Vizyonu laik misyonu dinci eğitim
TURAN ESER TURAN ESER

Adıyaman, Gölbaşı’na bağlı Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde Alevi öğrencilere yönelik baskıcı uygulama ve mezhepçi dayatmalar haber konusu olmuştu.

Habere konu olan iddialar şikayet konusu oldu. Kaymakamlık mağdurların görüşlerini dikkate almayarak, eğitimdeki hak ihlallerini ve laiklik karşıtı girişimleri tümüyle red etti.

Halk arasında “Ateş olmayan yerde duman çıkmaz” diye bir tabir vardır. Bu okulda çok ciddi ve vahim bir uygulama vardır.

Siz bu okulun resmi web sayfasına “Eğitimde sürekli yenileşmeyi ve gelişmeyi sağlayarak; ögrenci merkezli eğitim anlayışıyla tüm öğrencilerimizi bilim insani ve aydın bir yurttaş olarak yetiştirmektir” diye laik bir vizyon yazıldığına bakmayın.

Bu okulda mezhepçi ve dinci eğitim var. “Meslek eğitimi” ile “İmam Hatip Lisesi” iledindar ve ucuz işgücü nesil yetiştiriyor.

Din ve meslek programı karışık bir eğitim var. Kaderine razı geleceğin ucuz işgücü dindar işçilik eğitimide diyebiliriz

Bu lisede “vizyonumuz” dediği “yenileşme ve bilimsellik” yok. Gericilik, mezhepçilik ve zorla tarikat dayatmasının mağduru olduğu iddiaları var!

Çocukların geleceğe ve yaşayacağı çağa doğru “bilimsel” bir yolculuk yerine, geçmişe yolculuk öğütleniyor ve örgütleniyor. Dinine ve kinine bağlı bir neslin ve siyasal İslamcı ideoloji oluşturmayı rehber edinmiş Necip Fazıl Kısakürek ve II. Abdulhamit’te yolculuk var. Okul panolarında onların resimleri yer alıyor.

Güya “Öğrenci Merkezli Eğitim”miş!

Okulun bir diğer vizyonu da; “ögrenci merkezli eğitim anlayışı”!

İlk bakışta “ne kadarda demokratik ve katılımcı eğitim” diyebilirsiniz.

Oysa öğrenciler tam tersini yaşıyor. Okulda, öğrenci merkezli değil, eğiten merkezli eğitim var! Mezhep ve dayatma merkezli eğitim var!

Okul müdürü ve rehber öğretmeni Alevi öğrencilere “namaz kılın”, “Hz. Ali kılıyordu siz niye kılmıyorsunuz?” diye, mezhep ve ulema merkezli eğitim baskısı ve okulda namaz dayatması yapıldığı basına ve suç duyurlarına yansıdı.

Kamu Okulunda Tarikat Dayatması

FETÖ’den ders almadıkları belli. Kendi elleriyle Menzil tarikatının “Semerkand” dergisini çocuklara dağıtıyorlar; “okuyun” diyorlarmış!

Kız öğrencilerin beden eğitimi derslerine katılımını, erkek öğrencilerle konuşması yasaklanıp, namaz kılmayan öğrencilerin notları düşürülüyormüş!

Din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünü hiçe sayan bu mezhepçi ve dayatmalı din eğitimi karşısında, rahatsız olan öğrenciler ve aileler şikayetçi oluyorlar. Yeniköy’lü aileler, köyün muhtarı Abdurrahman Bener aracılığı ile savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Fakat taşralarda hak aramanın zorluğu bilinir. Taşralarda kamu “telkini” aba altında sopa göstermeyi iyi bilir.

Taşralarda Hak İhlalleri Daha Yaygındır, Çünkü Üstü Çabuk Örtülür.

Ne oldu? Muhtar okulda Alevi öğrencilere uygulanan hak ihlallerine dair dilekçesini geri çekti. Ardından ilçe kaymakamlığı iddiaların tümüyle geçersiz olduğuna dair basın açıklaması yaptı.

Çünkü taşrada yaşanan hak ihlallerinin üstü çabuk örtülür. Oysa eğitimdeki mezhepçi din dayatması tekil bir olay değil, sistematik bir asimilasyon politikasının devamıdır. Bunu her gün yüz yüze yaşamaktan kaynaklı olarak, artık dayanılmaz hale gelen durum, çocuklarda psikolojik çöküntüye dönüşmüş durumda. Belören’de durumun daha da vahim olduğu ifadeler ve iddialar arasındadır.

Gölbaşı Kaymakamlığı tüm iddiaları yalanlasa da, Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Abdullah Özbay, Akit’e verdiği demeçte; “Öğrenci ve velilerimizi İslam'a uygun yaşamaya davet etmemiz suç ise evet suç işliyoruz”, Menzil tarikatının Semerkand dergilerini okunması için öğrencilere dağıttığı iddialarına, "Menzil'deki mübarekleri Allah dostu oldukları için seviyorum" diyebiliyor.

Oysa hiç kimse devlet adına, kamu gücünü kullanarak, hiç bir öğrenciye ve velisine zorla din öğretemez. Bu Anayasa’ya, eşitlik ve laiklik ilkesine aykırıdır ve suçtur! Kamu okullarında zorla bir mezhep ya da tarikat dayatılamayacağı gibi, AİHM kararları ve evrensel hukuk değerlerine uyulmalıdır.

Madem bu okul vizyonunu; "öğrencilerimizi bilim insani ve aydın bir yurttaş olarak yetiştirmek” olarak tanımlamış.

O zaman, dogmaların ve tarikatların değil, bilimin yolunu göstermelidir. Alevi çocuklarını asimile etmek için zorla namaz kıldırarak! Sünni öğrencilerin başlarını örtükleri gibi, şimdi Alevi kız öğrencilerinin de başlarını zorla kapatarak değil!

Bilimsel kitaplar yerine, Menzil tarikatına ait mezhepçi dini kitaplar okutmak ve bunun dışında kitapların okunmasını yasaklamakla “bilim insanı” değil, ancak şeyhlere mürit yetiştirilir.

“Bilim insanı aydın bir yurttaş olmak” için kız ve erkek öğrencilerin birbirleriyle konuşmaması, kız öğrencilere sporun yasaklanması, Menzil tarikatının kitaplarının okutulması, eğitimi dinselleştirmek ise gerçek vizyonların ve misyonların dışa vurumudur.

Eğitim sistemin sorunları dincilik anlayışıyla çözülmez. Öncelikle laik, bilimsel ve kamucu eğitim için, okul, öğretmen, öğrenci ve veli ilişkisi demokratik ve katılımcı zeminde buluşmalıdır.

Laik eğitim çocuklarının özerk, özgür ve eleştirel düşünme hakkına saygı duyar ve teşvik eder. Kamu eğitimi bir dine ya da sermayenin hizmetine hizmetkar ve modern köle yetiştirmez. Kamu eğitimi bugünü ve geleceği laikleştirmek, aydın, bilimden, akıldan, evrensel değerlerden, insan onuru ve insan haklarından yana insanlar yetiştirmektir.

Farklı inanç ve düşünceleri dışlayan değil, herkesin eğitim hakkını, laik, bilimsel, parasız ve kamucu eğitim hakkını savunmalıdır. Bu nedenle, vizyonu laik, bilimsel ve kamucu olması gereken eğitimin, dinci, mezhepçi ve tarikatçı misyonu üstlenmiş Belören Çok Programlı Anadolu Lisesi’ndeki uygulamalar için MEB ve savcılık gereğini yapmalıdır.

Eğitimin ve okulların mezhepçilik ekseninde dinselleştirilmesine son verilmesi için, laik ve bilimsel eğitime geçilmelidir.