birgün

6° SİSLİ

KÜLTÜR SANAT 24.01.2020 06:00

Uyruğum bu dünya

Uzunca bir süredir yaşamını Viyana’da sürdüren Tunuslu udi Dhafer Youssef, yaşadığı ve bulunduğu her yeri evi olarak yorumluyor: Benim için önemli olan şey gittiğin yere ait olduğunu hissetmek

Uyruğum bu dünya

YAĞMUR BOZACI

Tunus’un dünya sahnesine kazandırdığı udi Dhafer Youssef, Hüsnü Şenlendirici, Eivind Aarset ve Adriano Dos Santos’un katılımlarıyla 8 Şubat’ta Zorlu PSM’de sahne alacak. Youssef ile konser öncesinde müziğini konuştuğumuz bir sohbet gerçekleştirdik.

  • Avrupalı insanlar Doğu müziği hakkında ne düşünüyorlar?

Onların Doğu müziği hakkında düşünmelerine ihtiyacımız var mı? Bence yok. Onların Doğu müziğini hissetmelerine ihtiyacımız var. Müzik üstüne düşünülecek bir şey değildir, hissedilecek bir şeydir. Nereden olursanız olun; kuzey, güney, doğu, batı bu böyle… Müzik hissedildiği sürece güzel. Ama tabii ki de müzisyenler müziğin nasıl yapılacağı hakkında düşünürler. Bence müzik dünya çapında sınırsız ve limitsiz olmalıdır.

  • Peki siz? Doğu’da doğup büyüdünüz, şu anda Avrupa’da yaşıyorsunuz. Doğduğunuz ve yaşadığınız yer müziğinizi nasıl etkiliyor?

Mesela doğduğunuz yerin her şeyini alıyorsunuz, gözlemliyorsunuz, görüyorsunuz, tadına bakıyorsunuz, okuyorsunuz ve deneyimliyorsunuz. Ve gezerken farklı kültürleri öğreniyorsunuz, öğrenirken de kendi kimliğinizi yaratıyorsunuz. Ben gezdiğim için kendim ve sanatım adına şanslı hissediyorum. Çünkü farklı kültürler gördükçe sanatım da gelişiyor.

  • Avrupa’ya yerleşmeye nasıl karar verdiniz? Bu bir dayatma mıydı?

Hayır, hayır. Dayatma kalbimdeydi. Kendimi keşfetmek için farklı şeyler görmem ve gezmem gerektiğini biliyordum. Önceden de dediğim gibi gezme fırsatına sahip olmak harika bir şey. Ben kendi vatanımı, kültürümü temsil etmiyorum, her yer benim vatanım. Türkiye’ye geldiğimde rakı içtikten sonra işkembe yemek oralı olmaktır. Benim için önemli olan şey gittiğin yere ait olduğunu hissetmek. Benim uyruğum bu dünya. Bu benim için çok önemli, evde hissetmemi sağlıyor.

  • İki müzik kültürünü veya müziği karıştırmak bir risk içerir mi? Fikriniz nedir bu konuyla ilgili?

Ben karşılaştırmıyorum açıkçası. Yemek hakkında konuşmuyorum, sanat hakkında konuşuyorum. Benim için müzik farklı kültürler ve fikirlerden oluşan bir bütün. Müzik dinlemek, kitap okumak ya da bir tiyatro izlerken insanlar sizi egzotik olarak ya da farklı bir gezegenden diye görmüyorlar. Müziğimde oryantal tınılar, caz ve klasik müzik, hatta her şey bulunuyor ama o bir bütün. Müziği karıştırmaya değil ondan zevk almaya çalışıyorum. Ben caz müziğiyle, İran müziğiyle, Doğu müziğiyle, Hint müziğiyle, Afrika müziğiyle büyüdüm, her şeyi dinliyorum açıkçası. Bu benim kültürüm ve bunun yanında insanlar müzikleri karıştırmayı seviyorlar ama ben o okula ait değilim. Müzikte ırk, pasaport, renk, siyah, beyaz yoktur. Bu müzik ve müziğin bir kişi, bir ırk haline gelmesi çok güzel.

  • Klasik müzik bestecileri, şarkıları ve ritimleriyle dünyayı etkiledi. Peki, Doğu müziği Batı müziğinden nasıl etkilendi?

Bu sorunun cevabını verecek kişi ben değilim. Ben kendi evimde de çok fazla klasik müzik dinliyorum, rahatlamama ve kendi dünyama dönmeme çok yardımcı oluyor. Aynı zamanda kendi müziğime dair fikirler üretmeme de yardımcı oluyor.

  • Anadolu müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Anadolu müziğini çok seviyorum. Ama Anadolu müziği çok geniş bir kapsam, yalnızca Anadolu’yu kapsamıyor, çok farklı Anadolu müzikleri var ve hepsi çok orijinal, funky, soul, üzücü, mutlu edici… Dans etmemi, ağlamamı sağlıyor. Enstrüman ağlayınca ben de ağlıyorum. Bana göre geleceğe saygı duymak gerekir, sahte olmamalı, orijinal olmalı ve hissedebilmelisin.

  • Bölgede yaşanan politik meselelere siz nasıl bakıyorsunuz, ne düşünüyorsunuz?

Politikayı politiklere bırakmayı tercih ediyorum. Fakat her zaman dünyanın bir yerinde bir şeyler oluyor. Fakat ben bu konularda iyimser olmayı tercih ediyorum, bu dünyayı daha iyi görmemi sağlıyor. İyi bir insan olmaya çalışıyorum ve Tanrı insanların neden kötü olduklarını görmeme yardımcı oluyor. Fakat keşke bu kadar kan dökülmese ve hüzün olmasa.

ŞENLENDİRİCİ İLE BİR OLUYORUZ

  • Hüsnü Şenlendirici’yle birlikteliğiniz nasıl başladı?

Sanırım sene 2010’du. Müziğini çok seviyorum, bence kendi alanında dünyanın en iyilerinden bir tanesi. Ve daha iyi bir arkadaşım olamaz, sahnedeyken bir oluyoruz, Dhaffer veya Hüsnü değil, sahnede biriz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız