birgün

12° AZ BULUTLU

SİYASET 10.06.2021 06:47

Ve Fetret Devri başladı

Tayyip Erdoğan zayıfladıkça iç gerilim arttı. Soylu, Albayrak, eskiler ve MHP gibi dümene geçmeye çalışan çok fazla güç odağı var. İktidardaki kavga parti kadrolarından devletin koridorlarına ilerledikçe iki isim güçlü bir şekilde devreye girdi: Hulusi Akar ve Hakan Fidan.

Ve Fetret Devri başladı

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Biden ile 14 Haziran’da yapılacak görüşmeye hazırlanıyor. Biden göreve geldikten sonra gerçekleşecek bu ilk temas kuşkusuz önemli. Erdoğan her fırsatta bu görüşmeye verdiği önemi ifade ediyor. Burada asıl garip olan yandaş medyanın tutumu. Görüşmeye sayılı günler kala Yeni Şafak, Sabah ve Türkiye gazeteleri NATO ve ABD karşıtı haberlere imza atmakla kalmadı, bunları manşetlere taşıdı. Bu manşetlerden iki sonuç çıkarılabilir:

Birincisi; yandaş gazeteler görüşme öncesi yaşanacaklara dair bilgiye sahip ve kamuoyunu olumsuz sonuca hazırlamaya çalışıyor. Bu durumda esas olarak inişli çıkışlı ama gerilimli bir siyaset devam eder. İçeride izlenilen siyasette çok bir değişiklik olmaz.

İkincisi ise; ABD ve Batı ile ilişkilerin giderek derinleşmesi ve ilerlemesinden endişe etmeleri ya da kendilerince Erdoğan’ı uyarma girişimi olabilir. Bu isimler antiemperyalist olmadıklarına göre onların motivasyonunun arkasında statükoyu koruma refleksi, paylaştıkları iktidarı kaybetme endişesinin olduğunu söylemek mümkün.

Son bir ay içerisinde çok sayıda AKP’li önemli isimle ilgili ciddi iddialar gündeme getirildi. Berat Albayrak, Süleyman Soylu, Binali Yıldırım bunlardan sadece üçü. Hem Erdoğan’la kurdukları ilişki hem Erdoğan sonrasına dair sürekli gündemde olan isimler en çok yıprananların arasına girdi. Erdoğan’ın en yakınında olan ve gelecekte farklı görevlere gelebilecekleri söylenen isimlerin bir anda ayaklarının altındaki halı çekilmiş oldu. Eğer Erdoğan, bu isimlerin yüklerini de omuzlamaya kalkmazsa önümüzdeki günlerde farklı figürlerin öne çıkması kaçınılmaz. Böyle bir durumda da Hulusi Akar ve Hakan Fidan’a ayrı bir parantez açmakta fayda var. Bu iki kritik isim tüm yaşananların dışında kendi gündemlerinde ilerlerken iç kavgaya uzak, Erdoğan’a yakın pozisyon tuttular. Hulusi Akar ve Hakan Fidan, başta Soylu olmak üzere iktidarın parlak politikacılarının radarına çoktan girmişti zaten. Soylu’nun “bakan olmamalı, siyasetin içinde aktif olmamalı” sözüyle kimleri kastettiği çok açık. Birbirlerinin ayaklarına artık çok fazla basmaya başladıkları bir gerçek.

HİKÂYE YARATILIYOR

Süleyman Soylu nasıl parlatıldıysa benzer hamleler, içinde bulunduğumuz günlerde Genelkurmay Başkanlığı ve MİT için yapılıyor. Bölgede yapılan tüm nokta operasyonlar ve kara harekâtları kamuoyuna sunulurken iki imzanın kullanılmasına çok dikkat ediliyor. İçişleri Bakanı uğraşmasına rağmen fotoğrafa çok dahil edilmiyor. Öte yandan Akar’ın ABD ile ilişkiler konusundaki değerlendirmeleri, çizdiği yol haritası Milli Savunma Bakanı’nın çok ötesindeydi. Yani sadece bölgede savaşı yönetmiyor, aynı zamanda strateji de öneriyor.

ABD ve bölge ülkeleriyle yaşanan bunca gelişmenin içinde Hulusi Akar’ın ve Hakan Fidan’ın önümüzdeki döneme ilişkin çok daha belirleyici noktada olması kaçınılmaz. Bu sürecin iç siyasete de etkisi olacak. MİT’in son dönemde çeşitli soruşturma dosyalarıyla gündeme gelmesi bu etkide nasıl rol alacağı konusunda fikir de veriyor. Kritik olan, bu yol haritasına Erdoğan’ın nasıl ikna edilip dahil edileceği.

YURTTAŞI SEYİRCİ KILDILAR

Cumhur İttifakı içindeki hizipler, Erdoğan, Kürt hareketi, Millet İttifakı, herkes yeni döneme dair bir pozisyon tarif ediyor. Kendince yol yöntem de öneriyorlar. Bunun için trafik de işletiyorlar. Bu gayretin dışında bir başka ortak nokta daha var. Tüm gayretin içinde yurttaş yok. Yurttaş stadın tribünlerine yollanmış durumda. İzleyici olarak kalması konusunda özel çaba harcanıyor. Önümüzdeki birkaç yılı belirleyecek sürecin inşasında yurttaşa zamanı gelince oy kullanmanın ötesinde bir rol verilmiyor. Sorunun etrafından dolaşan, yurttaşı özne yapmayan bu yöntemin hiçbir derde derman olmayacağı gibi bu kadar sorunun olduğu bir dönemde yurttaşı daha fazla sahadan uzak tutmak da mümkün görünmüyor.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol