birgün

14° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN PAZAR 04.09.2016 10:29

Üniversiteye başlayanlar için el kitabı

Büyük güç, büyük sorumluluk ister. Örümcek Adam’da okumuştum galiba. Neyse. Bundan böyle toplumun umut bağladığı, o şanslı bireylerden biri olmaya adaysınız. Hepimiz birşeyler yapmak için çabalıyoruz

Üniversiteye başlayanlar için el kitabı

İLKER BİRBİL
Sabancı Üniversitesi, BolBilim.com

Şu aralar ülkede olan biten insanın tüm enerjisini çekiyor. O kör girdaba bir kere girdin mi çıkmana imkân yok. Girmeyeceğim bu sefer. Umutlu bir yazı yazmaya kararlıyım. Üniversiteye bu sene başlayacak yeni arkadaşlar hakkında yazsam yeter. Evet, evet. Daha uygun bir yazı düşünemiyorum.

Birinci sınıf öğrencileri. Hani daha ilk günden kampus kaosunda kaybolanlar. Bugüne kadar sınava hazırlık kitapları, üniversite seçme rehberleri, meslek tanıma kılavuzları okudular. Fakat üniversitede neler yapılır pek bilmiyorlar. Dersler, klüpler, yurt dışı programları, sosyal projeler… Al sana umut.

- Ne! Yine mi ders?

- Öyle ama bir saniye, sakin.

Sınavdı, testti derken sizi küstürdüğümüzü biliyorum. Ama bu sefer farklı. Gerçekten. Artık tek amacınız sınavda başarılı olmak ya da dersi geçmek değil. Öğrenmek. Zaten üniversite son nokta. Öğrendiniz öğrendiniz. İlerde meslek sahibi olduğunuzda üniversitedeki gelişiminiz size yön verecek. Üstelik bu kez şıklardan da gidemezsiniz. Düşünsenize, statik dersini asmış bir inşaat mühendisinin yaptığı evde oturmak ya da anatomi dersinde uyumuş bir cerrahın eline düşmek ister misiniz?

Dersleri kırmak sanırım “cool” gözüküyor. Maalesef derslere girmeyen ve belirli dersleri kolay diye mimleyen bir grup var. Kalabalık bir grup. O nedenle kütle çekimleri fazla. Pek çok insan da o grubun açtığı izden yürüyor. Ne gerek var? Kendi patikanızı keşfetmek daha heyecanlı değil mi? Tam aksine bölümünüze uzak alanlardan dersler alıp diğerlerinden farklı olabilirsiniz. Örneğin Türkiye’de her yıl yüzlerce insan sosyoloji bölümlerine giriyor. Onlardan biriyseniz belki bilgisayar ve istatistik dersleri almayı düşünürsünüz. Ki düşünün. Size garanti veririm; bu sayede dört yıl sonra onca mezunun arasından kolayca sıyrılabilirsiniz.

Bir dakika, hocalardan bahsetmedim. Akademide bir siz varsınız, bir de hocalar. Şişirin kafalarını. Sorularınızı sorun. Anlamadığınız her zaman suç sizde değil; biraz da hocada. Dersleri daha iyi işlemeleri için ısrar edin. Belki on seferin dokuzunda bu ısrar işe yaramayacak ama o bir sefer hem size, hem arkadaşlarınıza, hem de o hocaya iyi gelecek. Özenli hocalar zaten kolay nam salarlar. Erkenden onların projelerinde çalışmak, etraflarında olmak da hiç fena bir fikir olmayabilir. Aklınızda bulunsun.

Dersler dışında ilgi duyduğunuz, merak ettiğiniz bir sürü şey vardır eminim. Yoksa da üniversitedeki klüplere bir göz atın. Elbet bir tane çıkacaktır. Tiyatro, dağcılık, fotoğrafçılık, halk oyunları ve diğerleri. Bu klüplerden biri sosyalleşmeniz için tam biçilmiş kaftan olabilir. Kaldı ki bu tür uğraşlar ile doğrudan kendinize yatırım yapmış olacaksınız. Üstelik kimse için değil; sadece kendiniz için. Büyük zenginlik.

Türkiye’deki üniversitelerin tamamı değişim programları ile yurt dışına öğrenci gönderiyorlar. Fırsatı kaçırmayın. Yeni dersler falan demeyeceğim. O kadar da sıkıcı değilim. Sadece başka bir ülkede bir süre yalnız başına yaşamanın tecrübesi yeter. Farklı bir kültür, farklı insanlar. Evet evet, sakın fırsatı kaçırmayın.

Büyük güç, büyük sorumluluk ister. Örümcek Adam’da okumuştum galiba. Neyse. Bundan böyle toplumun umut bağladığı, o şanslı bireylerden biri olmaya adaysınız. Hepimiz birşeyler yapmak için çabalıyoruz. İlerde konumlarınız gereği pek çok insanı etkileyeceksiniz. Bu da dikkatli, bilgili, ahlâklı ve vicdanlı olmanızı şart koşuyor. Kimse de bu vasıflarla doğmuyor; sonradan kendimize öğretiyoruz. Artık çoktan büyüdünüz. Üniversiteyi bitirmeyi beklemeyin. Sosyal sorumluluk projelerine hemen katılabilirsiniz. Bu bir ilkokulu boyamak da olabilir, evleri yıkılmış insanlara destek için kampanya düzenlemek de.

Eminim etrafınızdakiler “Artık üniversiteye girdiniz ya, gerisi kolay” diyordur. Çok sinir. Bakmayın onlara. Kendinizi bulacağınız, kendi ayaklarınızın üzerinde duracağınız hayat asıl şimdi başlıyor. Dört kolla sarılın.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol