birgün

13° AÇIK

KADIN 06.06.2020 06:00

'Virüs bulaştırırım diye işten atıldım'

Salgın döneminde önce maaşı düşürülen sonra da 'bize salgın bulaştıracaksın' denilerek işten çıkarılan Meryem T.: "Bizlerde çok sık görülen varis nedeniyle ameliyat olmam gerekiyordu. Tatilde olan patronuma söylemediğim için ameliyat olmama izin vermedi"

'Virüs bulaştırırım diye işten atıldım'

SEDA BALMUMCU- PINAR YÜKSEK

Pandemi ile merkeze oturan ve önemi anlaşılan şeylerden birisi de ücretli ve ücretsiz bakım emeğinin merkezi konumu ve vazgeçilmezliği. Bugün ücretli bakım dediğimiz ev işçiliğinden sağlık hizmetlerine çok geniş bir alanda ağırlıklı olarak kadınlar çalışıyor. Bunun yanı sıra ücretsiz bakım emeği olarak ele alacağımız evin temizliği, çocukların bakımı, yemek, çamaşır, alışveriş listesinin yapılması gibi işler de katıldığında kadınların ücretli ücretsiz ev içi işlere ne kadar çok zaman ve emek harcadığı ortaya çıkıyor. ILO'nun paylaştığı verilere göre de kadınlar bu işlerin %76.2'sini gerçekleştiriyor. Ücretli ve ücretsiz ev içi emek toplumsal cinsiyet rejimiyle birleşince kadınların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını olumsuz yönde etkiliyor ve pek çok hastalığa yol açıyor çünkü bakım emeği ve ev işleri kapsamına giren işler ağır işlerden oluşuyor.

Bu hafta sayfamızda ücretli ev işçilerine ve ardından ücretsiz olarak yapılan ev içi emeğe yer verdik. Son olarak, kadınların ev işlerini yaparken yaşadıkları fiziksel ve ruhsal hastalıkları uzmanlarla konuştuk.

İlk olarak ev işçisi olarak çalışan 47 yaşındaki Aynur Kılıç ile konuşuyoruz. Pandemi ile birlikte işsiz kalan Kılıç, tekstil atölyesinde çalışan eşinin de işsiz kaldığını söyleyerek başlıyor sözlerine. 4 çocukları olduğunu söyleyen virus-bulastiririm-diye-isten-atildim-740389-1.Kılıç, “Günlük işler bulmaya çalışıyorum ancak salgından dolayı çok zor, bulduklarım da az para veriyor. Günlük 80 liraya bulabilirsem sigortasız çalışıyorum. Evde kal diyorlar ama faturalar var, kira var, evde kalınca 6 kişi nasıl doyacağız?” diyor.

2 aydır kira ödeyemediğini belirten Kılıç, “Eşim de ben de asgari ücretle çalışıyorduk, sigortalarımız devam ediyordu. Kendi yağımızda kavruluyorduk ama şimdi ne yapacağımızı bilmiyoruz. Evde de huzur kalmadı. Eşimle kavga etmezdik ama artık her konudan kavga ediyoruz. Çocukların ihtiyaçları, istekleri oluyor karşılayamıyoruz. Böyle olunca ben ona sarıyorum, o bana. Kendini dışarı atıyor. Psikolojik olarak da çok yıprandık. Anlatılmaz yaşanır denir ya, yaşıyoruz işte…” ifadelerini kullanıyor.

Kılıç, “Vakalar daha iki basamaklı değilken okullar kapatıldı, şu anda binlerce kişi var ve her şey normale döndü. Burası turizm şehri canlanmaya başladı. Otobüsler tıklım tıklım. Ne evde, ne sokakta hayat yok.” diyerek sonlandırıyor sözlerini.

AMELİYAT OLMAMA İZİN VERMEDİLER

Daha sonra konuştuğumuz 47 yaşındaki Meryem T.* 4 yıldır düzenli olarak aynı evde çalışıyor ancak 2 bin 200 lira olan maaşını salgın sürecinde bin 200 liraya düşürmüşler. Maaş kesintisinin ‘gerekçesini’ ise şöyle açıklıyor Meryem:

“Normalde sabah 10.00’da çalışmaya başlayıp, akşam 19:00’da işten çıkıyordum. Ancak otobüsler kalabalık olduğu için korkuyorum, bu yüzden yürüyorum. Yol neredeyse 1.5 saat sürüyor, eve gitmem çok geç saatleri buluyordu o yüzden 17:30’da çıkmaya başladım. İhtiyacım olduğu için maaşım kesilse bile kabul edip, çalışmaya devam etmek zorundaydım”

Meryem T., güvencesizlik, işsizlik kıskacında kızına da iyi bir gelecek sağlayabilmek için 4 yıl boyunca maruz bırakıldığı muameleden bahsediyor:

“Evde bir şey bozulduğunda beni sorumlu tutuyorlardı, maaşımdan kesiyorlardı” diye devam ediyor sözlerine Meryem T. ve ekliyor, “Hiçbir arızada benim suçum yoktu. Nasıl insanlar hastalanıyorsa bir ömürleri varsa makinalar da öyle ama ne bozulsa benden bildiler, maaşımdan kestiler…”

4 yıl boyunca evin farklı noktalarında kamera ile izlendiğini anlatan Meryem T. “Evde benim baktığım küçük bir çocuk olsa kaygılarını anlayabilirdim ama çocuklar da büyük ve ben çalışırken okulda oluyorlar, kendilerini görmüyorum” diyor. “Gün içinde izlenirken aranıp, azarlandığın oluyor mu?” diye soruyoruz Meryem T.’ye “Bir keresinde onlar için turşu yapacaktım ama yapmayı bilmiyordum o yüzden karşı komşuları geldi bana öğretmeye. Kameradan görüp, azarladılar” diye cevaplıyor.

Sürekli ev işi yapan kadınlarda bir takım kronik rahatsızlıklar meydana geldiğinden bahsediyoruz ve kendisinde de böyle bir rahatsızlık var mı diye soruyoruz Meryem T.’ye. “Olmaz olur mu 2 kere varis nedeniyle ameliyat oldum. Üstelik ilk ameliyatımda patronlarım tatile gidecekti onlar yokken aradan çıksın, geldiklerinde yemeksiz kalmasınlar diye düşündüm. Patronumun annesine söyledim, ondan duyup beni aradı ve habersiz ameliyat olacak olmama kızıp, ameliyat tarihimi iptal ettirdiler” diye cevaplıyor.

Şimdi işine de son verildiğini söyleyen Meryem T. “Kızımda demir eksikliği nedeniyle halsizlik oluyordu korona olduğunu iddia ettiler. Testi temiz çıktı ancak 15 gün işe gelmeme müsaade etmediler 15 günü de zaten bin 200 liraya düşen maaşımdan kestiler. Daha sonra virüs bulaştıracağım korkusuyla işimi sonlandırdılar. Çok sorun yaşıyorum anlatamıyorum” diyor ve sözlerine daha fazla devam edemiyor.

EV İŞÇİLİĞİ KRONİK HASTALIKLARA GEBE

SES genel sekteri doktor Pınar İçel’e göre “Cam silmek, ağır kaldırmak, merdiven inip çıkmak, eğilip kalmak vb. işler haftanın her günü, sürekli olarak yapıldığında kalıcı hasarlar bırakacak kadar ağır işler. İçel, “Literatüre virus-bulastiririm-diye-isten-atildim-740390-1.baktığımız zaman özellikle “bel fıtığı, astım, bronşit, sinir sıkışması” başlıca hastalıklar olduğunu görülmektedir. Temizlik işlerinde çalışan kadınlar bel ve sırt ağrılarından, eklem ağrılarından, cilt-deri ve solunum sorunlarından sıklıkla şikâyet ettikleri görülüyor” diyor.

“Ev hizmetleri alanında çalışan işçi sayısı, iş kazaları, meslek hastalıkları oldukça sık görülmesine rağmen TÜİK’in özel istatistiki bir düzenlemesi yok ve bu alana dair yapılan araştırmalar oldukça az ve kısıtlı” diyen İçel, “2006 yılında Ankara’da çalışan temizlik işçileriyle yapılan bir çalışmanın sonucuna göre işçilerin yüzde 26’sının iş kazası geçirdiğini belirtiyor ve ekliyor:

“2011’de ise Türkiye’de en az 51 ev işçisi kadın gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş, 400’den fazla ev işçisi kadın taciz ve tecavüze maruz bırakılmış, 3 bin ev işçisi kadın iş kazası geçirmiştir.”

İçel’e göre ev işçiliği, işçi sağlığı ve güvenliği açısından tehlike arz edecek bir içeriğe sahip olmasına rağmen bu konudaki yasal düzenlemeler maalesef ki çok zayıf. Ücretli bakım emeğinde çalışanların çoğuna sigorta yapılmıyor, hastalıkları meslek hastalığı kapsamına alınmıyor. Hastalandıklarında çalışmaya devam etmeye zorlanıyor, eğer çalışamaz bir durumda ise maaşlarından direk kesinti yapılıyor.

Ücretli ve ücretsiz bakım emeğinin toplumsal cinsiyete ilişkin boyutları kadınların ruh sağlığını da etkiliyor. Kadınların yaşadığı psikolojik stresin ücretsiz bakım emeğine ayırdıkları sürenin artışı ile artmaktadır. Partnerler arasında bakım işlerinin eşit bölüşülmemesinin ve özellikle çocuk bakımının eşitsiz bölüşülmesinin önemli bir psikolojik stres kaynağı olduğu gösterilmiştir. Bunun yanı sıra ücretli bakım işlerinde çalışanlarla yapılan çalışmalarda da daha yüksek oranda tükenmişliğe rastlanmıştır.

İçel, ev içi işlerin eşit paylaşılmasını, hem de bu işi ücretli olarak yapan ev işçisi kadınların işçi olarak tanınarak yasal haklarının verilmesi gerektiğini belirtirken ev işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal güvenlikten yararlanmaları için acilen önlem alınması gerektiğine vurgu yaptı.

SÜREKLİ TEMİZLİK DÜŞÜNÜYORUM

SENA ÖZCANLI

Ücretsiz ev içi emeğe ilişkin konuştuğumuz Ayfer A.* İse “Bana hep zor gelmiştir ev işleri. Dünyada en çok nefret ettiğim ama en çok yaptığım da ev işleri. Çünkü onun bir sonu yok. Her gün, aynı rutin şeyleri yapıyorsun. Kendi kişisel bakımın gibi olmadığından zevk de almıyorsun. Çünkü kendini değil evi kapsıyor. Ama yapmak zorundasın. Temizliği çok seviyorum, çok sevdiğim için de çok yapıyorum. Bunları yaparken çok şey kaybettim çok vakit alıyor çünkü” diye başlıyor sözlerine.

Çalışırken de çocuk bakarken de en çok vakit ayırdığının temizlik olduğunu söyleyen Ayfer A. “O kadar çok vakit alıyor benim için. Çünkü ben biraz daha fazla inceleyen bi insanım. Bü yüzden de doku bozukluğu sebebiyle dizlerden, bacaklardan, belden rahatsızım. Zaten kadınların bir çoğu ev işleri yapmaktan bel fıtığı oluyor. Fabrikada ya da tarlada çalıştığın gibi olmuyor, oranın bir ritmi ve sınırı var ama evde her türlü açıda çalışıyorsun; yatağın altında bile çalışıyorsun” diyor.

Ayfer A. Sözlerini şöye sonlandırıyor: “Temiz olunca mutlu oluyorum çok bedel ödememe rağmen. Ama o temizlik kalmışsa ve yapmamışsam beynimde sürekli o oluyor. Yapamıyorsun ya da yapmıyorsun yine benim aklımı meşgul ediyor. Her zaman her yerde düşünüyorsun. Yazlığa gidiyorsun gideceğin yeri nasıl temizleyeceksin diye düşünüyorsun ya da dönerken de bıraktığın evi nasıl temizleyeceğini. Bir kadın olarak kimseye tavsiye etmem. Erkekler sadece yardımcı oluyor. Hep düşünürdüm ki erkekler asıl işi yapsa, sorumluluk onlarda olsa biz kadınlara onlara yardımcı olsak?

TEMİZLİĞE BAĞLI RUHSAL HASTALIKLAR ARTACAK

virus-bulastiririm-diye-isten-atildim-740391-1.

Sürekli ev işi yapmanın kadınlardaki psikolojik etkisine ilişkin bilgi veren Uzman psikolog Nesli Zağlı şu ifadeleri kullandı:

Hala yaşamakta olduğumuz salgın dönemi fiziksel bir hastalık tehdidi kadar ruhsal anlamda da bir tehdit oluşturdu. Özellikle karantinada ve ciddi bir izolasyonla yaşanan sürecin obsesif kompulsif bozukluğun da içinde olduğu pek çok ruhsal bozukluğu tetiklediği zaman içerisinde yayınlanan bilimsel araştırmalarla gösterilecektir. Temizlik ve bulaşma korkusu ile yaşayan obsesif bozukluk hastaları aslında ortada bir pandemi yokken de temizlik ve hijyenle ilgili zorlantılar yaşıyorken bunun hijyen kontrolü gerektiren bu dönemde katlandığını söyleyebiliriz. Genellikle ev içi temizliğin ve hijyenin birincil sorumlusu olarak görülen ev kadınları da bu dönemde çok daha ağır bir yük altına girdiler. Bozukluğun doğasında olan “yeterince temizlenmemiş” olma korkusu temizliğe ayrılan zamanı ve yorgunluğu arttırdı. Çoğu ev kadınının bu hijyen rutinleri için bir destek almadığı düşünüldüğünde hijyen çabalarının zihinsel ve bedensel bir kısır döngü oluşturduğu söylenebilir. Bizim kültürümüzde evin ve evdekilerin hijyeni bir onur nişanesi gibi göründüğünden çoğu obsesif hasta tanı almadan yaşıyordu. Bu dönem içinde ve izleyecek olan 3-6 ay içinde hastalığın ortaya çıkışında ve olan hastalığın şiddetinde artış bekleniyor. Kısacası bedava iş gücü olarak sömürülen ev işçiliği pandemi sürecinde kadın ruh sağlığına büyük tehdit oluşturdu. Ev halkından kimsenin evden çıkmadığı durumda bile defalarca evi dezenfekte eden kadınların, bu davranışların önlem alma sınırını aştığını farketmesi ve uygun dönemde yardım araması gerekmektedir.

* Güvenlik gerekçesiyle kişilerin isimleri değiştirilmiştir.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız