Google Play Store
App Store

Özlük haklarından mahrum bırakılan Vakıfbank güvenlik işçileri bu bayramı da sıkıntıyla karşılayacaklarını söyledi. İşçiler “Ne ikramiye ne de temetü var” dedi.

Vakıfbank’ta özlük hakkı mücadelesi
Fotoğraf: BirGün

Ebru ÇELİK 

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2019’da “Kamuda taşeron işçi kalmayacak” açıklamasının üzerinden yıllar geçti. Ancak VakıfBank’ta çalışan yüzlerce güvenlik görevlisi, bu bayramı da kadrosuz, ikramiyesiz, düşük ücretlerle karşıladı.

Türkiye’nin 2025’in ilk üç ayında 20 milyar TL net kâr açıklayan ikinci büyük bankası olan VakıfBank, güvenlik işçilerine gelince aynı cömertliği göstermiyor. Bankanın iştiraki olan PYS Güvenlik Şirketi üzerinden taşeron statüsünde çalıştırılan emekçiler, yıllardır hem iş güvencesinden hem de özlük haklarından mahrum bırakılıyor.

Güvenlik işçileri, diğer kamu bankalarında çalışan meslektaşlarının aldığı temettü, ikramiye, sosyal haklardan hiçbirine sahip olmadıklarını belirtti. 2020’de 50 milyon TL kâr açıklayan PYS’nin günümüzde ne kadar kazandığını bilmediklerini dile getiren bir güvenlik işçisi, “Ziraat ve Halkbank’ta çalışanlar Ocak’ta 80-90 bin TL temettü aldı, biz 33 bin TL maaşa talimiz. İkramiye yok, sağlık sigortası yok. Sadece kuru maaş alıyoruz. Lisans mezunları için göstermelik bir sınav yapıldı. Ancak siyasi bağlantıları olan kişiler dışında kadroya geçiş sağlanmadı. Bu sınavlar elenmek için değil, dışlamak için yapıldı” diye konuştu.

İşçilerin iddiasına göre, şirketin yöneticileri arasında görevini kötüye kullanan, yeterlilik belgesi olmayan isimler yer alıyor. PYS’nin yöneticilerden Ahmet Acar’ın, hem yetersiz olduğu hem de sık sık müsabaka hakemliği için işten uzaklaştığı belirtiliyor. Ayrıca, bankadaki rüşvet olaylarının ancak sosyal medya baskısıyla gündeme getirilebildiği, adı geçen kişilerin başka kurumlara ‘terfi alarak’ geçirildiği iddia edildi.

ÖĞLE ARASINDA DIŞARI ÇIKMAK BİLE YASAK

Öğle molasında dışarı çıkmanın bile yasaklandığını anlatan işçiler, yemeklerini masa başında, gelen personele mahcup olarak yemek zorunda kaldıklarını dile getirdi: “30 dakikalık öğle arasının sadece yarısı maaşa yansıtılıyor. Eskiden mutfakta yemek yerdik, şimdi güvenlik masasında. Bu esnada hem kapıya bakan biziz, hem yemek yiyen.”

İşçiler, Güvenlik-İş Sendikası ile PYS yönetimi arasında kurulan yakın ilişki nedeniyle baskı altında olduklarını ifade etti. Sendika seçimlerinde yapılan usulsüzlükler, ardından gelen işten çıkarmalar, tehdit telefonları ve rotasyon uygulamaları, işçilerin örgütlenmesini de zorlaştırıyor. İşçiler, haklarını dile getirdiklerinde tehditlerle karşılaştıklarını, en temel sosyal medya paylaşımlarının bile yönetime çağrılmalarına neden olduğunu aktardı. İşçiler, Ramazandaki devlet destekli ödemelerin bile ancak bir çalışanın sosyal medya paylaşımı sonrası yapıldığını ifade etti. İşçiler, taleplerini şöyle özetledi: "Kadro hakkımız derhal tanınsın. PYS üzerinden sürdürülen taşeron sistemine son verilsin. Ücret, temettü, ikramiye gibi haklarımız iade edilsin. Sendika yönetiminin baskısı sona ersin. Eşit ve güvenceli çalışma koşulları sağlansın."