Genelde ders diye boş sınıfa gidiyoruz. Gidip olmayan dersin olmayan hocasını bekliyoruz, bazen hocaları biz çağırıyoruz. Yoklamaya imza atmadığımız taktirde adli kontrolü ihlal ettiğimiz için tutuklanacağız.

“Çakışan derslerim oluyor, ikisine de aynı anda gidip imza atmam gerekiyor ama bu nasıl mümkün olabilir? Denetimli serbestlik bürosunda çalışanlar bile nasıl böyle bir şey olabilir, diye şaşırdılar. Ailem de tedirgin oluyor, bir kere bile okula gitmesen tutuklanacak mısın, diye merak ediyorlar.”

HAKKIMIZI KULLANAMIYORUZ

Mert Soydan da şunları söyledi:

“Geçenlerde dersim 10.00’daydı. 20 dakika geç kaldım ve gittiğimde ders bitmişti. Hoca ‘Çok kişi yoktu dersi işlemeye de gerek yok’ diyor. Ancak o pozisyonda ben yok yazılmış oluyorum. Daha sonra hocaya imza atabilir miyiz diye mesaj atıyoruz, hoca ‘Olsun gerek yok ben zaten onları sisteme işlemiyorum’ diyor. Bu durumda nasıl bir tavır sergileyeceğiz? Hoca sisteme geçmeyeceğim diyor ama biz olur da geçerse ne yapacağız diyoruz.

“Perşembe ve pazar günleri karakolda imzam, diğer günler de okulum var. Sadece pazartesi ve cumartesilerim boş oluyor ve şehir dışında yaşayan ailemin yanına gidemiyorum. 7 derse gitmeme devamsızlık hakkımız da var ama bu hakkımızı kullansak ne olacak onu da bilmiyoruz.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız