Wembley’de, Dünya gözüyle Lionel Messi
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Sanırım 2011 senesiydi, Ada futbol tarihinin ilk milyon Sterlinlik transfere imza atmış Trevor Francis, “The Guardian” gazetesinde yer alan söyleşisinde şöyle diyordu: “Merak ediyorum, acaba yüz milyon Sterline imza atacak futbolcuyu görebilecek miyim? Eğer bu mümkün olacaksa, isterim ki o futbolcu Lionel Messi olsun. Bunu gerçekten hak ediyor. Ama kim böyle bir transferi gerçekleştirebilir ki?”

O zamanlar 24 yaşındaydı Arjantinli. Hikâyesi 2000 senesinde Barça’ya gelişiyle başlamış. Doğup serpildiği Rosairo, Che Guevara’nın dünyaya gözlerini açtığı şehir. Henüz 12 yaşında, şehrinden, babasının antrenörlüğünü yaptığı Newell’s Old Boys takımından kopup, Barcelona’ya yerleşirken, bu transferi gerçekleştiren kulübü, “growth hormone deficiency” hastalığının tedavisini de üstleniyor. Fabrika işçisi bir baba, temizlikçi bir annenin dört çocuğundan biri, başka bir ülkede yeni bir yaşama başlarken geride annesini ve kız kardeşini bırakıyor. “İlk zamanlarında çok utangaçtı” diyor onun genç takımdaki hocası Calres Folguera….

2003-04 sezonunda Barça’nın ilk 11’ine girmeye başladı. Öncesinde İspanya Futbol Federasyonu 20 yaş altı takımda forma giyme fırsatı sunmuş ama o doğup büyüdüğü toprakların takımını tercih etmişti. 2004 senesinin güzünde, Espanyol ile oynanan lig maçında kendisine ilk 11’de oynama şansı veren hocası Frank Rijkaard önemli yer tutuyor kariyerinde. O sezon Barça şampiyonluk kupasını kaldırırken, o da kulüp tarihinin en genç golcüsü unvanını kazanıyor. Sonrası malumunuz, sürekli yükselerek dünya futbolunun en değerli iki oyuncusundan biri haline gelişi, günümüze kadar beş kez kazandığı “Ballon d'Or”, dokuz La Liga şampiyonluğu, dört kez kaldırdığı Şampiyonlar Ligi kupası, toplamda 33 kupa. Dünya futbolun en zengin ikinci topçusu, kulübüyle ile olan sözleşmesi ve sponsorluk anlaşmalarından günde 128 bin dolar kazanıyor…

***

“Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur / sesinin solgun göğünde / küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur” der şair o enfes şiirinde. Bir yazın daha bittiğini hatırlatan, güneşin yüzünü unutturmaya başladığı ekim ayının ilk günlerinde Lionel Messi’li Barça gruptaki ilk maçında İnter’e 2-1 yenilen Tottenham karşısında. İnanması güç ama tarihte sadece üç kez karşılaşmış iki takım, en son 1982 senesinin baharında, Kupa Galipleri Kupasında. Katalan takımı 2-1’lik sonuçla tur atlamış. Katalanların genelde yüzü gülüyor İngiliz takımlarına karşı, Adalılara karşı oynadıkları son 11 maçın sekizini kazandılar. Ancak Tottenham evinde kral, geçen sezon Wembley’de oynadıkları grup maçlarının üçünü de kazandılar. Bu maç günümüz futbolunun iki büyük golcüsün de karşı karşıya getiriyor. Kane 26, Messi 31 yaşında, geçen sezon Şampiyonlar Ligi’nde Kane 7 maçta 7 gol kaydederken Messi 10 maçta 6 golü buluyordu. UEFA Kuplarında Kane’nin 42 maçta 19, Messi’nin 130 maçta 106 golü var...

Sezona iyi başlamayan, son üç lig maçında iki puan alan Barça 4-3-3 dizilişinde, hücumda Coutinho, Suarez, Messi. Henüz 2. dakikada golü buluyorlar, Messi’nin savunma arkasına bıraktığı enfes pası, Alba’nın yardımıyla ağlara gönderen Coutinho. O gol futbol okullarında ders diye gösterilmeli. Çok adamla üçüncü bölgede pres yapıyor ev sahibi ama ayağa paslarla çabuk çıkan rakip karşısında boş alan bırakıyorlar. Yaratıcı Eriksen’in yokluğu onlar adına önemli kayıp, malum o da Tottenham’ın Messi’si. İlk 15 dakikada beraberlik için yüklenen Tottenham, rakip savunmanın solundaki Alba’yı zorluyor. İlk tehlikeli atağını 25’te geliştiriyor Tottenham, Kane’nin ceza sahası dışından vuruşu kaleci Stegen’de kalıyor. 29’da farkı ikiye çıkarıyor misafir, Rakitic’in uzak menzilli volesi karşısında çaresiz kaleci Lloris. Oyunu istediği şekilde yönlendiriyor Barça, hücuma çıktıkları anlarda tempoyu ayarlayan, ölümcül paslar atan kaptan Messi’yi izliyor Wembley’i dolduran taraftarlar. Barça’nın topa yüzde 65 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi yedi kez yokladığı devre iki farkla kapanıyor.

İkinci devreye bıraktığı yerden başlıyor Barça, Buquets’in enfes pasıyla hareketleniyor Messi ceza sahasına girerken vurduğu plase direğe takılıyor. Farkın artması kaçınılmaz derken 52’de seviniyor Tottenham, Kane rakip ceza sahasının çaprazından uzak köşeye bırakıyor topu. Ama uzun sürmüyor sevinçleri, o golden üç dakika sonra Messi yine sahnede, Alba’nın önüne bıraktığı topu gole çeviriyor. Yazan da yöneten de hep başrolde 10 numara. 66’da farkı yeniden bire indiriyor Tottenham, çalışkan Kane’nin önüne bıraktığı topa vuran Lamela, savunmaya çarpan top ağlarla buluşuyor. Seyircilerin, “Hiç bitmesin!” dedikleri futbol şöleninin son bölümünde, Tottenham’ın beraberliği kovaladığı anlarda bir kez daha sahneye çıkıyor Messi; Suarez bırakıyor, kaptan tamamlıyor…

Bir futbol neslinin hayranlıkla izlediği kariyerinde ilk kez Tottenham Hotspur karşısında forma giydi Messi, iki gol, bir asistiyle büyüledi. İzleyenler kendilerini şanslı saymalı, dünya gözüyle sihrine şahit oldular o güzel Londra akşamında…