Vicdan ve Adalet Nöbeti'nde 'birleşik mücadele' mesajı

ZEYNEP KURAY / zeynokuray@gmail.com
HDP‘nin Yoğurtçu Parkı’nda başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti 5. günü geride bıraktı. Kadın örgütlerinin halaylarıyla ve şarkılarıyla renklendirdiği nöbet eylemine basın çalışanları, sanatçılar, Alevi kurumları, çevreciler, HDP İlçe örgütleri , Birleşik Haziran Hareketi'nin ziyaretleriyle devam etti.
Alevi kurumları adına konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşbaşkanı Şebnem Değerli, AKP iktidarının tüm topluma uyguladığı abluka, baskı, zulüm politikalarıyla insanlık suçu işlediğini vurguladı. Değerli, “Bu suçu işleyenlere karşı Hüseyin’in duruşunu kaybetmeyeceğiz. Biz Aleviler olarak 72 millete aynı gözle bakıyoruz. Mücadeleniz mücadelemizdir, aşk ile canlar" şeklinde konuştu.
‘BU UYGULAMANIN ADI FAŞİZMDİR !’
78'liler Derneği adına söz alan İsmail Küçükağa, eşit yurttaşlık gelen kadar mücadele edeceklerini vurgularken, CHP Sol Kanat Yürütme Kurulu üyesi Münir Aydın'da, parkın etrafındaki bariyerlere tepki gösterdi. 12 Eylül faşizmini yaşamış biri olarak park girişinde karşılaştığı manzaranın 12 Eylül dönemini aratmadığını vurgulayan Aydın, açık cezaevine girmiş gibi hissettiklerini söyledi. Aydın, "Bir siyasi partinin eylemine girmemize engel olan bu uygulama faşizmdir. Bunu yaşatanlar tarihe kara leke olarak yazılmıştır" dedi. Faşizme karşı ayrı ayrı mücadele döneminin geçtiğine dikkat çeken Aydın, "Faşist kafalardan demokrasi yaratılamaz. Türkiye'nin demokrasiye ihtiyacı var" dedi. Demokrasinin ancak ve ancak dil, din, ırk ayrımı olmadan sağlanacağını kaydeden Aydın, demokrasiye giden yolda "Vicdan ve Adalet Nöbeti"nin önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Nöbeti ziyaret eden Hayır Meclisleri adına söz alan Evin Doğru da yılgınlığa kapılmamak gerektiğini hatırlatarak, “Korkunun ecele faydası yok. Sanmayın ki burada olanlar tek, buraya destek çok fazla” dedi.
"Özgür basın susturulamaz" sloganıyla Yoğurtçu Parkı'nında giren basın çalışanları, HDP Milletvekilleri tarafından karşılandı. Gazetecilere teşekkür eden HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, "Faşizm bir çok şeye düşmandır ama bazılarıyla kan davalıdır. Bunlardan biri gerçektir. Gerçekleri halkla buluşturmaktır basının görevi, bunun için de bir ülkede diktatörlük, ilk önce gerçeklere yani basına saldırır. Ülkemizde de bu genel kural değişmedi" dedi. Bütün zulümlerden en çok payı yine kendini özgür hisseden özgürlüğünden taviz vermeyen basın emekçilerinin aldığını belirten Önder, "Neredeyse tamamı işinden, aşından edildi. Hayatta kendileriyle anılacak en son ithamlarla yan yana iliştirilerek zindanlara atıldılar. Burada doğrular ve gerçekler adına kendi tutumundan taviz vermediği için zindanda olan tüm gazeteci arkadaşlarımızı, özgür basın çalışanlarını özellikle selamlıyoruz" dedi.
"Arkadaşımız olması nedeniyle Ahmet Şık'a özel bir selam yolluyoruz" diye konuşan Önder, "O mahkemeyi, kendisini yargılayanları yargıladığı bir kürsüye dönüştürdü. Bunu da gazeteciliğe yakışır bir şekilde yaptı. Onun şahsında tüm arkadaşlarımızı selamlıyorum" dedi.
Ardından söz alan DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren ise gerçekten demokratik bir ülkede barış içinde yaşayana kadar mücadele edeceğiz" dedi.
‘TEK YOL BİRLEŞİK MÜCADELE!’
Birleşik Haziran Hareketi Meclisleri adına söz alan İlhan Şimşek, BHHM olarak HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbetini desteklediklerini ve sahiplendiklerini vurguladı. Faşizmi geriletmeden demokrasi ve insan haklarının bu ülkede oturtulamayacağını ifade eden Şimşek, bunun tek yolunun da birleşik mücadeleden geçtiğini kaydetti. Şimşek, “Ne zaman ki Semih ve Nuriye’nin çığlıkları Sur’dan duyulur ve ne zaman ki Cizre ‘de buzdolabında bekletilen Cemile’nin annesinin çığlıkları Edirne’den işitilir işte biz o zaman gerçekten doğru bir yolda yürüdüğümüzü ve birleşik bir mücadelede ördüğümüze inanarak yol alacağız ” dedi.
Yakın geçmişte iktidarın bacaklarının titrediği, adeta paniğe kapıldığı üç dönüm noktası yaşadığını aktaran Şimşek, “ Bunların ilki Gezi direnişiydi. Gezi direnişinde insanların farklılıklarına rağmen birlikte mücadele etmeleri siyasi iktidarı oldukça paniğe sevk etmişti. İkincisi referandumdaki ‘ Hayır’ ‘da yaşanan birleşmeydi, bu bileşme iktidarı yine korku ve paniğe sevk etmişti. En son yapılan Adalet yürüyüşünü de bu halkalara eklemekte fayda var. Bu halkalardan biri olan Vicdan ve Adalet Nöbeti bunların bir devamıdır. "
Park ve etrafındaki devlet ablukası F Tipi Cezaevine benzeten Şimşek, bu ablukanın aynı zamanda doğru yolda olunduğunun da göstergesi olduğuna işaret etti. “Madem ki korkuyorlar bu korkularını büyütmek zorundayız” diyen Şimşek, evlere hapsolmuş milyonların öfkesini sokaklara taşımak için cesurca yürümek gerektiğini kaydetti.


